7 Mayıs 2014 Çarşamba

Kara Bahtlı Kardeşlerin Bitmeyen Şen Gösterisi (Altıdan Sonra Tiyatro)

Bu oyunla birlikte Yiğit Sertdemir’in Altıdan Sonra Tiyatro ismi altında yaptığı tüm oyunlarını seyretmiş ve yazmış oluyorum. (Bekleme Salonu'nu İBBŞT'da seyrettim.) Davet edildiğim halde seyretmediğim gösteri Çinka bu hesabın dışında. Seyrettiğim videolar, hakkında okuduğum eleştiriler bana seyretme arzusu da vermedi doğrusu. Şu anda devam ediyor mu edecek mi bilmiyorum. Çinka’yı, işaretlerini daha önceden verdiği, Sertdemir’in yorgunluk döneminin sonundaki ürün olarak kabul ediyorum. Bu hususa yıllar önce dikkat çekmiştim. Yazar, yönetmen, tiyatro sahibi, oyuncu, proje yaratıcısı, yurt dışı organizasyonların yapımcısı, dekor tasarımcısı yâni kısaca içinde tiyatro olan her şeyin bir parçası olma gayreti içinde olan Yiğit Sertdemir’in dinlenmesi gerektiği çok belli(idi). Bu insanüstü gayretten öte vazgeçilmez bir tutku, bir yaşam biçimi şeklini almış. Ama insanı tüketen bir süreç de aynı zamanda. Oysa Yiğit Sertdemir gibi gücü yaratıcılığından ve zekâsından gelen bir insanın pilini şarj etmesi gerekiyor(du).  

Türkiye’de onun tüm yaptıklarını kayda geçiren benden başka biri var mıdır bilmiyorum(sanmıyorum). Ben Yiğit Sertdemir’in öncelikle yazar kimliğinin peşine düşmüştüm. Oyunları bana onları yazma arzusu verdi. Keşif dolu yolculuklar yaptım onun oyunlarında. Oyunlarına uyan yazı denemeleri yaptırdı bana onun oyunları. Belki oyunlarından edindiğim izlenim onu yazmama da etki yaptı, belki de beğenmeye de hazırdım. Ama Kara Bahtlı Kardeşlerin Bitmeyen Şen Gösterisi çok önceden seyrettiğim bir oyun olmasına rağmen ancak ve bu kadar yazabildim.

İlk seyrettiğim oyunu 444’dü. Son yıllardaki oyunları o ilk oyunlarının yapısında değildi. Sertdemir, Fail-i Müşterek ile farklı bir kulvara doğru akmaktaydı. Onu Üçleme  ve  Katilcilik takip etti. Geleneksel tiyatro kalıplarından yararlanan, yeniyi arayan bir tiyatro biçimine doğru bir seyahat. “Yeniyi aramak” “avangart”tan ziyade kelimenin tam anlamıyla sezona “yeni” olan bir şeyler yetiştirmek anlamına geldi ve telâşından kaynaklandı(sanırım) ve sonuçlandı. Bu kadar çok oyunun kısa süreye sığdırılması üzerindeki baskının da bir sonucu diye düşünüyorum.

Kara Bahtlı Kardeşlerin Bitmeyen Şen Gösterisi de bu dönem oyunlarından biri. Eğlenceli bir oyun/gösteri. Yiğit Sertdemir’in zekâsını ve alaycılığını hissettiğiniz bir gösteri. Havai fişeklerin aydınlattığı grotesk, karnavalesk şenlik alayı. Ama biraz umudunu yitirmiş yorgun bir ses duyuluyor:

Bizden bir bok olmaz /  İkimizden de / Tavşan boku gibiyiz / Kokusuz hem de” satırlarında toplumsal eleştirisini acı bir gülümseme ile sarmış gibi. Bu Fail-i Müşterek’teki sesten farklı.

Ne gösterecek bir şey var / Ne de görmek isteyen / Trapaze tutunduk / Kayıverdi ip elden“ derken sanki tiyatro için çabalamalarından yorulmuş da direnmek için son gücünü kullanıyor gibi.

Bu anlam çerçevesi içinde bakarsanız Karabahtlı Kardeşler kim, anlarsınız.

Şimdi 19.İstanbul Tiyatro Festivali için bir oyun çalışıyor. Umarım ve dilerim bir ara verir ve dinlenir. Zira tiyatromuzun ona ihtiyacı var.

Melih Anık

Not:
Bu yazıda Yiğit Sertdemir’den başka bir isim geçsin istemedim. Gösterinin künyesi şu adreste:

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme