8 Ekim 2018 Pazartesi

2018 Yazı - Çandarlı'da Halk Tiyatrosu


Bu sene Çandarlı'ya geldiğimde bazı projeler vardı aklımda. Meselâ Turgut Özakman'ın Çılgın Türkleri. Özakman'ın oyununun bizim ekibe uygun olmadığını gördüm. Oyun ortaokul lise öğrencileri için yapılmıştı. Daha sonra mevcut oyuncuların tümünün kadın olması nedeniyle Anadolu kadınları üzerine bir oyun yapmak geçti aklımdan. İlgili kitapları getirttim. Konuyu bütünüyle algılamak istedim ve bir oyun için kurgu belirlemeye çalıştım.  Çok çok okudum. Hüseyin Sorgun ve Ayla Algan aynı konu ile ilgili oyunlar yapmıştı. Hüseyin Sorgun ricam üzerine oyununu gönderdi, temasa geçtiğim Ayla Hanım'ın kızı Sevi Algan oyunun son hâlini almadığını söyleyerek  göndermedi. Edindiğim izlenime göre Algan'ın versiyonu da Sorgun'unkine benziyordu. Ben onların yaptığından farklı bir kurgu bulamadım ve oyunu yapmaktan vazgeçtim.



Mevcut oyuncu adaylarını düşünerek  durum muhakemesi yaptım. Uzun süre farklı okumalar yaptık. Esas amacım grupla birlikte yerel hikâyelerden, özgün bir  uyarlama oyun oluşturmaktı. Geçen sene dokunur gibi oldum ama yeterince olgunlaştıramadım. Çehov, Memduh Şevket Esendal ve Haldun Taner külliyatını hep yanımda taşırım. Bu sene Sabahattin Ali kitaplarını da getirdim. Çehov, Sabahattin Ali hikâyeleri okuduk. Çehov'un bir hikâyesini gruba okuttum. Hikâye Sevgili Doktor'da Aksırık sahnesi ile oyun yapılmıştı. Uyarlama hakkında fikir vermesi için bu hikâyeyi ve skeci konuştuk. Arkasından Sabahattin Ali'nin Sırça Köşk hikâyesini okuduk. Hikâyeyi oyunlaştırmak için bir kaç hafta ödev verdim ama gruptan bir geri dönüş alamadım,  uyarlama yapmak için bir istek göremedim.  Hikâyeyi ben uyarladım. Seçimlerden önceydi. Herkes hikâyeyi çok beğendi ama grup içinde bu hikâyenin sakıncalı olabileceği üzerine tereddütler olduğu belirtildi. Seçim sonuçlarını bekleme kararı aldık. İrlandalı bir yazarın bir oyununu okuduk.   Oyunu Çandarlı'ya uyarladım, kesip biçerek oyundaki erkek sayısını dörde indirdim. Ama elimizde erkek oyuncu yoktu. Bir başka yazarın iki erkek bir kadından oluşan kısa oyununu kadınlara uyarladım. Aklımda olan bir seçenek de kısa oyunlar yapmaktı. Ama o zaman ayrı ayrı gruplarla çalışmak için benim zamanım yetmeyecekti. Bir oyun için çalışma programı yapmak zaten çok zordu birkaç oyuna bölününce zamanlama sorunlarından çekindiğim için vazgeçtim. Geçen seneden edindiğim tecrübeye göre tiratlardan oluşan oyunların bu tür topluluklara uygun olduğunu biliyordum. Zira bir oyuncu herhangi bir zamanda mazeret belirterek ya da belirtmeyerek ortadan kayboluyordu. Anneler, babalar, torunlar, eşler, çocuklar , sağlık sorunları, seyahatler, tsm, thm koro çalışmaları, biçki- dikiş, resim kursları, sergiler, politik toplantılar vb nedenler  kişilere yeni kararlar verdirebiliyor bu da bizim oyuna sürpriz olarak yansıyordu. Çandarlı'nın kadınları çok aktif. Her yerde olmak istiyor. Tiratlardan oluşmuş  oyunda her an karşılaşılabilecek sürprizlere hazır olmak, oyunu bırakanın tiradını çıkararak yola devam etmek nisbeten kolaydı. Oyun çok da bozulmadan devam ediyordu.  Ben de her an yeni düzenlemeler yapmak için hazırdım. Geçen yıl 35 kişiye kadar çıktık. Ben 50'ye yakın tirat dağıttım. Elimizde 13 kişi kaldı sonunda. Oyunun sahnelenmesine 20 gün kala gelen bir müzisyeni ve bir erkek oyuncuyu   oyuna eklemiştim. Amacım geleni kaçırmamaktı. O nedenle mevcut ekibe göre oyun yapmaya çalıştım. Ancak ekibin kesin olmayışından hep tedirgin oldum. Yarın kimin oyunu bırakacağını düşünmek sinir bozucu idi. Bazı prensiplerle oyun yapmaya çalışıyorum. Kimse dışarıda kalmamalı. Oyuncuların parçaları dengeli olmalı. Birisi çok fazla  öne çıkmamalı. Bu nedenlerle metni ve şahısları kesin oyunları istemedim. Rol dağılımı ilk anda  kabul görse bile ertesi gün ne olacağından emin olamadım. Bazı roller(orospu rolü), kelimeler(orospu vb) ve anlatımlar(boşalma, sevişme vb)  bazı kişilerde hassasiyet yaratabiliyordu. Mizansenlerde kimin kimin yanında olduğuna, kimin kime ne kadar dokunması ya da dokunmaması gerektiğine dikkat etmek gerekiyordu.  Grubun arkasında ve önünde olmak, kimin ne giydiği de önemli olabiliyor. Gözlem ve algınız açık olmalı. Devamlı olarak yüzleri ve beden dillerini izlemek gerekiyor.  Her şey hassas dengelerde çünkü.  Rol dağılımında yaşanabilecek hassasiyetleri(uzun veya kısa rol ya da önde arkada olmak gibi) en aza indirmekti amacım.


Bu yıl da aynı düşünce ve duygularla yola çıktım. Şiirde olan koronun mizansenini  grupla nasıl gerçekleştireceğim hakkında tereddütlerim vardı. Sahne geçişleri belli bir disiplin içinde olmalıydı. Bazı sorunlar yaşadık ama hataları en aza indirdik. Grup yaklaşık bir saat sahnede ayakta duracaktı. Provaların başlangıcında yorulmalar olduğunu gördüm ama zamanla oyuncular sanki yeniden doğdu ve hepsi sağlam bir şekilde sahnede durdu.  

Okumalar yaparken bir erkek oyuncu eşiyle birlikte gruba katıldı. O zaman üniversite yıllarımın hayâli olan Ben Ruhi Bey Nasılım'ı sahnelemeye karar verdim. Çok ayrıntılı olmayan bir uyarlama ile okuma provalarına başladık. Oyuncuların tek tek ve grup hâlindeki becerilerine, uyumlarına ve de memnuniyetlerine bakarak değişiklikler yaptım.  Başlangıçta grubun yaş ortalaması nedeniyle (oyuncuların çoğu 50 yaşın üstünde idi. 70'li yaşlarda oyuncular da vardı.) ezber sorunu yaşayacağımızı düşünerek sahneye telefonlarla çıkabileceklerini ve unuturlarsa telefonlardaki tekste bakarak hatırlayabileceklerini söyledim. Provalarda kağıda basılı bir metin hiç kullanmadık. Ben sık sık yaptığım değişiklikleri oyuncuların telefonlarına whatsapp grubu üzerinden gönderdim. Bir süre sonra oyuncular sahnede  telefondan okuma işinden vazgeçmemiz gerektiğini, ezberleyerek daha iyi oyun vereceklerini söyledi. Onların bu istek ve cesaretinden memnun oldum. Hepsi de rollerini ezberledi. Ezber unutması nedeniyle  sorun yaşamadık. Yaşları var ama yürekleri genç(leşen) oyuncular, esprili bir şekilde ezber yapmanın alzaymıra iyi geleceğini söyleyerek tiyatronun tedavi edici özelliği üzerinde duruyordu. Her şey iyi giderken ya da ben öyle sanırken ve  kostümler dikilmiş, dekor yerleşmişken oyuna yaklaşık 20 gün kala elimizdeki erkek oyuncu  oyuna eklediğim müziği(çello partisyonları), mizansenlerde yaptığım değişiklikleri  ve de bildiğim/bilmediğim, tahmin ettiğim başka nedenleri bahane ederek oyunu bıraktı. Oysa onu oyunda tutmak için de bazı mizansen değişiklikleri  yapmak zorunda kalmış ve onu rahatsız eden  mizansenleri değiştirmiştim. Ertesi gün  eşi de oyunu bıraktı. Aylardır çalışan 9 kadını yarı yolda bırakmak olmazdı. Ben, Ruhi Bey oldum, oyuncu oldum. Erkek oyuncunun rahatsızlıkları nedeniyle değiştirdiğimiz eski mizansenlere geri döndük.  Ayrılan kadın oyuncunun tirat rolünü dört oyuncu arasında, koro içindeki repliklerini  de gruba paylaştırıp yeni bir mizansen yarattım. Oyuncuların oyun bırakması, bırakacaklarını ima etmeleri, söylemeleri, repliklerin dağıtılması ve makyaj konularındaki belirtilen memnuniyetsizliklerden doğan  sorunlar maalesef içimde tatsızlık ve burukluk yarattı.  Grup içinde makûl kişilerin de yardımıyla çıkan sorunları bertaraf ederek gemiyi limana soktuk ve oyunu seyirciye sunduk.Seyirciden aldığımız ilgi ve tepkiden çok memnunum.   

Oyun seçme,yazma, uyarlama, yönetme, kayıtları evde izleme ve (bu sene) oyunculuk yapmak doğrusu çok yorucu. Beş aylık yaz süresince prova dışı zamanlarda da oyunla haşır neşir olmak başka programlara imkân bırakmıyor.  Allahtan bu sene sahne dışındaki olayları çözen ne istediysem yerine getiren bir yapım sorumlusu vardı. Jale Gür bana çok yardımcı oldu. Teşekkür ederim.

Koçanlı Konağı:


Çandarlı Kültür Evi


Güzel olan bir şey daha var. Beni oyunun sahnelenmesinden daha çok mutlu ediyor. Çandarlı'daki tarihi binada (eski santral, eski yağ fabrikası) oynadık oyunumuzu. Fikri ortaya attığımda itirazlar oldu. Çandarlı'da gösteriler için iki mekân vardı: Kale ve  Konferans Salonu. Israrcı oldum ve tarihi binada tiyatro yapılabileceğini gösterdim. Çok mutlu ve gururluyum. Şimdi hayâlim bu salonun ismine uygun olarak (Kültür Merkezi) sadece sergilere açık ve kütüphane olarak değil konferans, sohbet ve tabii ki tiyatro için kullanılmak üzere kalıcı olarak düzenlenmesidir. Bir hayâlim daha var. Restore edilmiş ama ben buraya geleli beri bir iki kereden fazla açılmamış olan Koçanlı Konağı'nın tefriş edilerek butik otel olarak açılması. Böylelikle yerli ve yabancı sanatçıları bu otelde misafir etmek ve sanatlarını sergilemek için de Kültür Evi'ni onlara tahsis etmek Çandarlı'ya inanılmaz bir canlılık getirecek.  Bu şekilde şimdilik dışarıdan bakan beldenin yerel  halkını da kültür hayatına katmak mümkün olacak. Bu husus ile ilgili önerim de şudur:  Yazarları, ressamları, fotoğraf, tiyatro ve diğer sanatların sanatçılarını Çandarlı'ya davet edin, onları misafir edin. Onlardan Çandarlı (ve Dikili'ye) ait eserler yaratmalarını isteyin.  O eserleri Tarihi Kültür Evi'nde ve Koçanlı Konağında  sergileyin, koruyun. Eserleri pazarlayın ve kültür için bir finans kaynağı yaratın. O sanatçıların beldede geçirecekleri zaman süresince yerli halk ile teması beldenin sakinlerine ve sanata büyük katkı yapacaktır. Bu amaç için yöredeki tüm gençlerden, öğretmenlerden ve  öğrencilerden yardım alınmalıdır. Bölgede yaşayan tiyatroculardan yardım almak da mümkün. Ben geçen seneki ilk denememde hayal kırıklığı yaşasam da bu yıl desteklerinden gurur duyduğum iki büyük kadın sanatçı 'tanıdım', Elçin Şanal ve Maral Üner. Onların övgü dolu sözleri bana ve grubumuza çok iyi geldi. Eminim ki onların büyük birikimlerinin Çandarlı halk tiyatrosuna katkıları da büyük olur. 

Çandarlı'da 'halk tiyatrosu' yaptık.  İşleri, eğitimleri  tiyatro olmayan kişilerle ilk denemeyi geçen yıl (2017- Ben Kimim Bu Gece) gerçekleştirmiştik. Çandarlı'da uzun yıllardan sonra bir ilkti. O çalışma örnek oldu. Bu yıl da devam ettik. Ülkemizde çok başarılı örnekleri var. (30. yılını doldurmuş Bulancak Sanat Tiyatrosu) Dikili ve Çandarlı bu işin başında henüz. Halk tiyatrosu gönüllülük esası üzerine kurulu olmalıdır.  Tiyatro eğitmeni değil yönetici gerekiyor öncelikle. Halk tiyatrolarında eğitim, oyun yaparken sahnede yâni uygulama sırasında  verilmelidir. Halk tiyatrosunda sahneye çıkacaklar için özel oyunculuk kursları bence yararsızdır. Yönetici, tüm katılımcılar gibi 'gönüllü', maddi beklentilerden uzak olmalı. Onun tiyatro bilmesi gerekmez, tiyatro sevmesi hatta tiyatroya âşık olması lâzım. Yönetici, ihtiyaç olunan  tiyatro bilen insanları arar bulur sorun değil.  Katılımcıların yaş aralığı geniş olacağı için yönetici belli bir yaşanmışlığı olan kişilerden olmalıdır. Para kazanma amacıyla ve  kendi öz geçmişlerini oluşturmak için sureta işler yapanlar ile halk tiyatrosu yürümez. Kendisi eğitime muhtaç kişilerden halk tiyatrosu yöneticisi olmaz. Yöneticinin tek amacı o halk tiyatrosunu yaşatmak ve büyütmek  olmalıdır. Başka işi olmamalıdır. İlçede, beldede 12 ay yaşayan ve tercihen 'yerel' halktan birisi olmalıdır. 

Çandarlı Halk Tiyatrosu'nda oynadığımız İnsan Yaşıyorken Özgürdür her şeye rağmen oyuncuların fedakârlığı ile ortaya çıktı. Birlikte çalıştığım arkadaşlarıma hep söyledim. Amacımız sadece tiyatro yapmak değil. Tiyatro aracılığıyla toplumsal buluşmayı sağlamak, ortak dil oluşturmak, değişimin kapısını aralamak. İnanıyorum ki   yörenin tiyatro ile uyanışına çok küçük bir katkı yaptık, bir kibrit çaktık, bir mum yaktık. Bu bilinçle aramızda olan ve amacımızı paylaşan oyunculara, arkadaş ve dostlara teşekkür ediyorum.

Yaşadıklarımdan öğrendim.  Yine yaparsam ki galiba yapacağım şimdi ne yapacağımı çok daha iyi biliyorum.

Melih Anık

Not: Dikili Belediyesi sınırları içinde bir gösteri merkezinin yapılması büyük bir zorunluluk. En kısa zamanda gerçekleşmesini dilerim. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme