5 Eylül 2018 Çarşamba

Tiyatro ile Evlilik Terapisi: Tamamla Bizi Ey Aşk


Ali Poyrazoğlu
O, Türk Tiyatrosu'nun çınarlarından biri. Son yıllarda  onu daha yakından tanıma fırsatım oldu, oluyor.  Çok iyi bir tiyatro bilgisi var. Türkçeden farklı dillerde tiyatro yapmış. Tiyatro literatürüne hâkim, çok 'dünyalar görmüş' yâni. Tiyatro câmiasını ve seyirciyi çok iyi tanıyor. Seyircisi ile bir dialogu çok farklı. Onun seyircisi her yaştan kadın ve erkeklerden oluşuyor. Onun oyunlarında salona baktığımda salonu, birlikte gelmiş çiftlerin doldurduğunu görüyorum. Seyirciler, oyun sonrası  kitaplarını imzalatmak için sırada bekliyor ve ilk fırsatta twit yazarak oyun gecesini paylaşıyor.  

Ali Poyrazoğlu bir yazar. Yazılı bir tekst hazırlamadan sahneye çıkıp oynayacak kadar yazdığı hikâye var elinde ve hâfızasında. O nedenle her oyuna anında(spontan) eklemeler yapabiliyor.  Son derece zeki ve algıları açık. Salonun ısısını hissediyor ve ayarlayabiliyor. Her kesimden seyirciye saygıyla takılıyor. Onun takılmaları 'batmıyor'. Türkiye'nin en hareketli dönemlerinden geçmiş çok şey yaşamış. Dolayısıyla Türkiye hakkında çok deneyimli. Ülkeye dair ince eleştiriler yapıyor. Okumayı merakla beklediğim anılarını kitaplaştırma işini bitirirse  Türkiye'ye ve tiyatromuza başka bir pencereden bakma şansımız olacak. '70'li yıllardan başlayarak yönettiği ve oynadığı oyunlar tiyatromuzda hâlâ öncüler arasında. Çok iyi insan birikimi var. Sosyal ve iş konumları farklı insanlarla bir araya geliyor. Bu temas onu hep güncel tutuyor. Bu nedenle geniş bir yelpazeden hayata ve topluma bakabiliyor. Yol gösteriyor ufuk açıyor. Oyunları hayat felsefesi öneriyor. Seyirci oyunların sonunda kendini iyi hissederek salondan ayrılıyor. Ya bir ip yumağı ya bir oyun hamurundan heykelcik götürüyor yanında. Seyirci, Ali Poyrazoğlu'nun rol arkadaşı.  İyi bir müzik kültürü var. Orkestrayı yönetirken bageti tesadüfen sallamıyor.  Başına Karagöz’ün şapkası ‘ışkırlak’ da yakışıyor horozlu spor şapka da. Ali Poyrazoğlu Batı ile Doğu'yu "mecz eden" bir yaşam koçu.
Bir önceki oyununda Hazreti Muhammed'in bir hadisinden yola çıkmıştı.  ‘‘İki günü aynı olan insanın bir günü kayıptır.’’ Son oyunu "Tamamla Bizi Ey Aşk" Mevlânâ'dan bir esinlenme üzerine inşa edilmiş.  Tamamla Bizi Ey Aşk kitabında ve oyununda "Mevlâna'nın dergâhının kapısında burası âşıklar Kâbesi'dir. Her kim buraya nakıs gelir buradan kâmil olarak çıkar' yazar. Aşk, kapısından 'eksik' girenleri alır evirir çevirir pişirir bütünler." diyor Ali Poyazoğlu. Oradan yola çıkarak Batılı bir psikiyatrın(Jacob L.Moreno) terapi yöntemleri üzerine bir oyun kurmuş. Poyrazoğlu 'buruşmuş ilişkileri ütüleme' diyerek Moreno'nun evlilik terapisine  'bizden' bir isim takmış.



Jacob Levy Moreno
Moreno 1900'lerde Viyana'da kurduğu doğaçlama tiyatrosunda "psikodrama" ismini verdiği psikoterapi yöntemini geliştirmiş. Grubun ya da bireylerin durumuna göre yarattığı doğaçlama, rol değiştirme-yerine geçme, empati kurma, aynalama gibi oyunlar ile insanlar arasındaki 'buruşmuş ilişkileri ütülemek' istemiş. Moreno 1925 yılından itibaren psikodrama, sosyometri, grup psikoterapi, sosyodrama gibi yeni yöntemler üzerine çalışmış.Columbia Üniversitesi'nde dersler vermiş. 1932 yılında yöntemini Amerikan Psikiyatri Derneği'ne sunmuş. Moreno, Marx'ın ekonomik, Freud'un psikolojik ve çağımızın endüstriyel materyalizminin karşısında gelişen bir metod yarattığını yazmış.
Ülkemizin erkekleri evlilik terapisine mesafeli duruyormuş. Eşlerinin ısrarı ile yakınlaşmış bile olsalar erkekler, ikinci seansta kavga çıkarıp terapiyi bırakıyorlarmış. Ama evlilik terapisi, tıpta çok ilgi gören alanlardan biriymiş.


Oyunun Konusu
Tango sever Maço Mahmut ile karısı Papatya 22 yıllık evliliklerinde eski heyecan ve tadın kaybolmaya başlaması üzerine Papatya'nın diretmesi ile evlilik terapistine gitmeyi tartışıyorlar. Mahmut'u ikna etmek zor oluyor. Evliliklerinde azalan elektriğin farkında olmayan(umursamayan?) Mahmut "ona ters" bu terapi işini, önce karşı çıkmasına rağmen karısını çok sevdiği için kabul ediyor. Psikiyatr, Moreno'nun yöntemlerini kullanarak onların evliliğini kurtarmaya çalışıyor. Psikiyatrın 'oyun içinde oyunu', oyunun gizi. Gidip kendiniz keşfedin.  Ali Poyrazoğlu son üç tek kişilik oyununda(Ödünç Yaşamlar, Ben Eskiden Küçüktüm, Âsi Kuş)  kullandığı yöntemi kullanıyor. Oyun oynar gibi yapıp seyirciye tiyatro ile terapi yapıyor. Bu kez yanında rollerini çok iyi giyinmiş Şebnem Özinal ve Melih Ekener var. Poyrazoğlu iyi ekip kurmuş. Ali Poyrazoğlu uzunca bir süreden sonra dramatik bir karakter rolü oynuyor; yarattığı Maço Mahmut karakteri ve kurguladığı Mahmut- Papatya ilişkisi ile seyirciyi 'ayna'nın içine alıyor. 'Sen gidince' tiradında Poyrazoğlu'nun oyunculuğundan etkinlenmemeniz olanaksız. Ali Poyrazoğlu her oyununda olduğu gibi sahnenin önündeki duvarı yıkıyor seyirci ile iç içe bir oyun sergiliyor. 


Oyun, bu terapi nasıl bir şeymiş diyecek evli, nişanlı çiftler ile yeni ilişki arayan yada arifesinde olanlar, boşanmışlar, bekârlar ve dullar için uygulamalı bir örnek. İlişkileri tıkanmış, tıkanırsa ne yapmalıyım diyenler için profesyonel yardım almadan önce, bir prova(sanki). Ali Poyrazoğlu tiyatro vasıtasıyla yaratılmış psikodramayı, kaynağına yâni tiyatro sahnesine getiriyor ve seyircisini çok eğlendiriyor.
Seyirciyi çeken/çekecek sezon oyunlarından biri, Tamamla Bizi Ey Aşk.
Ali Poyrazoğlu diyor ki 'Tiyatro bizim değil, sizin. Tiyatronuza sahip çıkın.' Ona kulak verin.


Melih Anık

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme