İbbşt etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İbbşt etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Şubat 2013 Cumartesi

Dilek Tekintaş Gene Yorum Yazmış


“İBBŞT BAŞ DRAMATURGU Dilek Tekintaş’ın Yorumu” başlıklı yazımın altına bu kez  “Dilek” bile yazamayan biri(?) “adsız” bir yorum bırakmış ama bu yorum, “yorum”cunun  Dilek Tekintaş olduğunu kanıtlamış oldu. Bakın ne diyor:

Düşünce barındırmayan ,iyiyi güzeli önermeyen biriyle ne tartışılır ne konuşulur.Bu üslupla yazan biri nasıl özür bekler anlaşılır gibi değil.Dedikodu yapmaktasınız ve sürekli yanlış ifadeler içindesiniz.Ruhunuzun huzur bulmasını dilerim,Yasınıza hürmetten artık durun diyorum sadece.Şahıslar yetmedi kurumlara mı sicradiniz.Hangi sifatla,Kim olarak onermektesiniz değerli yargılarınızı ! Sizin bu kadar hassas olup herkese ağzınıza geleni yazma hakkınız nerden sanırım biliyorum muhatap alındığınız için inandığınız bir hal olsa gerek.herkesten aynı şeyi beklemek de yanılgınız .Tiyatro dunyasına kattığınız kirlenmenin bedeli yok ve yakıştırmıyorum size.Bunlar benim fikrim.Haksiz oldugumu yazamayip size yazılandan alintilarla karşınızda ki kisiye bütün alanlarınızdan üstelik emin olmadan yazmanız pek yazık bir durum.“

İlk yorumunda HAKARET ediyordu bu kez SUÇLUYOR!

“Düşüncesiz, önerisi olmayan, dedikodu yapan, yanlış ifadeler kullanan, tiyatro dünyasını kirleten”

Ama hâlâ yazımdaki iddialarıma cevap vermiş değil.

“Düşünceli, öneren, dedikodu yapmayan, doğru ifadelerle tiyatro dünyasını temizleyen bir” yazı yazamıyor.  

Türkiye Kayası’nda NEDEN o değişiklikleri yaptıklarını; yazarın fikrini NASIL değiştirdiklerini  anlatamıyor.

Tekrar hatırlatırım yazım “eldivenim”dir.

Melih Anık 

21 Şubat 2013 Perşembe

İBBŞT’da Dramaturjik(?) Düzeltme: Türkiye Kayası (Fehime Seven)


Benim bildiğim Türkiye Kayası, Galata Perform bünyesindeki “Yeni Metin Yeni Tiyatro” isimli projenin “Liseli Gençler Oyun Yazıyor” başlığı altında düzenlenen atölyesinde, dramaturg Ceren Ercan’ın yürütücülüğünde Fehime Seven tarafından yazılmış bir oyun.  Kütüphanemde 2010 Avrupa Kültür Başkenti  Ajansı desteğiyle “Ve Diğer Şeyler Topluluğu”(ve Galata Perform) tarafından bastırılmış ve “Yeni Metin Yeni Tiyatro’09” isimli çok önceden edindiğim bir kitap var. Bu kitabın 202-246.sayfaları arasında  Türkiye Kayası’nın metni verilmiş.  Ben oyunu oradan okudum. Yazım içinde o metne “ilk metin” dedim.

İBB Şehir Tiyatroları’nda seyrettiğim Türkiye Kayası, Fehime Seven’in  oyun dergisinden aldığım ifadeleri ile “Ceren Ercan’ın danışmanlığında, Ayris Alptekin, Nazlı Bulum, Albina Özden ve Sefa Tokgöz’ün desteğiyle; düzeltme sürecinde İBB Şehir Tiyatroları dramaturgu Gökhan Aktemur’la çalışarak; İBB Şehir Tiyatroları ve ‘yeni metin yeni tiyatro’nun katkılarıyla yazıldı.” Yazım içinde o metne de “düzletilmiş/ikinci metin” dedim.

6 Aralık 2012 Perşembe

Siz Hangi “Arka Bahçe”desiniz? (B.Erenus- H.Köroğlu)


Arka Bahçe, Birinci Körfez Savaşı(1980-1988) sırasında ABD, Birleşik Krallık ve çok uluslu koalisyon kuvvetlerinin, Irak’ı özgürleştirme operasyonunu gerçekleştirdiği dönemde yazılmış. O sırada Hudson Nehri üzerindeki Özgürlük Anıtı da “perçinlerini zorluyor ve dağılmak istiyormuş”. Tiyatrolar o dönemde bu oyunu “görmemiş”. Arka Bahçe’yi 1993’de bir amatör tiyatro(İzmir Sanat Tiyatrosu) Faruk Boyacıoğlu rejisiyle sahnelemiş. Oyun, yazımından on yıl sonra  İskender Altın rejisiyle 1999’da Ankara Devlet Tiyatrosu’nda, 2001‘de Bulgaristan Pazarcık Devlet Tiyatrosu’nda oynanmış. Arka Bahçe, 15 Şubat 2012’de İstanbul Şehir Tiyatrosu tarafından Hüseyin Köroğlu rejisi ile seyircinin karşısına çıkmış.(Oyun dergisinden)

29 Kasım 2012 Perşembe

“Büyünün Gözleri” ile Gerçeğe Yürümek (Mehmet Murat İldan - Hülya Karakaş)


Büyünün Gözleri’ni, İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı Türkiye Üniversiteleri Tiyatro Şenliği kapsamında  28 Mayıs 2009’da Nişantaşı “Hadi Çaman Sahnesi”nde Kafkas Üniversitesi Tiyatro Topluluğu’ndan Erdoğan Karaşah rejisinden seyretmiştim. Oyunda ilgimi çeken şey ise metin olmuştu. Oyunun yazarının adını  ilk kez o gün duydum. Araştırdım kitabı buldum, okudum. Oyun içindeki özlü sözler dikkatimi çekti. Herhalde bir yerlerden derlenmiş bir araya getirilmiş diye düşündüm. Ancak yazarın internet sitesini (http://mehmetmuratildan.hpage.com/) bulunca şaşkınlığım daha da arttı. Zira yaşını başını almış birini beklerken oyunun yazarı  1965 doğumlu idi ve oyunu 2000 yılında yani 35 yaşında yazmıştı ve de özlü söz yazmak yazar için 15 yaşlarında başlayan bir tutku halindeydi. Büyünün Gözleri’ne geçmeden önce yazarın hayat hikâyesini özetlemek gerekiyor.

13 Ekim 2012 Cumartesi

Engin Alkan’ın 2012 Model “Vişne Bahçesi”(Çehov)


Çehov’un Vişne Bahçesi şu satırlarla başlar:
Çocukların yatak odası olarak kullanılmış olduğu için halâ bu adı taşıyan bir oda. Birkaç kapı vardır. Bunlardan biri Anya’nın odasına açılır. Şafaktan az önce. Güneş doğmak üzeredir. Mayıs. Vişne ağaçları çiçek açmaya başlamıştır. Fakat dışarıda hava soğuktur, bahçede sabah ayazı vardır. Odanın pencereleri kapalıdır. (Dunyaşa elinde mum, Lopahin bir kitapla girerler)

Engin Alkan’ın Vişne Bahçesi oyunu için salona girenler şu dekoru görür: Sahneyi üç tarafından kapatan yüksek bir duvar, döşeme çimli bir toprak, sahnenin ortasında döşeme üstünde uzun bir dikdörtgen masa, çevresinde sandalyeler, tavandan sarkan dal parçaları. Masanın bir ucunda bir adam(Lopahin) uyuklamakta, bir kadın(Dunyaşa) ayakta durmaktadır. Dekor ile ilgili düşüncelerimi daha önceden yazdım. (http://melihanikdokunus.blogspot.com/2012/10/oyunu-gormeden-visne-bahcesini-yazdm.html)  Dekoru çok beğendim. Keşke oyun da dekor gibi “konuşsa”.

17 Temmuz 2012 Salı

Enver Aysever ile İskender Pala Söyleşti


CNNTürk’de Enver Aysever ile İskender Pala söyleşti. (16 Temmuz 2012)

İskender Pala ne dedi?

"'Muhafazakârların doğru dürüst bir sanat anlayışı ve gelişmiş bir estetik seviyeleri yoktur' yavesi, bir şeyleri yok saymak adına uydurulmuş ucuz ve haksız bir kasıt eseridir."

İBBŞT muhafazakârlara kapalı. Aslında bu dışlanmışlık toplumun her alanında var.

 İBBŞT’da muhafazakârları utandıracak oyunlar oynanıyor. Muhafazakâr seyirci o oyunlarda utancından sahneye bakamıyor, tavana bakıyor. Repertuvar bu oyunlardan oluşuyor. Çünkü tiyatroyu solcular işgal etti. Solcular “manevi değerlere önem vermiyor,  “Milli” değil, aralarına muhafazakâr sanatçıları almıyor.

Vergilerle ayakta duran bir kurum her istediği oyunu oynayamaz.

20 Nisan 2012 Cuma

Bindik Bir Otobüs’e (İBBŞT) ….

11.yy da Bizans egemenliği altında yaşayan, 15 yy da Osmanlı egemenliğinde “uyanan” Bulgaristan 1878 de prenslik 1908’de “tam bağımsız çarlık” olmuş. Bağımsız ama çar altında, ya da Çar bağımsız, ülke Çar’a bağımlı. İlk serbest seçimler 1990 da yapılmış, 2000’lere kadar da ekonomik olarak komünist bir ülkenin alt standardında yaşamış. 27 bölgesel yönetimden oluşuyor.

1990'a değin devlet yönetiminde sosyalist ekonominin hâkim olduğu ülke, Doğu Bloğu'nun çözülmesi sonucu Sovyet pazarını kaybetmesi ve kapitalist ekonomiye eklemlenme sorunları nedeniyle 90'lı yıllar boyunca milli gelirin % 70'e yakın küçüldüğü çok ağır bir ekonomik bunalım yaşamış.

2004 itibari ile NATO üyesi olan Bulgaristan 01 Ocak 2007' de AB'nin tam üyesi olmuş.

16 Mart 2012 Cuma

Tiyatroda Psikanaliz : Günlük “M” Sırlar (İBBŞT)

Başlıktaki “M”yi ben öyle bıraktım. Siz yerine istediğinizi koyun. Benim önerilerim :  
Muzır, muhteşem, mahcup, münasebetsiz, musibet, mübalağalı, meymenetsiz, muamma, münafık(iki yüzlü), mekkâr(aldatıcı), muhataralı(korkulu), muhannes(alçak), müdebbir(tedbirli), müzevvere(uydurulmuş söz), müttaki(günahtan kaçınan), münezzeh(çirkinlikten uzak), mubassır(basiretli), mergup(rağbet edilen), müsamahasız, meczup,  mugayir(karşıt), muhalif, mugatti(üstü örtülü), mugaşşi(bayıltan), muhaccel(süslü gerdeğe oturtulmuş), muhaccis(utandıran),  muhafazakâr,  muhacat(karşılıklı bilmece sorularak yarışma) …. Aman dikkat! Ne koyarsanız o sizi ele verecek! Kullandığınız kelimeler sizi ele verir çünkü.

20 Ocak 2012 Cuma

Orhan Alkaya Rejisi ile Rosenbergler Ölmemeli’yi (İBBŞT) Yeniden “Okumak”

Oyun 80 Yıllık Tarihi Hatırlatıyor
2 Ağustos 1939’da  Einstein, Başkan  Roosevelt’e bir mektup yazdı ve  Almanların atom bombası üzerinde çalıştığını haber verdi. Bu mektup uzun bir süre sonra Başkan’a ulaştı ve ABD atom bombasını  1942’de ciddi ciddi düşünmeye başladı. (Manhattan Project) Atom bombası 1945 de Hiroshima ve Nagasaki’de patladı.  Bombanın yol açtığı yıkımın ortaya çıkardığı felâketin  görüntüsü  ABD’de kendilerine yönelik diğer süper güçten gelebilecek korkuyu arttırdı. Komünist korkusunun temeli ve gerekçesi  “sağlamlaştı”

1946’da RAND(“Research and Development”) kuruldu. 1948’de bağımsız bir kuruluş olarak Amerikan askerî stratejisinin bir elemanı olarak milli savunma bakanlığının altında kurumsallaştı. RAND, Rusya ile girişilebilecek bir savaşı önlemek –önleyemezse kazanabilmek - için nükleer silahların nasıl kullanılması gerektiği sorusunun mantıksal değerlendirmesini yapıp en son bulunan yöntemleri uygulamayı hedefleyen bir düşünür yuvası, hava kuvvetleri ile güçlü bağları olan özel bir örgüt idi. RAND’daki görev aşkını tek bir unsur körüklüyordu, o da Rusların elinde atom bombası olmasıydı. Başkan Truman, 13 Eylül 1949’da Sovyetler Birliği’nde nükleer patlayıcı olduğuna dair kuvvetli kanıtlar bulunduğunu söylemişti. Zaten Princeton’dan hiç kimsenin SSCB’nin nükleer silah geliştirebileceğinden kuşkusu yoktu. ABD ulusu 1950 yazından itibaren SSCB’nin ABD’nin askeri sırlarına erişebileceği konusundaki paranoyanın etkisi altında sokulmuştu.

23 Aralık 2011 Cuma

İBBŞT Genç Günler ve Ufak Bir Hata (İBBŞT)

İBBŞT GENÇ GÜNLER ve GENÇ TİYATRO
Ufak Bir Hata, 27.Genç Günler kapsamında  9-19 Mayıs 2011 tarihleri arasında seyirci ile buluştu. Genç Tiyatro Sorumlusu Tolga Yeter’in oyun “dergiciği”ndeki yazısını okuduğumda bu konuda bir şeyler söylemem gerektiğini düşündüm.

Tolga Yeter “Genç bir yazarımızı, Türk tiyatrosuyla ve seyircisiyle tanıştırmak, belki de bundan sonra hem yazarlığını teşvik edebilmek, hem de ülkemizde yeni yazacağı diğer oyunlarının oynanmasına vesile olabilmesi bile Genç Tiyatronun varlık nedenini sağlamlaştırıyor.”  diyor.

20 Kasım 2011 Pazar

“Mutfak Söyleşileri (İBBŞT) Üzerine” Akif Çamlı’ya Açık Mektup

İBB Şehir Tiyatroları’nın sahnelediği Mutfak Söyleşileri isimli oyunla ilgili Yeni Akit gazetesinde bir yazı yazmışsınız. Ben yazınızı Haber Vakti’nden okudum. (http://www.habervakti.com/?page=news_details&id=59577)
Bu  mektubu “oyunun ne anlattığını biri çıkıp açıklasın” dediğiniz için yazıyorum. Daha önce oyunu seyrettiğimde bir yazı da yazmıştım. (http://melihanik.blogspot.com/2011/08/bir-damla-gozyas-ve-tebessumyesim.html) İlgi duyarsanız okuyun.
Yeni Akit’in künyesinden, spor müdürü olduğunuzu biliyorum ama  tiyatroya gitme alışkanlığınızı bilmiyorum. Yani tiyatroyu  ne kadar takip edersiniz, senede kaç oyun seyredersiniz, seyredeceğiniz oyunu nasıl seçersiniz, oyun ve eleştiri okuma alışkanlığınız var mıdır  vb hususları bilmiyorum. Daha önce yazmış olduğunuz bir tiyatro eleştirisine rastlamadım. Mutfak Söyleşileri’ni nasıl seçtiniz merak ediyorum. 

20 Ekim 2011 Perşembe

Yansı(t)malı Oyun – Suriyeli Yazar Amayri’den Kargaşa (İBBŞT)


İBB Şehir Tiyatroları’nın 2011-12 sezonu yeni oyunlarından Kargaşa, hem iyi hem de gündeme uygun bir oyun. Bildiğiniz gibi Türkiye’nin gündemindeki sıcak konulardan biri, kadına uygulanan şiddet ve  yaşanan artış diğeri de komşumuz Suriye’de yaşanan politik gelişmeler , Türkiye ve Suriye arasındaki bulutlu hava. Kargaşa, Suriyeli bir yazar ve tiyatrocuya ait, konusu da kadının dünyası  ve maruz kaldığı şiddet. Bu nedenle Kargaşa güncel ve iyi tanıtılırsa ses getirecek bir oyun.

13 Ağustos 2011 Cumartesi

Bir Damla Gözyaşı ve Tebessüm:Yeşim Koçak’tan Mutfak Söyleşileri

Svava Jakobsdóttir ’in 5 kısa öyküsünden yararlanılarak hazırlanan Mutfak Söyleşileri,  İBB Şehir Tiyatroları  27.Genç Günler kapsamında Mayıs 2011’de seyirci ile buluştu.


YAZAR
Svava Jakobsdóttir  ( 1930-2004)İzlanda’nın  çağdaş yazarlarından  ve feminist politikacılarından (o kendine “hümanist” diyormuş) biridir. Eserleri,  gerçeküstü feminizmin önde gelen  örnekleri arasında sayılmaktadır. Svava Jakobsdóttir , 1971-1979 tarihleri arasında  İzlanda parlamentosunda solcu bir partinin temsilcisi olarak kültür politikaları ve uluslar arası ilişkiler konularında görev yapmış. Birleşmiş Milletler’de ülkesinin sözcüsü de olan yazar, altısı oyun onaltı kitap yazmıştır.