23 Ocak 2010 Cumartesi

"Kendisi" ile Zenginleşecek bir Oyun : Resmi Geçit - Semaver Kumpanya

Çağdaş Yunan oyun yazarı Loula Anagnostaki’nin(1940- ) oyunu Resmi Geçit’i Kumbaracı50’de yakaladım.
Malum bizde oyunlar için sahne bulabilmek hayli güç. Oyuncular da “medar-ı maişet” motorunu yürütmek zorunda. İş bulmak için koşuşturmaktalar. Tiyatro da tüm koşullar bir araya gelince yapılabiliyor.
2009 yılında seyirciye sunulmuş bir oyun Resmi Geçit. Bu yıl devam etmesi iyi olmuş. Dilerim daha da devam eder.
Bu oyun iki oyuncuyu (Öyküm Elif Erdoğan, Nadir Sarıbacak) seyretmek için seyredilir her şeyden önce.
Nadir Sarıbacak “Uzak ihtimal” ile 2009'da Adana , İstanbul ve Polonya’daki film festivallerinde “En İyi Erkek Oyuncu” ödülleri ile dikkatleri çekti.
Öyküm Elif Erdoğan da Semaver Kumpanya’nın önemli oyuncularından biri ve de tv dizilerinde de yer alıyor. Çok da iyi bir ışığı var .
Yazar Anagnostaki oyunu 1964 yılında yazmış . Oyun,1965 yılında yazarın diğer iki kısa oyunu (Geceyi Geçirme ve Şehir) ile birlikte sahnelenmiş .
Oyun Semaver Kumpanya tarafından daha önce bir başka oyunla (İnfazcı no :14) birlikte oynanmış. Bu sadece oyunun kısalığından(60 dakika) değil ,oyunun konuyu tamamlayan bir başka oyunla birlikte daha tatmin edici olması olasılığından dolayıdır diye düşündüm.
1940 doğumlu yazarın , ülkesinin fırtınalı dönemlerine denk düşen hayatı ona “ketum” bir ifade kullandırıyor herhalde. Bu ifade tarzı oyun karakterlerinin birbirlerine karşı tutumlarında olduğu kadar onların seyirci ile olan iletişiminde de ortaya çıkıyor. Sahnedekiler gerçek mi söylüyorlar yoksa yalanlar ile dolu bir dünya içindeler mi belli değil. Seyirci için görüp duyduğunu yorumlamak zorlaşıyor.
Bu arada, tiyatro kumpanyalarının basın bildirimleri işi kolaylaştırmıyor.
Bu oyun, Semaver Kumpanya tarafından “Dışarıdaki yaşamın gerçekliğinden uzakta yaşayan, dört duvar arasında sıkışıp kalmış iki kardeşi canlandırıyorlar” şeklinde tanıtılmış .Tanıtım, okuyanda ön yargı oluşturuyor. Yorumun ana “okuma”sını, rejinin çıkış noktasının ipuçlarını veriyor. Oysa yukarda söz ettiğim gibi bu koşullandırmaya gerek yok.(Kendisi yaşam gerçekliğinden uzak,sıkışıp kalmış insanlara “sana kendi hayatını göstereceğim” derseniz çoğunluk kendi sıkışıklığını görmeye gelmez değil mi? Yani bu tutum pazarlama açısından da doğru gelmiyor bana. Kaldı ki oyunu farklı algılar farklı yönlere çekebilir.)
Resmi Geçit’de,metne göre , çatıya yakın bir odada yaşları 17 ve 23 olan iki kardeş ve göğe açılan pencereden yansıyan seslerle anlatılan resmi geçit var. İki kardeş uzunca bir süredir bu odadalar. Bir de sabah çıkıp akşam gelen bir babadan söz ediliyor. Oyun boyunca seyircinin tamamlaması bekleniyor hikayeyi. Oluşan soruların cevaplarını kendisi bulacak.Bu durum yönetmene zor ama çok okumalı bir reji sorumluluğu veriyor.
Semaver Kumpanya çocuklarının (Zoi ve özellikle Aris) davranış biçimine bakarak metindekinden daha küçükler diye düşünüyor insan. Zoi de Aris’in bakıcısı gibi. Zoi , Aris’i ve anlattıklarını biliyor.(Dinlemekten mi bıkmış ? Aris’in anlattıkları hayal mi gerçek mi ?) Metindeki notlarda belirtilen dış sesler kullanılmamış ki bu durum bizi “hayali” bir atmosfere götürüyor. Oturdukları yer tecrit odası gibi. Çocuklar sanki zorla ordalar. (Metinden o çıkmıyor ya da açık değil.) Mevcut yorumda (oynayış ve dekora bakarak) sahnedekilerin akıl sağlıklarının(en azından birinin) bozuk olma olasılığı zihinleri bulandırıyor. Zoi’nin son sahnelerde pencereden bakması (metinde de öyle) onun anlatılan her şeyi bildiği varsayımını ortadan kaldırıyor.
Oyun sonunda bir şeylerin eksikliği hissediliyor. “İşte arzu edilen de buydu oyun amacına ulaştı” denebilir kuşkusuz. Ama benim beklentim oyunu “tamam”layacak bir şey yapılması.
Türkiye’de tiyatroların dekor,mekan,oyuncuların programı vb sorunlardan dolayı hepsini bir araya gelme/getirme güçlüklerini ve buna itiraz edileceğini tahmin ettiğim için benim önerim, ayni oyunun bir başka yorumla , mevcudun arkasından yeniden oynanmasıdır. Ayni oyuncular tarafından ve dekorda ufak değişiklikler ile sunulacak yeni yorum ile mevcut arasında doğacak fark daha geniş bir ufuk sunacaktır. Ancak mevcut yorumun da yeniden gözden geçirilmesi gerekir.
Mevcut yoruma yapılacak bazı rötuşlarla benim “metin okuma önerim”şudur: Çocuklar metinde yazandan daha küçük (mevcutta da öyle gözüküyor) ve sanki kendi aralarında “evcilik” oynuyorlar. Çocuklar çocukça bir oyun içindeler. Büyüklerinden öğrendikleri bir korkuyu yaratıyor ve eğleniyorlar.
Önerdiğim ikinci yorumda dış sesler var . İçerdekiler önce seslere sonra göz ucuyla baktıkları görünene umursamaz yorumlar yapıyorlar. Pencereden bakıp gördüklerine iyimser bakıyorlar. (“Kanaat önderleri”). Onlar başka alemin insanları. Kapıda sesleri duydukları anda bile işin alayındalar. Kurtulacaklarını biliyorlar.
Ya da bir tahta çıkarılmayı bekleyen bir kral naibi ve yardımcısı , bekleme odasında sesleri yorumluyor. Pencereden gördükleri o açıdan ilgilendiriyor onları . Kapıya yaklaşan sesler de onlar için hayatın sonu mu başı mı belli değil. (“Korkulu sevinç” anlaşılması zor bir duygu olsa da olanaklı.)
Mevcut metin kısaltılsa iyi olur. İkinci yorum için özellikle bizim tarihimizden “soyutta somutlaştırılabilecek” örnekler bulunabilir. Umursamazlık , umarsızlık , umutsuzluk , uyuşturulmuşluk vb duyguları öne çıkaran seçenekler çoğaltılabilir. Resmi geçit, hayali bir “tarih resmi geçidi” de olabilir.
Dış dünyadaki kendinize uzak bulduğunuz ,umursamadığınız tehlike kapınızı çaldığında sizin için “gerçek”tir fikri bu oyunun ana eksenini oluşturuyor ama daha geniş ufukları zorlamak, küçük değişiklikler ile çoklu okumalar yapmak olanaklı . Zira bazılarının kapısına kadar gelen tehlike onlar için tehlike olarak algılanmayabilir. Hala “nurlu ufuklar” çizilebilir. Hatta adrenalin bazılarına iyi gelir.Yönetmen Serkan Keskin’in daha geniş okumalar yapabileceğine inanıyorum . Metin de buna uygun.
İyi bir metni ve oyuncuları olan bu oyunun daha çok tiyatro severe ulaşmasını diliyorum. Semaver Kumpanya’nın iyisini bulacağından eminim.
Resmi geçit , özellikle tiyatro ile uğraşanların mutlaka görmesi gereken bir oyun. Tiyatrosever ise düşünce ufkunu genişleten bu oyunu herhalde kaçırmayacaktır.

Melih Anık

Not: Türkiye’de tüm tiyatro okuyanlar/okumuşlar/hevesliler tiyatroya gitse ve bilet alsa seyirci sorununun bir kısmı çözülecektir ! Kendi salonunuza -tenzilatlı bile olsa- bilet alarak girin!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme