18 Kasım 2009 Çarşamba

“Seni Sevmedim Sütoğlan” ve Refleks

1.
Sütkardeşler filminin bir sahnesinde Şener Şen , Kemal Sunal’a “Seni sevmedim sütoğlan” der.
Bu sözde müstehzi bir sıcaklık , naif bir otorite , affedici bir öfke , şefkatli bir uyarı var.
Temsili bir şehirde bir eleştiri üzerine gece vakti isimsiz mesajlar gönderen, oyunun oyuncularının; kişisel sayfamızdaki izinsiz girişe kapalı görüşlerimizi bastırıp söz gelimi bir kurumun müdürlüğüne götüren isimsiz kişilerin , onlara bizi azarlayacağı beklentisini verenlerin yüzlerine “Seni sevmedim sütoğlan” diyeceğiz.
Onlar hak etmese de…
Bize bu yakışır da , ondan !
2.
İç çamaşırı giymemiş bir kadın buz üstünde kaymış, bacakları,kolları ayrılmış,orası burası gözükmüş. Düşerken kendini toplamış , iki ayağı üzerinde bir köylünün önünde durmuş ve gururla “Nasıl, refleksimi gördün mü?” demiş.
Köylü, kadına bakmış,bakmış,bakmış ve cevap vermiş : “Siz ona refleks mi diyorsunuz?”
Kalleşlik çakalın ; kurnazlık tilkinin ; gözyaşı timsahın ; nankörlük kedinin ; korkaklık tavşanın refleksidir.
Ormanların dokunulmazı filin refleksi ise hafızadır.
Temsili bir şehirde bir eleştiri üzerine gece vakti isimsiz mesajlar gönderen oyunun oyuncularının korkaklık refleksine ; kişisel sayfamızdaki izinsiz girişe kapalı görüşlerimizi bastırıp söz gelimi bir kurumun müdürlüğüne götüren isimsiz kişilerin jurnalcilik refleksine ; onlara bizi azarlayacağı beklentisini verenlerin diktatörlük refleksine saf bir köylünün naif bakışları ile bakıp “Siz ona refleks mi diyorsunuz?” diyeceğiz.
Ve hafızamıza onların “refleks”lerini yazacağız.
Onlar utanmasa da…
Bize bu yakışır da , ondan!

Melih Anık

not: Bu yazım Antalya Devlet Tiyatrosu(gayri resmi)facebook sayfasında sansürlendi.
Yazıyı o sayfada yapılan bir yorum üzerine yazmıştım. O yorumu da kaldırdılar.Yorum şuydu:

"Temsili bir şehir düşünün, bir eleştiri üzerine oyunun oyuncularından gece vakti isimsiz mesajlar gönderilsin. Bir şehir tahayyül edin isimsiz cisimler kişisel sayfanızdaki izinsiz girişe kapalı görüşlerinizi bastırıp söz gelimi bir kurumun müdürlüğüne götürsün. Azarlanmanızı beklesin üstelik. Gülünç değil mi? Neyse ki jurnal istibdatta kaldı. Ne kadar medeniyiz.
Normaldir, statükonun dehlizlerinde serbest piyasanın sanata işlemeyen korunaklı kollarında huzur bulan bir zihniyet varsa eğer, onun sarıldığı normlara göre tüm bunlar normaldir. Neyse ki benim ülkemde bunlar yaşanmıyor. Halk tiyatroyu seviyor. Ha bu arada, sevgi nedir? Sevgi sanırım, ve dilerim hala emektir....."

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme