24 Aralık 2015 Perşembe

Boşa Harcanan Emek: 'Maymunlaş-ma' (Tiyatro İn'taKt)

Tiyatro İn'taKt' tarafından  Kafka'nın 'Akademi İçin Bir Rapor' isimli hikâyesinden uyarlanan 'Maymunlaş-ma' isimli oyunu seyrettim.




Tiyatro ile uğraşanlar tarafından çok sevilmiş olmalı ki pek çok topluluk tarafından  hikâyenin uyarlamaları yapılmış. Hikâye, ' Young Vic Theatre Co.' yapımı "Kafka'nın Maymunu" ismiyle 18.İstanbul Tiyatro Festivali 'nin programında yer aldı. Ertesi yıl 'Avrupa Üniversiteleri Tiyatro şenliği' kapsamında Liége Üniversitesi Kraliyet Üniversite Tiyatrosu tarafından yapılan uyarlama gene karşımıza çıktı. 2013 yılında Boş Sahne isimli topluluk uyarlamasını sahneledi.

Tiyatro İntakt 'Maymunlaş-ma' ismini tercih etmiş. Oyun isminin yazılışı maksadı anlatıyor. İsim olarak okursanız, 'maymunlaşma', hikâyenin anlattığı olayın tam karşılığı. Tiyatro İn'taKt, 'maymunlaş-ma' diye yazdığı için aklımıza başka bir deyimi getiriyor, ('maymun olmak' yâni 'çirkin ve gülünç olmak, kepaze olmak,  taklitçilik') emir kipinde okursanız 'maymun olma' demek isteniyor(herhalde).  

Kafka, insan olan bir maymunun hikâyesini anlatır. İnsanlar tarafından yakalanan maymun hayatta kalmasını, onları taklit edebilmeyi becermesine borçludur. Taklitle başlayan macera, maymunun insan olmasıyla sonuçlanır. Maymundan olma insan, önündeki iki seçenekten birini tercih ederek hayvanat bahçesi yerine  bir müzikholde çalışmaya başlar.  Başından geçenleri anlatmak için 'Akademi'ye bir 'rapor' yazar.

Kafka hayvan temasını çok kullanmış. Böcek, fare, köpek, köstebek, porsuk ve daha niceleri Kafka'nın kahramanları olmuş.

"Kafka, kızkardeşine, "çocuk, adam olmak için, elden geldiği kadar erken hayvanlıktan uzaklaştırılmalıdır" diye yazmıştı. Kafka'ya göre hayvanlık, insanın, sorumluluğa, insana has girişken­liğe, son durağı araştırma yeteneğine ulaşamadığı aile çevresidir."(Kaynak) Bence bu sonuçta Kafka'nın babası ile olan ilişkisinin rolü çoktur. Darwin'in estirdiği rüzgârın etkisini de unutmamak gerekir.

Hayat da insana başka çözüm yolu da bırakmamaktadır. 'Çıkış yolu', ' başkaları gibi yapmaktadır'. Maymun bunu fark ettiğinde(!) çıkış yolunu bulur.  "Bütün bu, aynı çehre ile aynı hareketlerle gelip giden insanlara bakıyordum; bana, çok zaman, bunların hepsi bir tek insanmış gibi geliyordu. Demek bu adam ya da bu adamlar serbestçe hareket etmekteydiler. Hiç kimse, eğer kendileri gibi olursam demir parmaklıkların açılacağına dair söz vermiyordu bana... ama... insanları taklit etmek ne kadar kolaydı! Daha ilk günlerde, tükür­mesini öğrenmiştim"(Hikâye)

Maymunun insanlığa geçişi içki şişesini başına dikmesiyle başlar ve kafası bir hoş olunca attığı nara, insanların dikkatini çeker.  (Oyunda 'merhaba' dedirtmişler maymuna.) Bu geçişte, insan olmanın bir sarhoşluk olduğu iması da vardır.

"Kafka'nın dünyası, İkiye bölünmüş insanın dünyasıdır. İnsanın, bu ikiye bölünüşün bilincini yitirdiği, kendisini uykuya bıraktığı dünyadır. Kafka'nın iç dünyası, bu yabancılaşma dünyasına ait olmak, boğazına kadar onun içine batmış olmak duygusu ile uyuyanların gözlerini gerçek bir hayata açtırmak için duyduğu ihtiraslı arzudan kuruludur."(kaynak) Kafka'nın 'iki  'yüzlü'lükten' şikayet etmesi eserlerinde dokunduğu bir diğer  temadır.  Bazen 'ikilem' haline gelir bu.  Tercih edememek, iki arada kalmak, bunaltıcı bir sıkıntı hâli olarak ortaya çıkar.  (Maymun insan geceleri maymundur gündüzleri insan. )  " Bir bürokrat olan Kafka durumunun devamlı ikiyüzlülüğünden acı duyuyordu. Kendisine göre, toplumdaki bütün yabancılaşma­ların özetlendiği bu bürokrasi içinde o, durmadan kendi bilincine karşı hareket etmeğe zorlanmış, sü­rüklenmiştir: Kimi zaman, tiksindiği bir kuruluşu kol­layıcı bir rapor ya da yazı yazmağa ; kimi zaman da, doğruluğunda hiç şüphesi olmadığı dilekçeleri ge­ri çevirmeye ya da ustalıkla atlatmaya zorlanmıştır."(Kaynak) 'Bürokrasi, rapor' hikâyenin isminde kendini gösterir.

" Düzenin kendisinden doğan kapitalizme özgü ya­bancılaşma mekanizmasını şöyle anlatıyor: "Kapita­lizm, içerden dışarıya,dışarıdan içeriye, yukardan aşağıya, aşağıdan yukarıya giden bir bağımlılık siste­midir. Onda her şey basamaklandırılmış, demire vu­rulmuştur. Kapitalizm, dünyanın ve insan ruhunun bir hâlidir." (kaynak) İnsanlaşan maymun bu hâlin içine düşer.  'Çıkış yolu' 'özgürleşme'ye çıkmaz.  Bu ruh hâlini  Kızgın Çalı" hikâyesindeki kahramanın sözlerinde buluruz:  "Sık bir çalılığa düşmüştüm ... düşüncelerim ara­sında kaybolmuş rahatça dolaşıyordum, sonra birden kendime geldim!" Çalılık sanki etrafımda bitmişti. Dı­şına çıkamıyordum, kaybolmuştum!" (kaynak)

Ben 'Maymunlaş-ma'yı bu bilgilerin ışığında seyrettim. Doğrusunu isterseniz kelimenin karşılıklarından biri olan  'kepaze olmak' fiilinin karşılığı dışında bir anlam çıkaramadım oyundan.  Tiyatro İn'taKt, bugün içinde yaşadığımız ortamda 'maymunlaşma'nın bu anlamını vurgulamak istemişti galiba. Bana 'sığ' bir yaklaşım gibi geldi.


 Oyun alanında bir kafes ve maymuna hareket imkânı veren 'bar'lardan oluşmuş bir düzen kurulmuştu. Oyuncu hikâyesini anlatırken eylemi gösteriyordu. Bunda başarılı olduğunu söylemem gerek, atletik hünerlerini başarıyla sergiledi. Ama kostümünün  sirk palyaçosunu anımsatmasındaki yorumu çözemedim. Zira bence maymunun içine düştüğü durumun gülünecek bir yanı yok. Öte yandan içimizdeki 'maymun'lar bizden gibi , onları kıyafetlerinden ayıramıyoruz. Onlar kendilerini  hareketleri ile 'ele veriyorlar'. Ben bu nedenle  oyuncunun kıyafetini ve hareketlerini abartılı bir dekor içinde abartılı buldum. 'Parmak göze sokulmuş' gibi geldi. Kafka'nın  içine düştüğü 'çalılık' bence güzel bir metafor olurdu. Yaptığı müzikleri çok sevdiğim Orhan Enes Kuzu'nun müziğinin ise 'genel hava' içinde kaybolduğunu söylemeliyim.

Ülkemizde insanın maymundan gelmesi 'alıcısı' az olan bir konu. Bu nedenle oyunun genel bir seyirciyi hedeflemediği açık. Oyunun benim 'ofof Taksim' dediğim sahnenin seyircisine bile 'uzak' kalacağını düşünüyorum. Oyun, eminim ki oyuncu için kendini denediği mükemmel bir çalışma olmuştur - ben de oyuncunun yetenekli olduğunu söylerim - ama tiyatro yapmak için bu yeterli midir? 'Maymunlaş-ma' için harcanan zaman ve emeğin  boşa akan bir ırmak olduğunu düşündüm oyundan sonra. Keşke bu yetenek ve emek, örneğin bir Sabahattin Ali hikâyesini oyunlaştırmak ve sahneye taşımak  için harcansaydı. Hem Türk Tiyatrosu'na hem de seyircisine katkı olurdu.      

