4 Eylül 2018 Salı

Antalya DT'nda 'Broadway'e İlham Verecek Oyun: Deli Dumrul


Antalya Devlet Tiyatrosu Güngör Dilmen'in Deli Dumrul isimli oyununu oynuyor.  Türk Tiyatrosu'nun düşünürü Güngör Dilmen'in oyununu coşku içinde seyrettim.
 Deli Dumrul bir Dede Korkut hikâyesidir. Türk edebiyatının en büyük âlimi Prof.Fuat Köprülü derslerinde 'Bütün Türk edebiyatını terazinin bir kefesine Dede Korkut hikayelerini diğer kefesine koyun. Dede Korkut tarafı ağır basar' dermiş. Eskiden  lise edebiyat kitaplarında Deli Dumrul hikâyesi vardı. Şimdi kaldı mı bilmem. Ebeveynlere tavsiyem şudur: Hemen bir Dede Korkut hikâyeleri kitabı edinin ve çocuğunuzla birlikte okuyun.




Dede Korkut hikâyeleri  Oğuz'ların hayatından süzülmüşür,  milli bir destandır ve yazarı ve de anlatıcısı bir millettir.  Mitolojik ve folklorik bir metindir.  Doğa, destanın en önemli unsurudur. Bir milletin müşterek dehasının ürünü ve  sosyal hayatının özetidir. Türk folklorunun sayısız değerlerini, duygularını, fazilet ve meziyetlerini anlatır.  Ön planda Doğu Anadolu ve Azerbaycan vardır ama hikâyelerin içinde Orta Asya unsurları yatar.  Hikâyelerin yazıya geçirildiği tarih olarak XV. yüzyılın ikinci yarısı kabul edilmektedir. Kars, Erzurum civarında hüküm süren Akkoyunluların bu destanları yazıya geçirttiği tahmin edilmektedir.(bknz.Muharrem Ergin) Dresden'de ve Vatikan'da iki yazma nüshası vardır.
Deli Dumrul Destanı
Deli Dumrul, bir kuru çay üzerine köprü yapmış. Geçenden otuz üç akçe, geçmeyenden de döve döve kırk akçe almaya başlamış. Buna sebep olarak da erliğini ve yiğitliğini öne sürmüş. Bir gün köprünün üstünde bir genç ölmüş. Buna sinirlenen Deli Dumrul, Azrail’e meydan okumuş. Bu yiğidin canını alan Azrail’in cesareti varsa gelip kendisiyle savaşmasını istemiş. Bu başkaldırı üzerine Azrail Deli Dumrul`un karşısına çıkmış. Fakat Deli Dumrul, Azrail’i bir türlü yakalayamamış ve sonunda pes etmiş, aman dilemiş. Azrail da 'bir can getirmen şartıyla canını bağışlarım' demiş. Deli Dumrul annesi ile babasına gitmiş onlara durumu anlatmış. Annesi ve babasına can tatlı gelmiş, onun yerine canlarını vermeyi kabul etmemişler. Artık öleceğine inanan Deli Dumrul, karısıyla helâlleşmeye gitmiş. Karısının fedakârlık yapıp kendi canını vermek istemesi üzerine Allah’a  'Ya ikimizin canını da birlikte al, ya ikimizi de yaşat' diye yalvarmış. Duası kabul olmuş, Allah Deli Dumrul ve karısına yüz kırkar yıl ömür vermiş.


'Güngör Dilmen, tarihten ve mitostan, geçmişi ve bugünü değerlendirmek, bilinen olayların ardında yatan asıl gerçekleri sorgulamak adına yararlanmıştır. Bunu yaparken de tarihsel ve mitolojik kimlikleri, geçmişin taşlaşmış görüntüsünden kurtarmış; çelişkilerini, zaaflarını, tutkularını, mutluluklarını, özlemlerini sivriltip onları kanlı canlı, duyan, düşünen gerçek birer dram kişisi olarak çıkarmayı başarmıştır karşımıza. Yazarın Anadolu sevgisi milliyetçi, dar sınırlar içinde kalmış bir vatan sevgisi değildir. Ona göre üzerinde yoğurduğu, biçimlendirdiği tüm uygarlıkların ortak anası olarak Anadolu, geçmişle bugünü birbirine bağlayan kutsal bir değerdir. Bu nedenle onun teknesinde mayalanmış tüm uygarlıklar kardeştir.' (bknz.Fatma Keçeli) Güngör Dilmen Anadolu'da çiçek açan tüm uygarlıklara sahip çıkmış ve ondan pek çok oyun çıkarmış ve de bize bu konuda yol göstermiş bir yazarımızdır.
Oyunu Sabri Özmener yönetmiş. Özmener, Güngör Dilmen'in metnini kılavuz olarak almış orta, gölge ve kukla oyunlarının ögelerinden yararlanan canlı, enerjik bir reji yapmış.  
Oyunun dekoru(Hakan Dündar)  işlevsel bir köprü, devâsa bir kukla ve bir kaç aksesuardan oluşturulmuş. Çok başarılı. Kostümler(Ceren Karahan) özenli. Koreografi(Boğaç  Özbakır) ve dövüş koreografisi(Orkun Yılmaz) başarılı.  Keşke müzik(Gürkan Çakıcı) canlı olsaydı dedim. Işık tasarımı(Namık Gürsoy) herhalde eldeki imkânlar bu kadar dedirtti bana.                  


Oyuncular zaman zaman doğaçlamalarla, seyirci ile söyleşerek özgün metinden uzaklaşıyor sonra ana tekste geri dönüyor. Bazen dramatik bazen epik oynuyorlar.      Salih Bayraktar(Azrail) akılda kalıcı oyunculuk gösterisi yapıyor. Serkan Yakan(Kırkyiğit) ve Orkun Yılmaz(Deli Dumrul) oyunun seyirci ile iletişiminin ve kurulan sıcak atmosferin yaratıcıları. Gökçesu Ulukut (Elif) sert görünüm altında şefkat ve fedakârlığın sıcacık duygusunu başarılı ile seyirciye aktarıyor.  Deli Dumrul'un canlı, enerjik ekip oyunculuğuna katkı veren diğer oyuncular : Murat Bölük, Özlem Şendinç, Başak İşür, Ömer Alper İzci, Remzi Kürşad Süren, Gökhan Güvenatam,Tümay Revşan Kargin, Esra Şen, Selge Ezgi Zından, Sidar Baran, İsmail Sabri Memiş, Şükrü Gürel, Okan Kağnıcı, Okan Güler, K.Alpay Aksum.
İstanbul'a odaklı Türk Tiyatrosu için Antalya 'kenar' kalıyor. Antalya DT  'bölgede' çok iyi ekiplerin olduğunu gösterdi.
Deli Dumrul'u gündeme getirmemin asıl nedeni ise geleneksel sanatlardan yararlanarak Türk Tiyatrosu'na evrensel boyutlar katma için çok umutlu bir örnek olmasındandır. Gönülden inanıyorum ki Deli Dumrul, Broadway'deki War Horse, Aladdin vb müzikaller ayarında dünya çapında bir gösteri olabilir. Eksiklik, yapım vizyonunun darlığından kaynaklanıyor. Bunu gerçekleştirmek için Broadway vizyonunu Türkiye'ye getirmek, o vizyon ile ortak yapımlar yapmak gerekiyor. Türk Tiyatrosu'nun dünyaya eklemenin yolu var olan öze çağdaş biçimi eklemektir. Anadolu, Deli Dumrul gibi nice efsane ile doludur. Gölgede kalmış kahramanlar dünyanın ramp ışıklarına çıkacakları günü beklemektedir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme