25 Kasım 2009 Çarşamba

Türkiye Tiyatroları Güç Birliği Girişimi(TTGBG) Üzerine Düşünce ve Öneriler

Önce Urla arkasından İstanbul’da yapılan toplantılardan sonra , Kasım 2009’da Ankara’da Türkiye Tiyatroları Güç Birliği Girişimi adıyla bir yapılanma duyuruldu.
Koordinasyon Komitesi üyelerinden biri olan Orhan Aydın’ın açıklamalarından girişimin temel ilkelerini okudum.
“Kağıt üzerinde çözümlenememiş bir fikrin sahada çözümlenmesinin olanaksızlığına” inanan biri olarak girişimin temel ilkeleri üzerine düşüncelerimi; Türkiye’de şu anda sektörlerinin öncüsü olmayı başarmış iki meslek örgütünün dernek olarak yapılanmasına ve de çalışmalarına ön ayak olmuş biri olarak da deneyimlerimi paylaşmak istedim.
TTGBG, Türkiye'de tiyatronun farklı alanlarına yoğunlaşmış, profesyonel ve amatör tiyatrocular tarafından oluşturulmuş tüm tiyatro örgülerinin, topluluklarının ve bireylerinin dayanışmacı birlikteliğini inşa etmeyi amaçlar.” (Temel İlke)
TTGBG, örgüt, topluluk ve bireylerin "birlikte"liğini vurguluyor. Ancak bu yapının hukuki olarak ne olacağı belirtilmemiş.
Birlik, yapısı itibariyle örgütlü kurumların birleştiği bir yapıdır. Temel ilkelerdeki örgüt,topluluk ve bireyler olarak tanımlanan çerçeve kısa ve uzun vadede sorun yaratabilir. Temel olarak söz hakkı , aidat,yönetim hakkı vb konular bir süre sonra anlaşmazlıklara ve dağılmalara neden olma potansiyeli taşımaktadır.
Tiyatro dünyamızda örgüt ve toplulukların kurumsallıkları tartışılır durumdadır.
Elbette bu aşamada bir "girişim" başlatılmaktadır ve önceki bildirilere bakılacak olursa toparlanması gereken çok şey vardır ama bu tür yapılanmaların “hukuki altyapı” gerektirdiği de açık bir gerçektir.
“Güç Birliği” uzun vadede kurumsal bir yapıya dönüşmeden ve de uluslar arası işbirlikleri olmadan (Maddi desteği kastetmiyorum. ) sesini duyuramaz , etkili olamaz . Bunun için de başlarken hukuki alt yapısının “uzmanca” hazırlanmasında yarar vardır.
TTGBG, dönemsel olarak belirlenen temsilcilerden oluşan bir yürütme kuruluna sahiptir. Bu kurul prensip olarak tüm eylem ve açıklamalarını, bütün üyelerin geri bildirimini aldıktan sonra gerçekleştirecektir. Ama üzerinde konsensüs oluşturulmuş bazı durumlarda (Tiyatro yapma hakkının fiili yada dolaylı engellenmesi, tiyatrocuların sanatsal konulardaki ifade özgürlüğünün kısıtlanması, sansür yada oto-sansürün dayatılması) hızlı refleks göstermek için yürütme kurulunun inisiyatif alarak hareket etmesi mümkündür. Bu tür durumlarda her üyenin sergilenen eylem yada yapılan açıklamaya dair muhalefet şerhi düşme hakkı saklıdır.” (Temel İlke)
İfade, iyiniyeti göstermektedir ama pratik değildir. ”Geri bildirimlerin” ortak paydasını bulmak (konsensüs oluşturmak) bazen mümkün olmayabilir. Bu da işlerin yürütülmesine engel olabilir. Konsensüs varmış gibi görünen hallerde de “yöntem” sorun yaratabilir.
“Yürütme kurulunun insiyatif alarak hareket ettiği” durumlarda eyleme geçildikten sonra muhalefet şerhi düşülmesi de birliğin düzenini bozar, gereksiz tartışmaların başlamasına neden olur. Ayrıca,muhalefet şerhlerinin nasıl düşüleceği de açıklanmamıştır. “Yapılmış bir hareket”in “muhalefet şerhi” nasıl olur ?
Ülkemizde , “yürütme kurulu” vb organizasyonlar kulağa hoş gelebilir. Zira bu “ortak akıl”dan yararlanılacağına yapılan bir göndermedir ama birlik, platform vb adına ne derseniz deyin bu tür yapılanmalarda kurumu teslim ettiğiniz ve her kararına katılmasanız bile destekleyeceğinizi en azından "ima ettiğiniz" bir kurumsal yapıya ihtiyaç vardır. Sorumluluklar, yetkiler açık ve net olarak tanımlanmalıdır. Göreve gelen kişiler de konsensüs bulmaya çalışacakları yerde işi yürütmeye odaklanmalıdır. Amaç bellidir : “Tiyatro yapmak!”
Çerçevesi doğru dürüst tanımlanmamış organizasyonlarda ortaya atılan fikir çok , çeşitli ve kontrol edilemez olur.
TTGBG, üyelerinden toplanacak aidatlarla oluşturulacak bir bütçeye sahiptir. Bu bütçe sadece ortak etkinlik ve eylemlerin finansmanında kullanılabilir.” (Temel İlke)
“Sadece ortak etkinlik ve eylemlerin finansmanında kullanılır” ifadesinin bu aşamada gerekli olmadığını düşünüyorum. “Malumun ilanına” ne gerek vardır ?
Ayrıca örgüt, topluluk ve bireysel aidatların kıstası nasıl olacaktır ? “Aidat” varsa bu “hukuki yapı” ister. O zaman kurumun türünü ve tüzüğünü ortaya koymak gerekir."Aidat" varsa düzenli aidat verebilecek olanların da katılımını sağlamak gerekir. "Aidat"ın düzeyi yapıyı da belirler. Aidat ve üyelik yapısı "faaliyetleri" gerçekleştirebilecek bir seviyede olmalıdır.
TTGBG üyesi topluluklar arzu ettikleri taktirde, gerekçelerini yazılı biçimde belirtmek şartıyla yapılanmadan ayrılabilirler.” (Temel İlke)
Yukarda örgüt,topluluk ve birey olarak tanımladığınız katılımların hemen altında “topluluk”ların vurgulanması diğerleri için soru işareti yaratır. Örgütsel ve bireysel ayrılmalar nasıl olacaktır? “Topluluk” dan ne kasdedilmektedir ? Bu aşamada “yapıdan ayrılmak” dan bahsetmenin yararı nedir ?
Girişim aşamasında ayrılmalar için “yazılı gerekçe” istemek iyi bir düşünce de olmayabilir. Bunu bir “şart” haline getirmek , tutulmayacağı bilinen bir emri vermeye benzer. Ayrılanın disipline uyması beklenmez. Bu tür kurumlar gönüllülük ilkesi ile yaşayabilir. Kaldı ki “ayrılmak istemek” de bir gerekçedir. Anlamlı gelebilecek “gerekçe”lerle de karşılaşmak mümkün olmayabilir.Zorlamaya da gerek yoktur.
"Temel İlkeler" başlığı altında özetlenene bakılınca Ankara toplantısı ile somut bir yapılanmanın tamamlanmamış olduğu anlaşılıyor. Ayrıca sıralanan "Temel İlkeler" de konu ile ilgili dikkatli bir ön hazırlık yapılmadığını gösteriyor.
Katılımcılara bakarak tiyatro dünyamızı ilgilendiren bu çalışmaların bir gurup tarafından sürdürüldüğünü söylemek mümkün.
Orhan Aydın “bu yolculuğa katılmayı bir ‘marifet’ saymayanların da haklarını, sonuna kadar sahiplenip taşıyıcısı, aktırıcısı ve mücadele edeni olacak bu yapılaşma, tiyatromuz için bir ilktir” ifadesi de dışarıda kalanlara yapılan bir göndermedir. Ama “dışarıdakilerin haklarını savunma”, “dışarıdakiler için neyin doğru olduğunu biliyoruz” anlamı taşıyan iddialı bir ifade olduğu kadar bu yapılanma ile ilgili yanıltıcı bir “ufkun” resmini çiziyor olabilir.

Tiyatro dünyası ile ilgili son zamanlarda yaşanan CKM tartışmaları ve eylem herhalde bazı gerçekleri ortaya çıkarmıştır. (Tiyatro dünyasında devam eden başka tartışmaların olduğu da biliniyor)
Caddebostan Kültür Merkezi olayında bir salonun paylaşılması üzerine başlayan tartışmaların nerelere geldiği görülmüştür. Elbette mekanlar hakça kullanılmalı (“peşkeş çekilmemeli”) ama - kaynak ve önceliklere bakarak- CKM’nin tiyatro için kullanılıyor ve kendimiz olmasa da meslektaşımızın yararlanıyor olması mutlulukla karşılansa ve de yeni bir salonun daha tiyatro dünyamıza kazandırılması için çaba gösterilse daha iyi olmaz mı ?
Kaldı ki tiyatronun ihtiyaçları için yapılacak bir listede CKM eylemini başlatan fikir çok da önlerde yer almazdı diye düşünüyorum.
Bu ve benzeri olaylar , katılımları sınırlandırmayacak mı ? Bu , camianın “birleşme” ve “dayanışma”sı önünde engel değil mi?
TTGBG’nin “Temel İlkesinin” çok sade bir şekilde(nerdeyse tek cümle ile) özetlenmesi ve yürütme ilkelerinin ayrıntılarla açıklanması gerekir. (ki bu zaten “tüzük”tür.)
Amaç tiyatro seyircisinin artmasıdır. Seyirciyi çoğaltamazsanız tiyatroyu yaşatamazsınız.
NBA’nin sloganı “I Love This Game” dir.
Ben de tiyatroculardan “Tiyatroyu seviyorum” gibi sade ve öz bir slogan bekliyorum. Sevgi ile birleşen insanlar , büyür ve büyütürler. Ve sevgilerini , seyirci ile paylaştıklarında ve onlara gösterdiklerinde hepimiz mutlu ve umutlu oluruz.

Melih Anık

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme