10 Nisan 2026 Cuma

Tuluat Biçiminde Komedi : Kral Dairesi (Tiyatro Kedi)

 



Oyuna girmeden önce gözüme çarpan bazı hususları paylaşmak istiyorum. Hakan Altıner’den rica ettim bana oyunun tekstini gönderdi. Oyun akşamı yanımdaki arkadaşlara oyun hakkında bilgi verirken elbetteki okuduğum tekstten öğrendiklerimi paylaşacaktım öyle de yaptım. Oyun başladı oyun tekste benziyordu ama okuduğum tekst değildi. Oyundan sonra sosyal medyadaki oyun tanıtımları da oyundan farklı idi. Bunlar gösteriyor ki oyunun duyurulması biraz aceleye gelmiş. Ancak oyun öyle değil.   Oyun bir teksten yola çıkmış uyarlama diye başlamış  ama yolda kendi elbisesini üstüne kendisi dikmiş bir manken gibiydi. Seyrettiğim oyun Türk Tiyatrosu’nun tuluat geleneğine göre yazılmış ve oynanan bir oyundu. Seyrettiğim akşamki doğaçlamanın artmasıyla  oyunun daha da zenginleşeceğine inanıyorum. Oyunun doğaçlamaya uygun, oyuncuların hazır ve seyirci de istiyor gibi anladım. Oyun biz seyircilere geçmişin ustalarını hatırlattı. Çok tatlı bir nostalji yaşattı.  Hem oyunda hem de oyuncularda ben zihnimize nakşolmuş oyunları ve oyuncuları gördüm. Zihnimin tozlanmış kıvrımlarından onları çıkarıp parlattım. Orta yaşın üstündeki seyirci özledikleri ile buluşacak genç seyirci onları tanıyacak. Eski günlerdeki komedi anlayışı zaman içinde yozlaştı. Kral Dairesi bu açıdan düzgün bir komedi. Oyuncular da bu konuda çok gayret sarf ediyor. Oyundan çıkıp eve dönerken içimde iyi bir zaman geçirmişliğin rahatlığı vardı. Genç nesil seyretsin isterim. Geçmişe dair bir şeyler öğrenirler diye umuyorum.    

Bir lüks otelin balo salonunda yapılmakta olan düğüne hazırlanan gelin kendini kral dairesinde banyoya kilitler, anne ve baba kızı çıkarmak için uğraşırlar. İkinci perdede anne baba yıllar sonra aynı daireye kendileri gelir. Oyunun hikayesi bu.

Kedi Tiyatro mevcut repertuarına değişik bir soluk getirmiş. Bence çok da güzel olmuş. Türk Tiyatrosu’nun tecrübeli ve olgun tiyatrocularından Hakan Altıner’in Kral Dairesi gibi oyunu seçmiş olmasını çok doğru buluyorum. Seyircinin de gerekli ilgiyi göstereceğine inanıyorum.

Oyuncuların başarıları oyunun eğlenceli olmasını sağlıyor. Hakan Altıner babadan çapkın bir erkeğe, Selda Özbek Orpak anneden eşe geçişi çok iyi veriyor. Her iki oyuncu bulvar tiyatromuzun karakterlerini yaşatıyor. Arzu Yılmaz Özmen saklanmak için uğraşan, sonra açığa çıkan sekreter rolünü iyi oynuyor. Görkem Talay İbiş’i hatırlatan  otel çalışanı rolünde çok başarılı.

Dekor tasarımı bu zaman için oldukça ayrıntılı ve ses ve ışık tasarımı ile birlikte oyuna uygun bir atmosferi oluşturuyor. Tiyatromuzda en büyük zorluk yaratan turnelerde kolaylıklar diliyorum.

Kral Dairesi komediyi geleneksel çizgiler içinde veren güzel bir örnek. Seyircinin seveceğini ve benim gibi iyi vakit geçireceğini düşünüyorum.  

Melih Anık

Not: 35 yıldır eğitim veren Pera Güzel Sanatlar Lisesi Balmumcu’da profesyonel tiyatro topluluklarına da hizmet verecek mekanı(Pera Sahne 1) yaratmış. Bu tür girişimleri alkışlamak gerek

Künye:

Tiyatro Kedi

Yazan: Selda Özbek Orpak 

Yöneten: Hakan Altıner
Oyuncular: Selda Özbek Orpak, Hakan Altıner, Arzu Yılmaz Özmen, Görkem Talay
Görsel Yönetmen: Müjdat Kavas
Dekor Tasarım: Murat Bozkuş 
Dekor Uygulama: Onur Şenay
Ses-Işık Operatörü: Efe İşcanlı
Reji Asistanları: 
Selen Erdoğmuş - Gökçe Özcan
Yapım: MBGSO

 


3 Nisan 2026 Cuma

Bir Kadının İç(ten) Monologu: LİSTE (Jennifer Tremblay)

 


Oyunun yönetmeni Ayşegül Hardern, rejisini beğendiğim bir tiyatrocu. Keşke Türkiye’de yönettiği daha çok oyunu seyretmek imkanım olsa. Hardern İngiltere’de yaşıyor. Tiyatro öğretiyor.  Liste’nin İstanbul’a gelmesi eski bir dosta kavuşmak gibi oldu. 

Oyunun sadece metnini değil rejisör metnini de okudum. Ders gibi incelediğim metin Hardern’in oyunu oya gibi işlediğini gösteriyordu. Yönetmen metni replik replik okumuştu. Ben zaten yönettiği oyunlarda o titizliği ve planı görüyordum ama metindeki notları gözlerimle görünce keşke genç tiyatrocular da bu tür çalışmaları görse ve öğrense diye geçirdim içimden.

İnci Türkay Türkiye’de tanınan ünlü bir oyuncu. O da İngiltere’de yaşıyor. Liste İngiltere’de doğmuş bir oyun.  Türkay’ı daha önce bir tiyatro oyununda seyrettiğimi hatırlıyorum. Hardern ile birlikteliğinden ortaya iyi bir şey çıkacağına inancım vardı. Oyun önce İngiltere’de oynandığında Türkiye’ye gelmeden ses getirdi bizim tiyatro âleminde ilgi uyandırdı.

Oyunun yazarı Kanadalı bir kadın yazar. Toplumda kadınlara her alanda yüklenen görev ve sorumlulukların ‘liste’sinden yola çıkarak  bu oyunu yazmış. Minimalist bir oyun. Hayatını kontrol altında tutmak istediği için iş listesi yapan ve atlamamaya çalışan bir kadın görüyoruz. Kadının bir günü ve genel olarak zamanı listeleri ‘tiklemek’ ve listeye yapılacak yeni yeni işler eklemekle geçiyor. İşler bitmiyor tükenmiyor. Ailede eşe ve çocuklara ev dışında  komşudan başlayarak topluma karşı sorumluluk ve  görevler kadının listesindeki maddeleri çoğaltıyor, kadını bunaltıyor. Kadının kendine ayırabileceği zaman çok kısıtlı.

Oyun koşuşmalar, çocuk başları görünen gölge oyunu ve sahnede çaprazlamasına yayılmış kırmızı örtünün sahne dışına çekilmesi ile başlıyor. O anda oyuncu üstünde lekeleri olan bir beyaz elbise ile ve heyecanla sahneye giriyor. Çok etkili ve merak uyandıran bir giriş bu. İlk repliklerden kadının üzgün olduğunu anlıyoruz. Bir olayı hikâye ediyor. Oyun başındaki geçmiş zaman, oyun sürdükçe şimdiki ve geniş zamana evriliyor ve oyun sonunda ilk başlanan yere dönülüyor. Sanki bir parantez açılmış ve kapanmış gibi. Başlangıçtaki gölgeler gene ortaya çıkıyor. Kadın şimdi kararlı. Oyunun özgün hâli böyle ama baştaki üzüntülü sahnenin arkasına şimdiki zamanda neşeli anekdotların gelmesi beni düşündürdü. Oyun sonuna kadar kadın ona yüklenen görev ve sorumluluklardan şikayetçi ama üzüntülü değil hatta gülerek anlatıyor. Hoş anılar. Bu girişteki suçluluk duygusuna ters.  Bir zaman kırılması var. Ayrıca oyunda üzüntülü olayı vurgulamak oyunun adı olan ‘liste’yi bir başka olay ile örten bir mizansen. Tekstin amacı ne? Kadının listesinin yoğunluğu. Kadın, yaptığı onca listeye rağmen listede arkalarda kalan sırası gelmeyen kaybolan ve yerine getiremediği bir sorumluluğun vicdan azabını çekiyor. Ortada bir suç yok.  Ah o listeler… Onca listeye rağmen kadının listesindeki bir maddeyi atlamasının hayatını kontrol eden omuzlarına yüklenen ağırlıktan kaynaklandığının altını çizmek gerekiyor.  Ayrıca kadını katil gibi göstermek bir oyun girişi için çarpıcı seyirciyi konsantre edici olabilir ama bence fazla. Ben ilk girişi sona alır ‘liste’nin vurgulanmasını sağlardım. Ama bu oyunun değerini düşürmez. (Siz bana bakmayın.)

   


Ayşegül Hardern beni yanıltmadı. Metni aşırı yüklemelerle zenginleştirmeye çalışırken boğabilirdi. Hardern metnin psikolojik derinliğini ortaya çıkarmış. Reji metninde oyuncunun duygusal, dekor ışık ve müziğin fiziksel değişim notlarını okudum. Tekstte yaptığı ayrıntılı çalışmayı sahnede gördüm. Dekor  minimalist ama sahne dolu. Fazlalık yok ama her şey tamam. Video, ışık, müzik yerinde ve kıvamında. Kostüm uygun. Her şey düzenli ve ‘temiz’.  Rejiyi unutmadığımız ama başımıza kakmayan estetik bir reji gördüm. Dramatik aksiyonu sınrlı olan bir tekst  sıkıcı bir atmosfer yaratabilirdi ama Hardern ve Türkay birlikte bunun üstesinden gelmişler. İnci Türkay rolü giyinmiş . Tek kişilik oyunlar oyuncuya çok yük yükler. Türkay bu yükü iyi taşıyor. Kontrollü bir oyunculuk sergiliyor. Psikolojik katmanlar içinde kaybolmuyor. Seyirci ile birlikte salonda, seyirci de onunla birlikte sahnede. Bu rol onunla anılacak. 

Oyun ekibi oyuna enerji yüklemiş sanki.Su gibi akan bir oyun seyrettim. Liste’yi iyi ki seyrettim.

Melih Anık

 

Not: Oyunun hakkı olan bu dekorla oynanması için ona uygun fiziksel sahneler lazım.  Oyunun İngiltere’de çıkarılması ve aynı formda Türkiye’ye getirilmesi  beni   düşündürdü. İngiltere’de böyle bir oyun için salon bulmak sorun değil. Oyunu Türkiye’ye getirenler de oyunu hak ettiği sahnelerde oynayacaklarını düşünmüş ve ona göre mekanlar seçmiş. Bizim tek kişilik oyunları düşündüm de üzüldüm doğrusu Nerelerde ne oyunlar seyrediyoruz. Bu bizdeki tiyatro yapıcının büyük sorunu. Türkiye’de tiyatro yapıcılar bulacakları sahneyi de düşünmek zorunda. Bu engel de hayali engelliyor.

 

Liste

Yazan Jennifer Tremblay

Çeviren Lal Selin Atakay

Yöneten Ayşegül Hardern

Işık Tasarımı Ayşe Sedef Ayter

Ses Tasarımı Cem Tuncer

Hareket Koçu Stephan Rahman Hughes

Dekor Konsept Tasarımı Ayşegül Hardern

Dekor Uygulama Gülfem Özdoğan

Kostüm Uygulama Wonder Kostüm

Poster&Video Tasarım Baran Gündüzalp

1 Nisan 2026 Çarşamba

Kadının Dostu da Düşmanı da Kendidir: Şakkadanak(Burcu Reşit)

 


Al bakalım ben bu oyunu nasıl yazacağım?

Seyircinin oyunu en sonda anlaması isteniyor. Şimdi ben nasıl yazayım da seyircinin keyfi kaçmasın?

Siz de bana yardımcı olun ey yazar yönetmen.

Oyun kadının toplumdaki meselelerini anlatıyor. Toplumda kadının yeri, ona yüklenen sorumluluklar, kadına biçilen rol, ona verilen kıymet… Hem de bunlar taaa çocukluktan başlıyor aile içinde..  Aile de toplumun eseri değil mi? Ama giderek bu kadının zihninde bir sansüre dönüşüyor. Kadın kendi kendinin sansürcüsü oluyor. Kadın hem kendini kandırır hem de gerçekle yüzleşir. Her bir adımda bin kere düşünmek sürekli kontrol edilmek uyarılmak aileyi arkadaşı eşi üzer miyim diye düşünmek acaba yanlış mı yapıyorum diye düşünmek kadının üstündeki baskılardır.  Kadının zihninde onlarca kişi yaşar. O nedenle kadın erkekten daha duygusal ve zengindir. Tüm bunlar bir günde şakkadanak olmaz  zaman alır.

Yazar Burcu Reşit iyi bir fikir yakalamış, kalemi ile iyi kurgulamış oyunu ama birkaç önerim olacak. Seyirci de eğer beni okursa ve kulağını gözünü iyi açarsa oyunu anlamak için taa sona kadar beklemez. O zaman daha keyifli bir seyir olacak. Tiyatroda seyirci sözcüğünü bu nedenle çok seviyorum. Tiyatro ‘seyretmek’tir. Yani ‘seyir etmek’tir, yolculuktur.  Seyir etmek için bakmak görmek lâzım.    

Sahnede bir kadın bir erkek oyuncu var. Nazan ve Mehmet. Aynı kostümü giymişler. Neden? Düşün seyirci düşün. Oyun başında mesajı(sırrı) veriyor yazar yönetmen.

 Yazar yönetmene önerilerim şunlar:

Mehmet kahve, şarap koymasın, içmesin. Nazan ile dans etmesin. Nazan’ın giyimine yardım etmesin. Oyunun en son sahnesi( Nazan: ‘Ben çok net hatırlıyorum repliğinden sonra)  farklı bir mizansen gerekli. Yakalanmış fikir netleşmeli ve seyirciyi vurmalı. Seyirciye geçmesini güçlendirmek için bir şeyler yapmak gerek. Şimdilik net ve güçlü değil. Oyunda ışık daha işlevsel olabilirdi. Işıkla yapılacak daha çok iş var.  Kostümleri yadırgadım. Doğal ve gündelik kostümler olsa iyi olur.

İki genç  Cansu Tekoluk ve Sercan Er iyi oynuyorlar.  Takip edilecek kalitede oyuncular. Umarım ve dilerim tiyatro camiası onların farkına varır.

Oyun bu sezonun özel oyunlarından biri. 

Melih Anık

 

Not: Oyunu Kadıköy İkinci Kat’da seyrettim. Eyüp Emre Uçaray güzel bir mekân oluşturmuş. Küçük kadrolu topluluk oyunları için ideal. Mekanın yeri de kolay ulaşılabilir nitelikte.

 Afiş çok başarılı. 

Şakkadanak

Yazan ve Yöneten:  Burcu Reşit

Süpervizör:  Özgür Erkekli

Oyuncular: Cansu Tekoluk ve Sercan Er  

Dekor Tasarımı: Selahattin Doğramacı

Müzik:  Eren Coşan

Kostüm tasarım: Gülşah Çalışkan

Işık Tasarım: Eyüp Emre Uçaray

Koreografi: Can Sipahi

Oyuncak Tasarımı: Nazlı Öztürk

Lojistik: Can Dutlar

Yaratıcı Ajans: Isırgan Creative

Fotoğraf: Aykut Bozan

Video: Eser Tokaş

AI Görsel Tasarım :  H.Mücahit Pehlivan

Özel teşekkür: Emre Kayalar, Ayşe İpek