Melih Anık

Oyunun Künyesi:
Oyunlaştıran: Tiyatro İn'taKt
Reji ve Dramaturji: Muzaffer Aksoy
Müzik: Orhan Enes Kuzu
Hareket Düzeni:  Umut Sevgül
Işık Tasarımı Sahne Tasarımı: Tiyatro İn'taKt
Oynayan : Can Esendal

Kaynak:

'Roger Garaudy -  Çeviren : Mehmet Doğan Hür Yayınları – 1965' http://www.kafkaokur.com/2013/12/yasadg-dunya-ve-catsmalar.html

9 yorum:

  1. Keşke yerinde görme fırsatım olsaydı, bu sanatsal paylaşım için teşekkürler. Tiyatro Dersi İzmir / Tiyatro Kursu İzmir

    YanıtlayınSil
  2. "Maymunun insanlığa geçişi içki şişesini başına dikmesiyle başlar ve kafası bir hoş olunca attığı nara, insanların dikkatini çeker. (Oyunda 'merhaba' dedirtmişler maymuna.) Bu geçişte, insan olmanın bir sarhoşluk olduğu iması da vardır."

    Yanlis bilgi. oyunun orjinal almanca metninde " Merhaba " der. Bilgilendirmek istedim sayin Melih Anik...

    Almancasi:

    Was für ein Sieg dann allerdings für ihn wie für mich, als ich eines Abends vor großem Zuschauerkreis – vielleicht war ein Fest, ein Grammophon spielte, ein Offizier erging sich zwischen den Leuten – als ich an diesem Abend, gerade unbeachtet, eine vor meinem Käfig versehentlich stehengelassene Schnapsflasche ergriff, unter steigender Aufmerksamkeit der Gesellschaft sie schulgerecht entkorkte, an den Mund setzte und ohne Zögern, ohne Mundverziehen, als Trinker von Fach, mit rund gewälzten Augen, schwappender Kehle, wirklich und wahrhaftig leer trank; nicht mehr als Verzweifelter, sondern als Künstler die Flasche hinwarf; zwar vergaß den Bauch zu streichen; dafür aber, weil ich nicht anders konnte, weil es mich drängte, weil mir die Sinne rauschten, kurz und gut »Hallo!« ausrief, in Menschenlaut ausbrach, mit diesem Ruf in die Menschengemeinschaft sprang und ihr Echo – »Hört nur, er spricht!« wie einen Kuß auf meinem ganzen schweißtriefenden Körper fühlte.

    Hallo Türkce'de merhaba demektir... Sevgilerle..

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Yanlış nerede anlamadım.'Merhaba dememeleri gerekirdi' mi demişim? Benim kullandığım tercüme metinde maymunun nara attığı yazılıydı.Ben de maymunun attığı nara ile ilgili yorum yaptım. Sizin verdiğiniz Almanca metinde maymun nara atıyor mu?

      Sil
  3. Almanca öyküde "Merhaba" der. Nara atmaz. Nara atarsa bu yorum olur. Tabii ki nara atabilir. Farkli sahnelemelerde bu olabilir. Kimse buna hayir demez. Fakat orjinal olandan konusuyorsak eger nara atmaz sadece " Merhaba" der ki bu da olmasi gerekendir. Yanlis bilgiden kastim buydu. Dogrusu "Merhaba" der... Yani biz maymuna orjinal metindeki gibi "Merhaba" dedirttik. Yani orjinal metinde "nara atar" yok. "Merhaba der "var. Bunu belirtmek istedim.. Sevgilerimle..

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. http://www.aymavisi.org/hikaye/Akademi%20Icin%20Bir%20Rapor%20-%20Franz%20Kafka.html adresindeki tercümeyi dikkatinize sunarım

      Sil
    2. Uyarınız üzerine başka bir kitaptan kontrol ettim, nara yok. Ancak nara da atsa Merhaba da dese 'insan olmanın bir sarhoşluk olduğu iması da vardır.' cümlemin arkasındayım. Uyarınız için teşekkür ederim.

      Sil
    3. Tabi ki yukarida yazdim zaten. Nara da atabilir. Fakat sanirim orjinali baz alarak elestiri yapmak daha verimli olacaktir diye düsünüyorum. Onun disinda sarhosluk olma imasi tamamen sizin yorumunuz olarak kalacaktir benim icin. Sevgilerimle...

      Sil
    4. Eleştiri böyle bir şey. Ama bir yere takılmamak gerek. Bütünü görmek gerek. Benden de sevgiler.

      Sil
    5. Simdi Bursa Devlet Tiyatrosu'nda Woyzeck yapiyorum. Oraya da beklerim. Elestiri güzel seydir. Benim icin de önemli... Cünkü yaptiginiz bir yaratinin nasil yorumlandigi ve görüldügü önemli. Iyi veya kötü. Önemli olan hata yapma sansinizin olmasi.. Bu benim icin böyle... Cok sevgilerimle. Görüsmek üzere...

      Sil