18 Kasım 2017 Cumartesi

Emre Koyuncuoğlu'ndan PUNTA ATMAK

Türkiye'de klasik tiyatronun dışında bir  gösteri yapılıyorsa benim aklıma ilk Emre Koyuncuoğlu gelir. Emre Koyuncuoğlu klasik tiyatroyu da iyi bildiğini gösteren oyunlar da sahnelemiştir. Özgeçmişi bizde çok alışılmadık kadar uluslararasıdır, 'dolu'dur ve de o, enerji ile yoluna devam etmektedir. Yabancı bir ülkede, yabancı bir toplulukla, yabancı oyuncularla oyun sahneleyen pek az sayıdaki yönetmenden biridir Emre Koyuncuoğlu. İBB Şehir Tiyatroları kadrosunda olan Emre Koyuncuoğlu kurum bünyesindeki Çağdaş  Gösteri Sanatları Merkezi'ni yönetti. Ayşenil Şamlıoğlu ayrıldıktan  sonra merkezin yok sayılması, ödenekli tiyatrolarımızın nasıl yönetildiği konusunda da bir fikir verir elbette. İBB Şehir Tiyatrolarının kafa yapısı ve muhayyilesi Emre Koyuncuoğlu'nun yaptıklarını idraktan uzaktır. Bunun vahim ve acı tarafı da İBBŞT yönetiminin tiyatronun dünyada yaşadığı evrimi görmüyor oluşunun ortaya çıkmasıdır.  Tabii ki görev ve sorumlulukların bilincinde olmadığının da.


Punta Atmak, Emre Koyuncuoğlu'nun son çalışması, bir  hareket tiyatrosu örneği. Topluluk kullandıkları masklardan dolayı mask tiyatrosu demeyi seçmiş. Oyun Brecht'in  Kafkas Tebeşir Dairesi isimli oyununun farklı bir okuması. Bertolt Brecht’in Kafkas Tebeşir Dairesi oyununun Mehmet Ulusoy tarafından Paris’te kurulan Özgürlük Tiyatrosu’nda sergilenen metninden ve de Kuzgun Acar’ın bu oyun için tasarladığı 140 adet masktan esinlenilerek hazırlanmış. Yasemin Nur'un maskları tasarım ve kullanılan malzemeler açılarından çok ilginç.  Kuzgun Acar'ı çok iyi hatırlatıyor. Emre Koyuncuoğlu metnin sonunu farklı bağlamış. Kadınların baş rolde oldukları yeni bir dünya hayâli elbetteki kadınların uzlaşması ile mutlu bir sona ulaşacak. Kadro, yurt dışında değişik ülkelerde hareket, fiziksel, mim tiyatrosu dallarında eğitim almış oyunculardan oluşmuş.






Gösterinin anlatımı dağınık geldi bana. Fazla parça parça. Bütünlük ve birbirini besleyen sıralama arıyor insan. Sanıyorum ki  seyirci Kafkas Tebeşir Dairesi ile ilgiyi oyunun sonlarına doğru kuracak. O zaman seyrettiklerini anlamlandırabilecek. Bu ise başlangıçta seyrettiklerinden yola çıkarak kendi kendine kurduğu dünyanın yıkılması demek.  Bence özellikle düzeltilmesi gereken bir kusur bu. Işık, yerleşim, sahneye giriş çıkış düzeni vb ile ilgili eksikliklerde mekânsal kısıtlamaların(Taşra Kabare Sahnesi) payı çok. Ama bir şey var ki o ekibe bağlı, o da her oyuncunun kendine bakması. Sahne, maalesef disiplinli bir çalışma eksikliğini gösteriyor. İsmi üstünde bu hareket tiyatrosu, iyi bir beden ve önceden iyi çalışılmış hareketlerin sahnesi burası. Eksiklik, hareketlerin tesadüfi olduğu gibi bir izlenim bırakıyor. Galiba oyuna ilk verdikleri isim (Kuzgun Acar'dan İlhamla Mask Tiyatrosu) onları "maskelerin arkasındayız ya" düşüncesine ve maskelerin cazibesine kaptırmış.   
   

Bir gece önce Terzopoulos imzalı bir gösteri seyrettikten sonra hareket tiyatrosunda kalıcı başarının, sağlam bir üs olmadan gelmeyeceğini düşündüm. Punta Atmak bu konudaki düşüncelerimi sabitledi.  Zira hareket tiyatrosu niteliği gereği yalın ve basit olandan beslenen, birlikte ve sürekli çalışmaya/yaratıcılığa çok ihtiyaç duyulan bir sanat dalı. Sadece doğuştan gelen yetenekle yapılacak ve sürdürülecek , göçebe gibi oradan oraya taşınırken yarın ne olacak diye kuşku ile bekleyerek yapılacak bir iş değil. Aslında Türkiye'de yapılacak bir iş değil ama şanslıyız ki bu işe gönlünü adamışlar var da büsbütün kurumaktan kurtuluyoruz.  Oyunun adını ilginç bulmuştum ama oyunla bağıntısını kuramamıştım.  Şimdi düşünüyorum da aslında bu gençler bu işlerle punta atarak sanatı hayatımıza tutturmaya çalışıyor.  

Melih Anık

Oyunun Künyesi:

·      Yönetmen: Emre Koyuncuoğlu
·      Mask, Kostüm ve Yerleştirme: Sibel Horada, Yasemin Nur
·      Müzik: Çiğdem Borucu
·      Işık: Arek Nişanyan

·      Oyuncular: Cemre Buğra Ün, Doğa Nalbantoğlu, Elif Sözer, Ladin Avşar, Sencan Oytun Tokuç, Sedef Gökçe, Su Güneş Mıhladız, Tules Tuğba Birincioğlu

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme