17 Mayıs 2018 Perşembe

Türk Tiyatrosu'nda Ödül Felaketi


Her yıl Nisan ve Mayıs aylarında İstanbul'da ödül felaketi yaşanıyor. 'Ülkemizde' diyemiyorum zira ödüller İstanbul'da küçük bir çevrenin ilgi alanı içinde. Her yıl çeşitli isimler altında yenileri 'türeyen' ödüllerin jüri üyeleri ile adaylar arasında esen bir heyecan fırtınası(!) ortalığı kasıp kavuruyor(!) Küçük bir grup kendi arasında eğleniyor. 
Ödül sürüsünün lokomotifi Afife Ödülleri. O belli olunca arkadaki katar kendini ayarlıyor. Afife'de adı geçmeyenler diğer ödüllerde değerlendiriliyor(!) Böylelikle herkese boncuk veriliyor.  
Ödüller Türkiye'ye hâkim olan zihniyetin aynası. Yanlışları göstermesi gereken tiyatro, ödüller ile nasıl bir bataklığın içinde olduğunu ifşa ediyor. Bu yazı son on yıllık bir takibin sonucudur. Madde madde yazayım:
Ödüllerde  Torpil ve Kayırma Var
Bu bataklıkta kayırma, torpil, riya, ödüllerin her biri çevresinde oluşan lobiler var. 'Hocam' diye peşinde koşturulan 'abi ve ablaların'  güçlerini arttırması, jüri üyeliğinin 'kişiliğin sabosu' hâline gelmesi bu yanlış gidişin sonuçları.  Hak etmeyenin seçilmesi 'normaaaalll'. Jüri ile adaylar arasında yakın ilişkiler var. İyi niyetle yeni bir salon veya topluluğu desteklemek için verilen  ödüller de bu kapsamda. Jüri üyeleri  kendi oyunu için yapılan oylamada  oy kullanmıyormuş.  Çok ikna edici(!) TV'de görünmek (dizi oyunculuğu), yapımcı baskısı, reklâm geliri  ödüllerde önemli bir etki yapıyor.
Ödüller İstanbul Odaklı
Açıklandığı zaman sanki tüm Türkiye'yi yansıtıyormuş gibi bir hava estiriliyor. Anadolu ödülleri adı altında ya da bazı şehirlerde verilen ödüllerin ciddiye alınacak bir tarafı yok. Anadolu diye Ankara Devlet Tiyatrosu'na ödül veriyor. Bazı ödüller Avrupa'ya bile  açılmış(!) ama seçimler o şehirde tanıdığın tek kişiye ödül vermek hâline gelmiş.  Ödüllerin isimleri farklı hepsi aynı; Türk Tiyatrosu için durum belirlemiyor,  yön göstermiyor, kendi reklâmını yapıyor.
Uyduruk Ödül Kategorileri
Küçük salon, rekabeti dar veya hiç olmayan müzikal dalı altında verilen ödüller, ölçülmesi zor ve zahmetli ayrıca jüri içinde anlayanı bulunmayan  çeviri, dramaturg gibi dallardaki ödüller orijinallik olsun diye var. 'Umut veren sanatçı' ödülü baştan sakat. Zira oyuncu hem 'umut veriyor' hem de 'sanatçı' imiş zaten. Türkçeye katkı, tiyatroya katkı, oyun fotoğrafı, eksiği kapatmaya yönelik  'özel' ödüller torba dolsun kıvamında. Gişeciye ödül veren ödüller var. Kamu yöneticilerini 'ödülleyen' ödüller kaz ve tavuk ile ilgili deyişi hatırlatıyor. Medyaya verilen ödüllerin amacı mâlum: 'bizden bahsetsinler'
Ödüllerdeki dengesizlik:
 40 yıllık oyuncu ile dünkü çocuk aynı kategoride yarışıyor. İstenirse herkese yer bulunuyor. Esas dalda yer kalmamışsa kankayı yardımcıda aday göstermek bir tür cinlik. 20 kişiye oynayan tiyatro ile 1000 kişiye oynayan topluluk, resmi bilet kesen ile girişte toplanan karton biletleri satan topluluk aynı terazide.  Biri yıllardır şirket diğeri mevsimlik işçi, gelecek sene yok. Biri ödenekli ayda 20 gün oynuyor diğeri ayda bir iki gün oynayabiliyor. Biri biliyor diğeri yapa yapa öğrenecek. Biri avangard diğeri 'deniyor'. Biri üniversite diğeri kreş. Dekor kostüm ışık vb dallarda aralarında dağlar kadar fark var, biri zengin diğeri yoksul.  Biri taşıma parası az olsun diye minimal dekor kuruyor diğeri dekora milyonlar döküyor.  Biri masa örtüsünden harmaniye yapmış diğerinin harmaniyesi marka.
 Kişiye Özel Ödüller Sakat
Aynı ödül ismi altında üç çınardan birine Ustaya Saygı, diğerine Onur, bir diğerine Emek Ödülü verirseniz her biri diğer ikisinden mahrummuş gibi anlamların çıkmasına neden olursunuz.  Usta olan onursuz ve cukkadan gelmiş, onurlu olan usta değil, emek harcamış olan onursuz ve usta değil sanki. Kimse düşünmüyor.  İşin tuhafı bu ödüller verilmiş olan 'usta, onurlu ve emekçi' gidip ödülünü alıyor.
Muhalif Tavırlar Aday Seçimlerinde Etkili
Sezon içinde yapılan bir eylemin başını çeken ödül adayı oluyor. Ya da o sezon iktidarı yerdiği için bir oyun ödüllendirilerek göze sokuluyor. Bir oyuncu yüksek sesle muhalif bir şeyler söylemişse ödül töreninde sahneye çıksın da bir şeyler söylesin diye ödüllendiriliyor.  Ödüllerde siyaset yapıldığını söylemek çok da yanlış değil. Bazı ödüllerin verilmesinde siyaset etkin rol oynuyor.  Ödüllerde Tiyatro ortadan çekiliyor sahne borazanlara ve davullara  kalıyor. Amaç belli: 'bizden bahsedilsin'.   
Jüri Teşkili
Direksiyonda olan kendi ekibini belirliyor. Jüriden ayrılan üye, yerine kankasını sokuyor. Böylelikle lobicilik işliyor. Jüriler içinde ödül verilen ışık, dekor, koreografi, kostüm  dallarının uzmanı yok. Tuhaftır o dallarda ödül alanların bu konuyla derdi yok. Ödül olsun yeter ki. Jüri üyelerinin kendi iş hayatlarında bulundukları pozisyonlar arasındaki güç farkı sonuçlara tesir ediyor. Jüri içi yönlendirmeler etkin. Jüri içindeki etkin ve güçlü üyeler yönü belirliyor.  Gelecek sene için ödül sözü vermek/ bir kişi ve oyunun ödül listesinde olacağını tahmin etmek çok da yadırgatıcı bir durum değil.
Seyredilmiş Oyunlar Bilinmiyor
Jürinin seyrettiği oyunları bilmiyorsunuz. (Ekin Yazın Dostları Ödülleri  istisna.)  Ödüller bir karşılaştırmadır en son tahlilde. O nedenle kimler arasında karşılaştırma yaptığınızı açıklamanız gerekir. Verdiğiniz ödül, havuzunuzdaki suyun içinden aldığınız bir maşrapa sudur sonuçta. 'En iyi'yi değil gördükleriniz arasından 'en beğendiğinizi seçiyorsunuz'. Üç beş aday belirleme mecburiyeti zaten baştan sakat bir durum.  Öte yandan ödül için İYİ OLMAK yeterli değil. Bir 'çizginin üstünde' olmak gerekiyor. Ödüllerin amacı o çizgiyi yukarı çekmek Türk Tiyatrosu'ndaki düzeyi yükseltmek olmalıdır. Kolay beğeni sığlığın tavan yapmasına neden oluyor. Üç beş aday belirleyelim, hepsi farklı oyunlardan ve kurumlardan olsun da ödülün dedikodusu çok yapılsın şeklindeki hedefi listelerden anlamak mümkün.
Varsa Yoksa BEN
Sanıyorum herkes kendisi ile ilgili. Ödül alan ya da aday yapılan kendisinin içinde bulunduğu ödülde  verilen tüm ödülleri ve adaylıkları merak etmiyor. Haksızlık, vicdansızlık, adaletsizlik yapılmış yapılmamış umurunda değil  Ödülü verenlerde de alanlarda da ödülün nerede ve nasıl bir törenle verileceği  üzerinde bir hassasiyet yok. Varsa yoksa 'ben'!  Sonuçlar açıklandığında kimlerin vitrin mankeni olarak kullanıldığını görmemek için kör ve aptal olmak lâzım. Bu bile 'mankenleri' rahatsız etmiyor.

Ülkemizde ödül almayı reddeden bazı topluluklar var. Bu ödüllerdeki felaketi göstermiyor mu? Tiyatro ödüllerinde her şey var TİYATRO YOK. Seyirci için de yanlış mesajlar verilmiş oluyor.

Tiyatro ödülleri bu koşullarda tiyatroya zarar veriyor.

Melih Anık

NOT:

Yaz aylarında dergilerde tiyatro yazılarının okunmadığı söylendiği için KAFA DERGİSİ için hazırladığım yazımı kendi blogumda yayımlıyorum. İYİ Kİ TİYATRO VAR 2018 listemi de yakında BLOGUMDA YAYIMLAYACAĞIM.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme