ödül etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ödül etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Aralık 2011 Salı

Tiyatro Ödülü Nasıl Olmalı?

Son zamanlarda konuştuğum dostlarım bana tiyatro ödülü ile ilgili fikrimi soruyor. Ülkemizde “dağıtılan” tiyatro ödülleri ile ilgili düşüncelerimi geçmişte yazmıştım ama  ayrıntılı bir ödül tasarısı yazmamıştım.

Ülkemizdeki tiyatro ödüllerinin öznel olduğu herkesin  malûmu. Ödüllerin bir şeyi ölçtüğü de yok verilene ne kattığı da meçhul. Dikkat ederseniz “verilen” diyorum. Oysa “kazanan” diyebilmeliyim ama diyemiyorum. Ödül veriliyor daha sonra  ALAN, “kazandım” diyor bizde. Zira ödül nesnel değil, kriterler belirsiz ve değişken,  ödül veren alandan daha çok gündemde. Daha da tuhaf olanı kısıtlı bir çevrede olanlar oluyor ama sonuçlar Türkiye’ye mal edilmek isteniyor.

Ödül jürisinde olmam için gelen teklifleri kabul etmiyorum. Nedeni ise şu: ülkemde çok zor koşullar altında tiyatroyu yaşatmak için kendini “ateşe atanlar” görülmezken  İstanbul, Ankara gibi merkezlerde tiyatronun ödül dağıtımı ve alkışı beni utandırıyor.

11 Mayıs 2010 Salı

Sadri Alışık Kültür Merkezi’ne Açık Mektup

Sadri Alışık Kültür Merkezi , bir açıklama yayımladı.(Bknz: İlgi)

“Ankara’da sahnelenen ve Anadolu’nun dört bir köşesinden Ankara’ya gelerek perde açan tiyatro topluluklarında emek veren sanatçıları yüreklendirmeyi ve ödüllendirmeyi amaçlayan” “1. Sadri Alışık Anadolu Tiyatro Oyuncu Ödülleri”nin verileceğini bildirdi.

Bu yıl 15. si düzenlenen “Sadri Alışık Tiyatro Oyuncu Ödülleri”nin İstanbul jürisinin başkanı olan ve ödüllerin Ankara ayağıyla eşgüdümü sağlayan Üstün Akmen, “Bu ödüllerle, Anadolu tiyatrolarını da ödüllendirmek, dolayısıyla ödül mekanizmasını İstanbul’un tekelinden kurtarmak adına Türkiye’de bir ilk gerçekleşiyor” demiş ve “Seçici Kurul’un, turneler düzenleyerek Anadolu’yu büyük bir özveriyle dolaşmaları yanı sıra, duru ve düzeyli oyunlar sahneledikleri ; Anadolu insanına doğru tiyatro örnekleri sergiledikleri gerekçeleriyle Samsun Sanat Tiyatrosu’nun da Seçici Kurul Özel Ödülü’ne değer görüldüğünü” açıklamış.

8 Nisan 2010 Perşembe

2010 Tiyatro Ödülleri - “Dar Alanda Paslaşmalar” - "Meçhul Tiyatrocu Ödülü"

Sezon boyunca yazdığım yazılardan yaptığım alıntılar aşağıda :

Peer Gynt
Herşeye rağmen , Oyunbaz’ın Peer Gynt’ü, içinde bulunduğumuz tiyatro aleminde nice ödenekli tiyatronun yapamadığını yaptığı için alkışı hak eden bir çalışma.
http://melihanik.blogspot.com/2010/04/bir-tiyatro-hikayesi-ve-oyunbazn-peer.html

İntiharın Genel Provası
Hatta yılın önemli bir sanat olayı bence.
Kılıç’ın oyunculuk başarısına şaşırdım.
http://melihanik.blogspot.com/2010/02/ibb-sehir-tiyatrosu-intiharn-genel.html

16 Nisan 2009 Perşembe

2008-2009 Tiyatro Ödülleri….. “ÖDÜL Mevsimi Geldi”

