16 Şubat 2015 Pazartesi

Paşa Paşa Tiyatro Yahut Ahmet Vefik Paşa(İDT)

http://tr.wikipedia.org/wiki/Ahmed_Vefik_Pa%C5%9Fa adresinde Ahmet Vefik Paşa ile ilgili şu bilgileri derledim:

Osmanlı devlet adamı, diplomatı, çevirmen ve oyun yazarı Ahmet Vefik Paşa, 1879-1882 yılları arasında Bursa Valiliği yaptı. Doğum yılı 1823 olduğuna göre Bursa’ya geldiği zaman 56 yaşındaymış.


Valiliği sırasında Bursa yolları ve caddelerini Paris belediye başkanı George Euègene Haaussmann’dan esinlenerek yaptırdı. Bursa’da zarar görmüş pek çok önemli anıtın onarımı şehre getirttiği Fransız mimar Leon Parvillee tarafından gerçekleştirildi. Ayrıca şehre Hükümet Konağı, Memleket Hastanesi, Belediye Binası, Tiyatro binası yaptırdı. Ahmet Vefik Paşa’nın kurduğu bu tiyatro, İstanbul dışında Anadolu’da kurulan ilk tiyatro idi

18 Mart 1877’de çalışmalarına başlayan ilk Meclis-i Mebusan’ın İstanbul üyesi olarak seçilen Vefik Paşa, Mebusan'ın başkanlığını yaptı. İki defa Maarif Nazırlığı (Eğitim Bakanı) yaptı; ilk Osmanlı Meclis-i Mebusan'ında İstanbul vekili olarak yer aldı ve başkanlığı üstlendi; 4 Şubat 1878 - 18 Nisan 1878 ve 1 Aralık 1882 - 3 Aralık 1882 tarihleri arasında iki defa Başvekillik (Sadrazamlık, Başbakanlık) görevine getirildi. Ahmet Vefik Paşa, 3 günlük Başbakanlığı’ndan sonra  ölümüne kadar Rumelihisarı’ndaki evinde ilmi ve edebi çalışmalar yaptı. Oluşturduğu kütüphane, “İstanbul’un en zengin kütüphanesi” olarak tanındı.  2 Nisan 1891’de (kimi kaynaklara göre 1890’da İstanbul’da, Rumelihisarı’ndaki köşkünde hayatını kaybetti; Rumelihisarı’nda Kayalar Mezarlığı’na defnedildi.
Vefik Paşa, Moliere’in 16 eserini uyarladı, Victor Hugo ve Voltaire’in eserlerini tercüme etti.

Tahran’da elçilik binasını Osmanlı Devleti toprağı olarak ilan edip bayrak çektiren Ahmet Vefik Paşa, elçilik binalarına bayrak asma âdetini getiren kişi oldu.

Meclis-i Mebusan'ın başkanlığını yaparken oturumları diktatörce idare ettiği yolunda eleştirilere uğradı.”



Bu derlemeye baktığınızda Paşa’nın zamanının ötesinde ve özel ve de  ilginç bir insan olduğu anlaşılıyor. Ben Paşa’nın Paşa kıyafeti ile bir fotoğrafını bulamadım. Bulduğum fotoğraflar  benim zihnimde canlanan Paşa’ya çok benziyordu ya da ben onu öyle hayâl etmek istedim, 16 dil bilen gözü ve gönlü açık bir insan ve halktan biri.  Aklına geldiği gibi konuşan ama ‘küfürle seven’ bir insan. ‘Zorlayan’ ama halkını ‘seven’ bir insan.  

Yazar Gökhan Erarslan da Paşa’yı tanımadı ben de. Ama ben oyun metnini okurken sahnede görünen Paşa ve çevresi ile karşılaşacağımı hiç aklıma getirmedim. Sahnedeki Paşa, sevgisiz biriydi.  Halkı zavallılar, gericiler, işe yaramazlar falan gibi ayırmıştı, sevmedim. Tiyatro seven bir insandan beklemezdim bu tersliği.  Paşa’nın Meclis-i Mebusan  toplantılarını ‘diktatörce’ yönetmesi onun halka karşı da öyle olmasını gerektirmiyor(bence), hatta Hoca Asım Efendi’ye bile davranışını abartılı buldum. Paşa ile Asım arasındaki sahnelerin şiddeti beni rahatsız etti. Ben daha babacan ama karşısındakine sevecen biraz da espri ile yaklaşan bir Paşa bekledim. Paşa 'yanlış' olunca oyun 'doğru' olmamış bana göre. Oysa oyunun içinde çıkış noktası olarak alınacak bir replik de var: "Eee nüktedanlık bizim milletin kanında var. Nasreddin Hoca’nın torunlarıyız nihayetinde. Olacak o kadar canım. Hem serde tiyatro sevdası da var, bilirsin."

Ben oyunda yapılan her şeyin sorumlusu olarak yönetmeni kabahatli buldum. Yönetmen ‘Sersem Kocanın Kurnaz Karısı’nı aklında tutmuş ona benzemesin diye uğraşmış sanki. Bu çaba oyunun kendi sesinin soluğunun ortaya çıkmasını engellemiş. Yönetmen elindeki oyuncu, ışık, müzik, dans, dekor’dan ‘oyun’ yapamamış gibi geldi bana. Oysa ‘modern’ sayılacak bir müzik yapılmış. Epik unsurları var müziğin. Danslar kendi başına düzgün. Kostümler fena değil.  Oyunda her şeyden biraz var ama ne epik olabilmiş ne dramatik. Komikliklere bile gülemedim. Sahne ortasında oyun içinde sahne olarak hazırlanmış  hareketli bir platform var. Dekor oyun başındaki  görüntüsüne kavuşarak  oyun sona eriyor. Bu açılan ve kapanan parantez arası da oyun ama metinde öyle bir biçim yok.  Oyuna eklenen 'Afife'li sahne gereksiz.  

Sahnede 30-35 kişi saydım. Programda adı geçen daha çok. Aklımda kalan tek oyuncu İrfan(Ali Çelik). Oyunun genel oyunculuk ortalaması  'orta'. Tipler karikatür gibi olmuş. Doğrusu herkes kendi kafasına göre takılıyor gibi. Tiyatronun her öğesi kendi başına hareket ediyor. Bunları  ‘bir’lemesi gereken kişi yönetmen değil midir?

Oyunun afişi ilginç ve anlamlı. iki apolet arasında tiyatro. Hem övgüye hem yergiye gelir. Üstüne düşünürseniz neler neler çıkar.   

 Oyundan içimi ısıtan bir şey bekledim olmadı. Ama seyirci seviyor seyrettiğim gece anladım. Ama seyirciyi anlamadım.  

Ben  aynı anda üç oyunu sahnelenmiş, bu sezonun en başarılı piyes yazarı olarak gördüğüm Gökhan Erarslan için üzüldüm en çok. Oyunu anlaşılmamış.

Melih Anık

Not:

Dergi kapağında yazarın soyadı ‘Eraslan’ arkasında ‘Erarslan’ Derginin içindeki yazarın özgeçmiş sayfasında da ‘Eraslan’ Hangisi doğru? (Erarslan)




Oyunun Künyesi:
  Yazar  Gökhan Erarslan
  Yönetmen  Mutlu Güney
  Dramaturg  Günay Ertekin
  Dekor Tasarımı Medine Yavuz Almaç
  Giysi Tasarımı Mihriban Oran
  Işık Tasarımı Serhat Akın
  Dans Düzeni  Ercan Kazbek, Gülendam Kazbek
  Müzik Orhan Enes Kuzu
  Yönetmen Yardımcısı Müge Arıcılar
  Yönetmen Asistanı Deniz Gürzumar
  Oyuncular:  
Hüseyin Öztürk, Cengiz Daner, Halil Doğan, Ali Çelik, Ahmet Somers, Cem Zeynel Kılıç, Murat Sarı, Emir Tayla, M.Coşkun Ülgen, Ahmet Taşdemir, Altay Özbek, Onur Erolus, Mehtap Gündoğdu, Aybanu Aykut, Seda Gün, Gökhan Türkal, Nesrin Sütçü, Tuğrul Ozan Tuğrul, Emin Gökhan Eroğlu, Zeynep Anacan, Eray Abdullah Pekcan, Beliz Sözer, Kazım Semih Varol, Mehmet Cem Sürgit, Nilay Gök, Ali Murat Altunmeşe, Burcu Gül Kazbek, Cihan Ayhan, Nevzat Cengiz, Doruk Ordu, Müge Gülgün, Ömer İvedi, Eda Şahin, Oğulcan Kayacan, Deniz Gürzumar
  Şarkı Sözleri Deniz Gürzumar
  Koro Şefi Cihan Ayhan
  Orkestra :
Orhan Enes Kuzu, Ersin Ersavaş, Pınar Babutçu, Hikmet İplikçi, Gökhan Demirdöğmez
  Sahne Amiri  Mahsuni Yılmaz
  Kondüvit Gökhan Koç
  Işık Kumanda Korhan Boduroğlu
  Suflöz Şeyda Pektok
  Kostüm Asistanı Banu Savaş


Oyunun yazarının facebook paylaşımı ve benim yorumlarım:




2 yorum:

  1. Merhaba,

    Sizin gibi çıkarsız bir tiyatro yazarı olmadığı için, sizin adınıza sevinirken, sizden başka çıkarsız tiyatro yazarı olmadığı için, ülke adına sessiz gözyaşı döküyorum!...

    Bulunmaz

    YanıtlayınSil
  2. Erarslan'ın eleştirilerinize bakışı çok hoşuma gitti. Örnek olsun tüm tiyatroculara. Sizin de emeğinize, gözleminize sağlık Hocam.

    YanıtlayınSil