27 Temmuz 2013 Cumartesi

Bregenz Festivali(2013): Gördüklerim , Düşündüklerim

Constance’  (bölgede ismi Bodensee  olarak geçiyor) Avrupa’nın ortasında bir göl.  Üç ülkenin (Avusturya, İsviçre ve Almanya) ’Constance’ Gölü’ne sahili var.  Bregenz, ‘Constance’ Gölü’ne sahili olan bir Avusturya şehri. Bu bölgeye hayat veren ‘Constance’ Gölü, bir festivalin de esin kaynağı olmuş ve  festivalin ruhunu belirliyor sanki. Bregenz Festivali denilince akla önce göl üzerindeki  sahne, dekor  ve o sahnede sergilenen operalar geliyor.

10 Mayıs 2013 Cuma

Terör mü Şiddet mi? İnishmorelu Yüzbaşı(İstanbul DT)


Martin McDonagh(1970) ülkemizde ”içli dışlı” olduğumuz bir yazar. Leenane’ın Güzellik Kraliçesi(1996), Yalnız Batı(1997),  Inishmaan’ın Sakatı(1996), Yastık adam(2003) ve Inishmore’lu Yüzbaşı(2001) ülkemizde sahnelenen McDonagh oyunları. Bu sezon 7 Piskopat isimli filmi de vizyondaydı.

McDonagh, toplum dışı, karanlık, takıntılı, sıkıntılı tiplerin dünyasını anlatıyor. Tutku önemli bir duygu onun eserlerinde. İnsanlar tutkularının sonuna kadar gidiyor. Onun denizi fırtınalar ve büyük dalgalar içinde. Kan, gözyaşı doğal ögeler. Her türlü şiddeti içeriyor oyunları. Yazar, sürprizleri ve “saçma”yı seviyor. Toplumun yerleşik algılarını “takmıyor”.

4 Mayıs 2013 Cumartesi

İki “Renkli” Yazı : Mefisto - Melih Anık(30 Aralık 2009) ve Üstün Akmen(1 Nisan 2010)

Üstün Akmen Mefisto yazımdan sonra Mefisto'yu yazarken benim cümlelerimi tersine çevirerek ama benim adımı anmadan yazısını yazmış. Aklınca bana haddimi bildirmek istiyor.


Melih Anık(30 Aralık 2009) / Üstün Akmen(1 Nisan 2010)

…………
Bu yıla(2010) damgasını vuracak bir oyundan bahsedeceğim.Bu sezon her dalda ödüle aday gösterilecek ve muhtemelen pek çoğunu alacak bir oyun hakkında düşüncelerimi paylaşacağım .
/
İstanbul Büyük Şehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, 2009–2010 sezonunda işte bu oyunu Ragıp Yavuz’un yönetmenliğinde sahne ışıklarına kavuşturdu ve Ragıp Yavuz’un “Mefisto”su sezona damgasını tüm gücüyle vuran oyunlardan oldu.
……….

30 Nisan 2013 Salı

Yeni Metin Yeni Tiyatro : İZ (Galata Perform)


Galata Perform tarafından sahnelenen  İz, Ahmet Sami Özbudak’ın ilk piyesi. Yeşim Özsoy Gülan’ın sabırla sürdürdüğü Yeni Metin Yeni Tiyatro Projesi  kapsamında doğmuş. Ahmet Sami Özbudak bu piyes ile geçen sene Almanya’nın Heidelberg Stückemarkt  Festivali’nde  “Avrupa’nın En Genç En İyi Yazarı” ödülünü almış. Oyunu Yeşim Özsoy Gülan yönetmiş. Oyun gerek konusu gerekse sahnelenişi açısından “Yeni Metin Yeni Tiyatro Projesi” tanımının hatırlattığı özellikleri taşıyor.

Piyes son 50 yılda farklı zamanlarda aynı  apartman dairesinin sâkinlerini “göstererek” olayları, nesli, yaşamı, devri, ilişkiyi, sosyal sınıfı, değişimi, Türkiye tarihini anlatıyor; o üç devirdeki yaşanmışlıkların daireye ve hayata bıraktıkları “iz”lerin peşine takılarak bugünü anlamamızı istiyor.   

21 Nisan 2013 Pazar

Cinayet, “Delete” mi ? Katilcilik (Yiğit Sertdemir- 6’dan Sonra Tiyatro)


Yiğit Sertdemir tiyatro dünyasına adım attığı günden beri her yıl  “Sezonda ilk kez sahnelenen en başarılı yerli oyun yazarı” seçilebilirdi. Zira Sertdemir, her yıl karşımıza ödül adayı olabilecek yeni bir oyun ile çıktı. Yaratılması ve yaşatılması için yapılanlar başlı başına ödüllük olan Kumbaracı50, yarattığı projelerle tiyatro dünyasının heyecanla beklenen merkezi oldu. Türk Tiyatrosu’nu yurt dışında sürekli olarak temsil eden “vizyon” da Yiğit Sertdemir ve arkadaşlarından çıktı. Yiğit Sertdemir, bu yıl Türkiye’nin prestijli ödüllerinden sayılan  Afife ile Sadri Alışık Tiyatro Ödülleri’nde En Başarılı Erkek Oyuncu adaylıklarının yanına bir de  En Başarılı Sahne Tasarımcısı adaylığını koydu. Sertdemir, bence. bu yıl yönettiği oyunlarla En Başarılı Yönetmen’e de aday olmalıydı. Tiyatronun mekân yaratmaktan başlayarak  her dalında “ödüllük işler” yapan Yiğit Sertdemir’in   2013 Afife Tiyatro Ödülleri’nde  “Sezonda ilk kez sahnelenen en başarılı yerli oyunun yazarlığını” onaylayan  Cevat Fehmi Başkut Özel Ödülü ile  ödüllendirilmesini, “görüldü”ğünün bir kanıtı olarak alıyor ama bu durumun ödül kategorilerindeki sıkışıklıktan kaynaklandığını sanıyorum. Eminim ki yaşlandıktan sonra şimdilik benim gönlümde duran  ödülü de verecekler.

16 Nisan 2013 Salı

Buffini’nin Sessizlik Oyunu Üzerine Düşüncelerim (İstanbul DT)


Oyunu seyretmeden önce hakkında yazılan ve konuşulanlardan pek çok dalda ödüle aday olacağını hissetmiştim, seyrettikten sonra pek çok dalda aday(yapım, yönetim, kadın oyuncu, yardımcı erkek oyuncu, dekor, müzik, ışık)  olduğu açıklandı. Sessizlik, tiyatro camiasının ama öncelikle “elit”inin çok beğendiği bir oyun oldu. Beğeniler genellikle kadının bedeni üzerinde söz hakkı olması hususuna yoğunlaştı. Sanırım iki kadın oyuncunun başarısı, hareketli dekor, ışık da göz aldı. Ancak oyun hak ettiği tartışma zeminine getirilemedi.

5 Nisan 2013 Cuma

Öyleyse Neden “Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım” (Haldun Taner) ?


Oyunun sahneleneceğini duyduğumdan beri  bir soru kafamı meşgul etti: Haldun Taner’den(1915-1986) NEDEN bu oyun seçildi? Oyunu seyretmeden önce de sordum seyrettikten sonra da aynı soruya ikna edici bir cevap bulmaya çalışıyorum. Seyretmeden önce genellikle, “neden” sorusuna aklınıza yatan bir cevap alabilme umuduyla  bir beklentiniz olur ama seyrettikten sonra o beklenti biter bir hayıflanma alır yerini “neden?” diye.