17 Ocak 2010 Pazar

Ergün Işıldar’dan Gizli Oturum (Sartre) - İ.B.B.Şehir Tiyatroları

Oyuna giderken tereddütlerim vardı . Bazı yönetmenler metne burun kıvırıp kendilerini öne çıkarmaya çalışıyor , deneme adına olur olmaz şeyler yapıyorlar. Ergün Işıldar metne sadık , “Sartre” tadı veren başarılı bir sahneleme sunuyor.
Sahne ile salon sanki birbirinin “ayna”sı. Sahneyi tamamlayan salon. Hani resim, seyredenle tamamlanır ya öyle bir şey. Sahnede “öte” taraf, salonda “bu” taraf var. İnsan bu bilinçle sahneye baktığında sahneden duyduklarını daha başka anlamlandırabiliyor.
Bu , oyun içinde salon ve sahnede birlikte oluşan başka bir gerçeklik yaratmış.
Son günlerin popüler filmi Avatar nasıl bir gerçeklikse Sartre’ın evreni de öyle. Ama 1944 yılındaki dünya ile bugün gelinen dünya arasındaki değişikliklere bakarak Gizli Oturum bugüne ne söylüyor? Daha doğrusu Avatar’ın “çağdaşları” Sartre’a ne kadar yaklaşır ?
Maddenin ışınlanması , biokimya teknolojileri , manyetik alan, enerjinin yayılımı ve etkileşimi üstüne teoriler 1944 den beri çok yol aldı. Şimdi “ “Öz”, hiçbir etken olmaksızın “var olan” demektir. Sonsuzluk “öz”ün en temel ve kendince biçimsiz durumudur” . Sartre’ın “Varlık ‘Öz’den önce gelir” bakış açısı karşısında ihmal edilmeyecek öneriler var. Sartre’ın tasarıdaki ‘öz’ü ile bugünün ‘öz’ tanımları zengin bir tartışma ufku açıyor.
1960larda Türkiye’de özgürlük, isyan, hayatın anlamsızlığı, politik söylem vb üzerinde heyecanlanmış nesiller bugün “Varoluşçuluk”u nasıl algılıyor acaba ?
Bu kadar geniş ufuklu bir evrende , Gizli Oturum’u seyredenin durumu ne? Ya da seyirci oyunu neden izlesin?
Oyunun temel aldığı felsefe ile ilgili yığınlarca makale , araştırma var. İsteyen okur, derine dalar. Ama anlamaya gayret etmenin yeterli olduğunu ve de herkesin kendi anlamını kendisinin “var etmesini” , yaratmasının doğru ve yararlı olduğunu düşünüyorum.Düşünmeyi , soru sormayı sevenler için Gizli Oturum bu olanağı veriyor.
İlgilenenler için http://hayatinnabzi.blogspot.com/2010/01/sartren-gizli-oturum-oyunu-icin.html adresinde oyunun “okunma”sına yardımcı olacağını düşündüğüm , oyunun temel aldığı alt okumalardan bir derleme verdim. Eminim ki farklı alt okumalar olacak ve onlar da oyunu başka evrene doğru çekecektir.
Doğu felsefesinin de insanın var olma sorunu üstüne düşündüğünü gösteren pek çok örnek vermek olanaklı. Birkaç hatırlatmayı dikkate sunmak isterim :
İnanç dünyasında dünya geçici bir duraktır.
Ne kadar bilirsen bil anlatabildiğin karşındakinin anladığı kadardır. Sartre, bu söyleyişe sanki yeni bir boyut getiriyor : “Varlığın, karşısındakinin seni anladığı kadardır”
Hayyam-( "Bütün Dörtlükler" -S.Eyüboğlu) ne diyor:
“Ben olmayınca bu güller,bu serviler yok
Kızıl dudaklar,mis kokulu şaraplar yok
Sabahlar,akşamlar,sevinçler,tasalar yok
Ben düşündükçe var dünya,ben yok o yok”

Ama her ne ise ,ister doğuda ister batıda olun “Adınız son kez anıldığı anda ölmüş olacaksınız”
Bu kadar geniş açılım içinde , bu oyunu seyretmek ve düşünmek , keyifli bir tecrübe olur.

Oyunculuk
Özellikle oyuncu seçimini çok başarılı buldum. Oyunu okurken bu karakterleri hayalimde öyle canlandırmıştım.
4 oyuncu da (Ece Okay, Özge Özder, Emre Narcı ve Enes Mazak) çok iyi bir ekip oyunu çıkarıyorlar.
Sahne , Kostüm ve Işık Tasarımlarını beğendim. Yalın, özenli ve oyunun havasına uygun. Gözüme batan tek şey, replikteki gibi “mavi” gözükmeyen Estelle’in sandalyesi oldu.
Dergide yazılı “Garson” (Osman Gidişoğlu’nun) rolüne çıkan Enes Mazak’ın ismi anons edilmeliydi. (Gerçi fuayedeki panoda resmi ve ismi var ama.) Değişiklik kalıcı ise program da değiştirilmeli.

Alain “Yazmak gereksinmesi , ne bulacağımızı öğrenmek dileğinden gelir” diyor. Tiyatro seyretmek de “bulmanıza” yardım eder.
Gizli Oturum , tiyatrosevere , düşüncenin keyfini çıkarmak için seyretmesi iyi gelecek bir oyun . Gençlere ise entelektüel dürtüleri uyandırmak ve “bulmak” için mutlaka söyleyecekleri var.
Fırsatı kaçırmayın.

Melih Anık

Not
İ.B.B.Şehir Tiyatrolarına bir önerim şudur : Program dergisi içinde oyunla ilgili verilen açıklamaların teorik kaldığını düşünüyorum. Daha pratik ve oyunu algılamaya yardımcı olacak bilgiler verilebilir. Oyunlar üzerine yönetmen , yazar vb kişilerle yapılacak söyleşilerin de çok yararlı olacağına inanıyorum.
Okullara, Gizli Oturum gibi oyunlar için sonu söyleşi ile biten gösteriler düzenlenmesi iyi olur.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme