7 Eylül 2018 Cuma

Ödüllü Ama Başarısız Bir Oyun : Sevgili Arsız Ölüm - Dirmit (Tiyatro Hemhâl)


Latife Tekin'in ilk romanı(1983) Sevgili Arsız Ölüm'ü  Nezaket Erden ve Hakan Emre Ünal birlikte uyarlamış, Hakan Emre Ünal yönetmiş. Uyarlama, Nezaket Erden'in üniversite bitirme projesi imiş.  O süreçte  Hakan Emre Ünal çok desteklemiş. Zeynep Günsur Yüceil danışmanlık yapmış. Bitirme projesi beğenilmiş. Hakan Emre Ünal, Dirmit'in yanına başka karakterleri de oyuna dahil etmeyi önerdiği  için metin değişmiş, oyun 50 dakikadan 85 dakikaya çıkmış.  Biletsiz gösterimler yapmışlar. Sonradan Latife Hanım ile temasa geçip o gösterilerden birine davet etmiş,  iznini almışlar. Gördükleri ilgiye güvenerek oyunu profesyonel dünyaya açmışlar. Seyyar Sahne'de başlayan macera Tiyatro Hemhâl ile devam ediyor şimdi.



Oyun 2017-2018 sezonunda ödüllere aday oldu, ödüller aldı.  Bu yazı roman, uyarlama, yönetim oyunculuk ve ödüller üzerinedir.

 Sevgili Arsız Ölüm, '12 Eylül’ün şiddetini bertaraf edip parçalanmamak için benim de o şiddete bir şey yapmam gerekiyordu. O koşullarda, elimi uzatabileceğim tek şey kâğıt ve kalem(di)' diyen Latife Tekin’in darbeye karşı tepkisini dışa vurduğu bir romandır.

O ortamda, büyülü gerçekçilik yazarlar için bir sığınaktır. 'Sevgili Arsız Ölüm, Türkiye toplumunun gerçekliğine içeriden bakar ve bu anlamda Türkiye gerçekliğini, gerçekçi olma iddiası taşıyan birçok romandan daha fazla yansıtır. Türkiye’nin 1950-80 arasında yaşadığı toplumsal, ekonomik, kültürel ve siyasi değişimi tarihi, masalsı, folklorik ve geleneksel değerlerle iç içe veren roman, büyülü gerçekçi bir Türkiye hikâyesi olarak okunabilir.... Don Kişotvari yenilikçi Huvat ile Gabriel Garcia Marguez’in Yüzyıllık Yalnızlık romanındaki Ursula karakterine benzeyen Atiye’nin evlilikleri ve bu evlilikten doğan çocukları etrafında 1960’lı yıllar taşrasının panoraması sunulur.'(Fethi Demir)

'Halk söyleyişinden, folklordan, destanlardan, köy yaşamının doğallığından yararlanan Latife Tekin, nihayetinde bireycilik,  kentleşme, göç, bilinçlenme, devrimcilik, din istismarı, kültür emperyalizmi, futbol fanatizmi, mafya ilişkileri, fuhuş, yoksulluk, kaçakçılık, işsizlik, yabancılaşma gibi toplumsal konuları edebi bir üslupla işlemeyi başarır.'(Fethi Demir)

Sevgili Arsız Ölüm denilince ilk akla gelen 'büyülü gerçek'tir. 'Büyülü gerçekçiliğin en önemli belirleyeni, gerçek ile gerçek dışının bir eserde bir arada yer alması ve bu durumun kurgu kişileri tarafından olağanmış gibi karşılanmasıdır. Olaylar gerçek dışı unsurlar içermekle birlikte büyülü gerçekçilikte mekân daima gerçek dünyaya aittir.' (Sevgül Türkmenoğlu)

Bizde hemen Marquez ve Yüzyıllık Yalnızlık hatırlanır. Oysa bizim kültürümüzün köklerinde de  'büyülü gerçek' vardır.  Latife Tekin romanını o kaynaklardan beslemiş, Dede Korkut Hikayeleri'nden, Oğuz Kaan Destanı'ndan yola çıkıp kendi hayatına da göndermeleri olan fantastik ve gerçeküstü ögeler taşıyan bir roman kurgulamış. Roman, Aktaş Ailesi'nin köyde başlayıp büyük şehirde sona eren macerasını anlatır. Birinci bölüm köyde geçer.  İkinci bölüm de şehre göç eden ailenin hayatına yönelir.  Doğanın bir karakter olarak kabul edilip günlük hayatın içine bir arkadaş, dost olarak alınması uyarlamada büyülü gerçekçiliğin kullanılması için olağanüstü imkânlar vermektedir.  Şehir hayatı ile batıl inançların birbirine ayak uyduramamasından çıkan hususlar romanın ironik yapısını oluşturur.

Romanın bence en önemli karakteri Dirmit'in annesi Atiye'dir. Atiye değil de Dirmit'in oyun karakteri olması belki de Nezaket Erden'in yaşı nedeniyledir. Oyunun adında olmasına rağmen 'arsız ölüm'ün oyunda açık seçik anlaşılamaması oyunun Atiye karakteri üzerine kurulmamış olmasından kaynaklıdır.

Romandan oyunlaştırılan oyun, yukarıda özetlemeye çalıştığım hususları es geçmiş, büyüyü bozmuş, genel toplumsal çerçeveyi verememiş,  yanlış bir giriş ve anlatılanların uykusuz bir gece hatırlaması olduğunun sonda anlaşılması ile genel kurgusu zayıf, sahneden sahneye hoplayan,  sınıf geçmek için yapılan 'okul ödevi' seviyesinde kalmış bir uyarlamadır. Oyunun romandaki fantastik ve büyülü yapıya uymayan bir uyarlaması, kurgusu ve yönetimi  vardır. Sahne geçişleri bölük pörçük, sanki oyuncunun aklına bir şeyler gelmiş gibi olmakta, bu da bütünsel olmayan bir kurguya neden olmaktadır. Oyuncunun baştan sona ironiye çakılı ve 'seyirciye oynama'ya yoğunlaşmış oyunculuğu romanın ruhundaki hüznü yok etmiştir. Çok söyleme çabası, oyunu gereksiz uzatmıştır. Öte yandan bir saksı çiçeği, sıradan bir kostüm ve ışık, romanın içerdiği efsane, mit, büyü, fantazyayı vermekten uzaktır. Sonunda ortaya basit, derinliksiz bir oyun çıkmıştır. Oyun, Türk Tiyatrosu'nun sığlığına/derinliksizliğine örnek  verilebilecek bir çalışmadır. Hâyal gücü, bilgi ve birikimsiz işlerin atık-hanesine bir ödüllü oyun daha katılmıştır.  Gençler, onlara hocalık ve danışmanlık yapanlar da bundan kendileri için bir ders çıkarmalıdır.  Bence romana yazık etmişler. Bu nedenlerle Direklerarası'nın verdiği 'Tek Kişilik Prodüksiyon Ödülü' bence yanlıştır.Romanı ve tiyatroyu bilenlerin verebileceği bir ödül değildir. Latife Tekin'in seyrettikten sonra izin vermesinin söylenmesi, oyunun başarılı olduğu yolunda yanlış bir kanaatin uyanmasına neden olmamalıdır.  Sanırım yazarın izninden  yapılana onay verdiği anlaşılmamalıdır.

Ülkemizde oyunculuk hakkında bir yargı verilirken iki husus birbirinden ayırdedil(e)memektedir: Eserin yazarına gitmesi gereken alkışlar ile oyuncunun icrasına verilen alkışlar birbirine karışmaktadır. Sevgili Arsız Ölüm'de de Latife Tekin'in alkışlarını Nezaket Erden  (ç)almakta, seyirci yazarı unutup oyuncuyu ödüllendirmektedir.  Geçen sezon  oyun ile ilgili ödüller 'en iyi kadın oyuncu' etiketi altında toplanmaktadır.  Profesyonel alanda ilk oyunu ile bir oyuncuya 'en iyi kadın oyuncu' ödülü verilmesi, yıllarını bu işle geçirmiş çok iyi kadın oyuncular yanında oyuncunun aday yapılması ülkemizdeki ödül saçmalığının en bariz örneklerindendir. Nezaket Erden oyun sonu konuşması yaparken fark ettim ki, Dirmit ismi altında kendini oynamaktadır. Oysa oyunculuk, bir başkasını oynamaktır. Nezaket Erden'in nasıl bir oyuncu olduğunu  ikinci oyunundan itibaren görerek başkasını oynamadaki beceri ve yeteneğini anlama şansımız olacaktır. Oyuncu için doğru ödül 'umut veren oyuncu ödülü'dür. Nezaket Erden, oyunuyla umut vermektedir. Sadri Alışık Tiyatro Ödülleri'nin verdiği Genç Oyuncu Ödülü bence doğru olabilir. Üstün Akmen Ödülleri ve Tiyatro Eleştirmenleri Derneği'nin verdiği  'En İyi Kadın Oyuncu Ödülleri' külliyen yanlıştır. Afife Ödülleri'ndeki 'En iyi Kadın Oyuncu'  adaylığı ise kategori olarak yanlıştır ve diğer adaylara ayıp edilmiştir. Tiyatromuzun tecrübeli oyuncularına tavsiyem şudur: diğer adayları bilmeden, tanımadan adaylıkları kabul etmeyin, kendinizi kullandırmayın. Ayarınızda olmayanlarla yarışmayın.

Ben oyunu bu yıl ilki yapılan Bademli Tiyatro Günleri'nde seyrettim. Oyun sonunda  Nezaket Erden oyunu seyreden biz şehirlilere (zira köylüler evlerine gitti biz kaldık), oyununu köylerde oynamak istediğini söyledi. Konusu köy ve köylü olan bir oyunun  köyde oynanıp köylüye ulaşamaması da düşündürücüdür.  

Bence bir döneme damgasını vurmuş, edebiyatımızın özel köşe taşlarından biri olan  romanı bulup okuyun.  Hiç değilse bu oyun romanı hatırlatmaya yarasın. Okuduktan sonra oyunu seyretmenizi önermem. Oyunu seyredip beğenmişseniz romanı mutlaka okuyun. (Ödül jürileri siz de okuyun biraz.) Belki ne demek istediğimi anlarsınız. Ödüllere falan da kanmayın sakın ve artık.

Melih Anık 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme