12 Mayıs 2014 Pazartesi

İngiliz Usulü Orta Oyunu: Dövüş Gecesi (DOT)

Bir zamanlar sohbet edebildiğimiz Murat ve Özlem Daltaban ile şimdi aramız iyi değil. Bence neden, onlar hakkında düşündüklerimi açıkça yazmam ve onların da bundan hoşlanmaması. Onların ise yazılarımda “kötü niyet” arayıp bulduklarını tahmin ediyorum. Hatta bu konuda Özlem Daltaban tarafından telefon konuşması, mesaj ve twitlerle sorgulanmıştım da. Ama gene de aklım almıyor, oyunları beğenilmedi diye insan küser mi? Hele onlar gibi çok tecrübeli bir çift? Olsa olsa onları bir milyon dolarlık bir gelirden mahrum ettim ki bu kadar öfkeliler diye düşünüyorum.

7 Mayıs 2014 Çarşamba

Kara Bahtlı Kardeşlerin Bitmeyen Şen Gösterisi (Altıdan Sonra Tiyatro)

Bu oyunla birlikte Yiğit Sertdemir’in Altıdan Sonra Tiyatro ismi altında yaptığı tüm oyunlarını seyretmiş ve yazmış oluyorum. (Bekleme Salonu'nu İBBŞT'da seyrettim.) Davet edildiğim halde seyretmediğim gösteri Çinka bu hesabın dışında. Seyrettiğim videolar, hakkında okuduğum eleştiriler bana seyretme arzusu da vermedi doğrusu. Şu anda devam ediyor mu edecek mi bilmiyorum. Çinka’yı, işaretlerini daha önceden verdiği, Sertdemir’in yorgunluk döneminin sonundaki ürün olarak kabul ediyorum. Bu hususa yıllar önce dikkat çekmiştim. Yazar, yönetmen, tiyatro sahibi, oyuncu, proje yaratıcısı, yurt dışı organizasyonların yapımcısı, dekor tasarımcısı yâni kısaca içinde tiyatro olan her şeyin bir parçası olma gayreti içinde olan Yiğit Sertdemir’in dinlenmesi gerektiği çok belli(idi). Bu insanüstü gayretten öte vazgeçilmez bir tutku, bir yaşam biçimi şeklini almış. Ama insanı tüketen bir süreç de aynı zamanda. Oysa Yiğit Sertdemir gibi gücü yaratıcılığından ve zekâsından gelen bir insanın pilini şarj etmesi gerekiyor(du).  

6 Mayıs 2014 Salı

Fiziksel Tiyatro: “Clout Theatre” İstanbul’da idi.

Önce bir haber geldi  “Vize verilmeyen yönetmen (Mine Çerçi) oyununu skype’dan yönetti.”

Sonra yönetmenden davetiye “İki oyunla İstanbul’dayız. Gelirseniz …

İstanbul’a gelmeden Bir Adam Böyle Ufalandı  “Total Theatre Award 2012” adayı olmuş, “Audience Award Physical Fest 2012” ödülünü kazanmıştı.  “Sonsuz Beyhudeliğin Muhtelif Yaşantıları” “Total Theatre Award 2013” adayı olmuş, “Onestop Arts Audience Award 2013” ödülünü kazanmıştı. Yâni her ikisi de dünyanın dikkatini çekmiş gösterilerdi.

1 Mayıs 2014 Perşembe

"Pablo Neruda, Lütfen Ölmeyin Sevgili Ozan" (KarmaDrama)

“Pablo Neruda, Lütfen Ölmeyin Sevgili Ozan” oyununun  ismini ilk duyduğumda aklıma Mario geldi hemen. Ateşli Sabır’ı seyrettiğimde Postacı filmindeki Mario aklımdaydı. Ateşli Sabır’da da Mert Turak çok hoş bir karakter yaratmıştı. Belki de Mario’yu hatırlamamın nedeni bu. Postacı filminin saf, temiz postacısının ağzından çıkan sıcacık,  samimi, sevgi dolu bir sesleniş. “Sen ölürsen hayatım bomboş kalacak”ın başka türlü ifadesi. “Pablo Neruda, Lütfen Ölmeyin Sevgili Ozan”ı seyretmeye bu duyguyla karar verdim.

29 Nisan 2014 Salı

Kötü Bir Oyun : Rain Man (Tiyatro Keyfi)

Google’a  rain man’i sorarsanız  449 milyon sonuç geliyor. Aramayı daraltıp  ‘rain man’i sorarsanız bir milyon yüz seksen bin sonuç alıyorsunuz. ‘rain man tiyatro keyfi’nin sonucu ise yirmi bin iki yüz. (29 Nisan 2014) Ben 20200 sonuçluk Rain Man’i seyrettim bu yazıyı yazdım. 449 milyon ile 20200 arasında ne kadar fark varsa, Rain Man ile Tiyatro Keyfi’nin Rain Man'i arasında o kadar fark var.

28 Nisan 2014 Pazartesi

“Ya Tutarsa”- Ali Erdoğan Kabare Dev Aynası'ndan Halk Tiyatrosu

Ali Erdoğan’ın oyununu seyretmek için Akatlar Kültür Merkezi’ne gittiğimde ünlü bir tiyatro ödül jürimizin ünlü iki üyesini gördüm fuayede. Hani her oyuna gitmiyorlar deniyor ya ben İKİ jüri üyesi gördüm, vallahi gördüm. O iki jüri üyesi oyunu sonuna kadar seyretti. Ama oyunu o ödül jürisinden seyreden başkaları olmamıştır. Seyredenler seyretmeyenlere anlatmışlardır. Dokuz kişiye de gerek kalmamıştır. Biz buna “dostlar alışverişte görsün” diyoruz.

21 Nisan 2014 Pazartesi

“Yuvaya Dönmek - Babam İçin” İBBŞT’na Nasıl Düştü?

“Yuvaya Dönmek - Babam İçin”  İBBŞT’na nasıl düştü sorusunu kendime sordum önce. “Düştü”ye bir ön takı bulmalıyım ki yanlış anlaşılmasın. Zira salt “düştü” aşağılama gibi anlaşılacak, “gökten düştü” desem övgü gibi olacak. Yıllardır repertuar kuruluna bile gelmeden arşivde bekleyen oyunlar olduğu söyleniyor, o oyunların yanında iki yıl içinde bu oyun repertuara nasıl alındı sorusunun karşılığı bence “düştü”. Bu yazı da ilgililere “nasıl düştü?”yü sormak için.