Ülkemizde tiyatro dalında ödüllendirme arzu ve merakı gittikçe artmakta.Herhalde ödülün iyisi kötüsü olmaz anlayışı ile başta kopartılan fırtına zamanla melteme dönüşüyor ve aradan bir süre geçince ödül “kurumsallaşmaya”(?) başlıyor.
Tiyatromuz sezon başında yardımlar, sezon sonunda da ödülleri ile gündem oluşturuyor.
Ülkemizde sesleri daha çok duyulan tiyatro ödülleri şunlar :
Afife Jale Tiyatro Ödülleri ; Sadri Alışık Tiyatro Oyuncu Ödülleri ; Tiyatro Dergisi Ödülleri ; İsmet Küntay Tiyatro Ödülleri ; Lions Direklerarası Seyirci Ödülleri ; İsmail Dümbüllü Ödülü; Tiyatro Eleştirmenler Birliği(TEB) Ödülleri.
Bu yılın “bombası” Muhsin Ertuğrul Tiyatro Ödülleri oldu.
Bu yıl, Bebek Rotary , Aydın Doğan Vakfı da tiyatro insanlarına ödül verdi.

Bu yazıda ,tiyatro ödülleri ile ilgili görüşlerimizi paylaşmak istiyoruz.

Tesbitler:

Zamanlama:
Ödüller genellikle Mart ayında açıklanıyor Nisan ayında veriliyor.(TEB,Afife Jale, Sadri Alışık,Lions,İsmail Dümbüllü…) Ödül sezonu bu durumda Mart’da bitmiş oluyor.
Bu yıl yerel seçimlerden önce ilan edilen Muhsin Ertuğrul Ödülleri’nin “encamının” ne olacağını henüz bilmediğimiz için onu bu listeye dahil edemiyoruz. (Tahminimiz, gelecek sene tiyatrocularımız “barış çubuğu” içer.)
Bazı ödüller ise yıl sonu veriliyor. (İsmet Küntay , Tiyatro Dergisi..)
Ödüllerin Geçmişi
Bu yıl Afife Jale 13, Sadri Alışık 14, Lions 9, İsmet Küntay 34, Tiyatro Dergisi 7 , TEB 19, İsmail Dümbüllü Ödülü 29. yıllarını idrak etti. Muhsin Ertuğrul Ödülleri ise henüz 1 yaşında bile değil.(2 yaşına basar mı?)

Ödüllerin Niteliği
Seyirci tarafından verilen bir ödül olan Lions Ödülleri dışındakiler tiyatro camiamızın etkin kişileri tarafından verilmekte. Muhsin Ertuğrul Ödülleri ise içinde tiyatrocular olmasına rağmen politik yönüyle dikkat çekti.( Zaten her ödül bir “politika” değil mi ?)

Ödül Dalları
Ödüllerin ana kategorileri : yönetmen,oyuncu,dekor,kostüm,ışık,müzik. Oyuncu dalında yardımcılar da seçiliyor. Komedi/Müzikal dalı ayrıca vurgulanıyor.
Prodüksiyon , Ensemble, Komedi Ensemble, Küçük Salon Oyuncusu, Tek Kişilik Prodüksiyon, Müzikal Oyun, Efekt , Tiyatronun Zanaatkarları gibi dallarda ödüller veriliyor.
Yenilikçi tiyatro, yeni kuşak tiyatro, genç yetenek, özgün müzik, koreografi , yazar, isme ya da kuruma (tiyatroya verdikleri destek için) özel, özendirme vb dallarda da ödüller verilmekte.Bazen de Belgesel Oyun kategorisinde ödül verildiği görülmekte.
Her yıl artan kategori sayısına ise şaşırıyoruz, ama yaratıcılığa hayran olmamak da elde değil.

Amaç
Ödüller kendilerini Türk Tiyatrosu’nun “Oscar”ı gibi tanıtmaya önem veriyorlar.
Hepsinde ortak olan söylem şu: “Tiyatro sanatına ilginin gelişmesine , tiyatro sanatına ve sanatçısına destek olmak”
Ama görünen o ki ödüller İstanbul ağırlıklı. İsmet Küntay ödülü Ankara’yı merkez seçmiş gibi.Lions bu yıl 14 ile ulaştığını gösterdi .
Ödüller Türkiye’yi kapsayamıyor.

Ödül Yöntemi
Genel olarak 3 aday açıklanıyor ve ödül gecesi içlerinden biri , kazanan olarak açıklanıyor.
Lions bu yıl bir açılım yaptı : “Direklerarası Seyircileri 14 ilimizde sahnelenen 248 sezon oyununu, 2284 koltuk işgal ederek seyretmişlerdir.” En azından Lions’un bir ölçüm kriteri var. (2006-07 de 6 ilde 130 oyun seyredildiği açıklanmıştı.)
14 ilde 248 oyunu 2284 koltukta 141 kişiyle takip etmişler.Bu sayılar nesnel bir sonucun ortaya çıkarılmasının olanaksızlığını ortaya koyuyor..
Afife Jale Ödülleri’nde 7 kişilik seçici kurul aday gösteriyor 23 kişi (seçici kurul üyeleri dahil) oyluyor.
TEB ise “yılın tiyatro ödülü, yönetmeni,oyunu,kişisi,genç yeteneği” gibi başlıklar altında yıla göre değişen dallarda 1-2 ödül veriyor. Genel olarak da gerekçesini açıklıyor.
Ödüllerde hangi oyunun kaç kişi tarafından seyredildiği ya da ödülün gerekçesini açıklama gibi bir alışkanlık yok.

Ödülün Açıklanması
Genellikle tüm ödül adayları basın bildirileri ile önceden açıklanıyor. Ama sonuç, tören gecesine saklanıyor.Heyecan artsın diye herhalde..Belki de katılım artsın diyedir. (Oscar’da da öyle yapılmıyor mu!)
Lions , TEB gibi , ödülleri önceden açıkladı. Ancak Lions, bazı özel ödülleri 5 Nisan’da tören öncesi açıklayacağını bildirmesine rağmen 25 Mart’da bir internet sitesinde tüm ödüller yayımlanmıştı.

Görüşlerimiz
Toplamda 102 oyun (Afife Jale ve Sadri Alışık Ödülleri’ndeki adaylar dahil) ödüle layık görülmüş. Tüm ödüllerde aday olanları da dahil etsek bu sayı daha da artardı. Bu sayının yüksek çıkmasında Lions’un katkısı büyük. Zira Lions tek başına 248 oyunu gündeme getirmiş.
Lions’un yaptığı açıklamanın şöyle bir yararı oldu : En azından kısıtlı da olsa toplam büyüklüğü görme olanağını bulduk. Ancak bu sayının Türk Tiyatrosu’na emek verenlerin tümünü kapsadığını söylemek olanaklı değil.
Lions, İstanbul’da 167 oyunun 33’üne; İzmir de 15 oyunun 8’ine; Bursa’ da 6 oyunun 4 üne; Kocaeli de 8 oyunun 3’üne; Ankara’da 24 oyunun 17’sine; Erzurum’ da 3 oyunun 3’ üne; Trabzon’da 4 oyunun 3’üne; Adana’da 6 oyunun 3’ üne ; Samsun’ da 3 oyunun 2’ sine;;Sivas’ da 3 oyunun 1’ine; Van’da 3 oyunun 2’ sine ödül vermiş.(Toplam 248 oyun içinden 79 oyuna ödül verilmiş.)
5 oyun izlenen Eskişehir’ de Şehir Tiyatroları’na ; 3 oyun izlenen Diyarbakır’da Devlet ve Şehir Tiyatroları’na ; 1 oyun izlenen Konya’ da Devlet Tiyatroları’na ödül verilmiş. Ayrıca da gazete,tv programları,kişiler,kurumlar da ödüllendirilmiş. Anlaşılan toplumdaki etkinin çoğaltılması amacı ağır basmış. (Türkiye’de gazete,tv’ye ödül verirseniz sizden bahsediyorlar!)
Ama bu yıl Karl Ebert ve Tiyatronun Zanaatkarları ödüllerine aday çıkmamış galiba.
Bu arada Lions’un seçtiği bu yolun sürdürülebilir olması hususunda kuşkularımızın olduğunu ve Lions’un ödül yapısını ve kurallarını yeniden gözden geçirmesini diliyoruz. Şu andaki haliyle ödüller, Lions camiasının ne kadar çok oyun seyrediyor olduğunun göstergesi gibi duruyor.( Aslında bu, kendi başına ödüllendirilmeye değer. )

Kategoriler ve Sorular…Sorular….
Bize ilginç gelen kategoriler ve uygulamalar var…
Örneğin Prodüksiyon ve Ensemble ile ne demek istendiğini anlamış değiliz.(Hemen cehaletimize vermeyin! Bir şeyler anlıyoruz elbette de yapılanı çözemedik!))
Türk Dil Kurumu’nun Gösterim Terimleri Sözlüğü’ne baktık.
Prodüksiyon-Bir tiyatro yapıtının tam olarak seyirci için üretilmesi işi. Prodüksiyon-yapım: Bir gösterinin ortaya konması için gerekli çalışmaların tümü.
Afife Jale ödüllerinde yönetmen,erkek oyuncu,yardımcı kadın oyuncu, dekor,kostüm,ışık,müzik dallarında aday gösterilen Leons ile Lena neden Prodüksiyon dalında aday değil?
Salt yönetmen ya da ışık dalında aday olan/ödül alan bir oyunun Prodüksiyon dalında aday olması/ödül verilmesinin nedeni nedir? Örneğin bir oyun “yapıldı” diye Prodüksiyon dalında aday olur mu? Olmalı mı?
“Ensemble play” - Takım oyunu-Gösteriyi ortaya çıkaran oyuncuların, sahne gerisi uygulayım görevlilerinin ve gösteri sırasından çalışan uzmanların uyumlu ve başarılı çalışmasıyla var olan disiplinle bütünlük taşıyan oyun.
Ensemble , “birlikte” anlamına gelen bir söz..Bütünlük anlamında..Yani oyunu oluşturan tüm ögeler arasındaki ahenk ve uyumdan , oynayış birliğinden ve düzeyinden söz etmek mümkün.
Ya da Ensemble dalında ödül verilen bir oyuna ayni anda herhangi başka bir dalda da ödül verilmesi makul mü görünüyor?
Bizim tiyatromuz Prodüksiyon ile Ensemble arasındaki ince çizgiye kadar her şeyi halletmiş mi?
Yazar, Özgün Yeni Oyun arasındaki ilişki/fark nedir? Prodüksiyon, özgünlüğü içermiyor mu?
Yeni Kuşak Tiyatro ile Yenilikçi Tiyatro arasındaki farkı kim söyleyecek? Aradaki fark yapanların yaşları mı? Yenilikçi tiyatro yaratıcı ise, Yeni Kuşak Tiyatro yaratıcılığı dikkate almıyor demek midir? Öte yandan “Yenilikçilik” zaman ile anlaşılan bir kavram.”Yeni” den maksat “farklı” olan mı , yaratıcı olan mı? Malum yaratıcılık da bir “yenilik”tir.
Müzikal Oyun , Tek Kişilik Prodüksiyon dallarındaki ödüller, oyunlar ödülsüz kalmasın diye mi verilmiş?
Ödül, mutlak mıdır,göreceli mi? Yani karşılaştırarak mevcutlar içinden en iyiyi mi seçersiniz yoksa tek başına da olsa mutlak iyiyi mi ? Mutlak iyiyi seçenin de uzman olması gerekmez mi? (Örneğin “efekt” gibi bir kategoride verilen odül hangi kriter ile verilmektedir ? )
Geçen sene “Küçük Salon Kadın Oyuncu” ödülü alan/aday olan bir sanatçı, bu sene bir başka ödülde “Kadın Oyuncu Adayı” adayı olursa , bunu kurallarla mı izah edeceksiniz yoksa bir sezon geciktiniz diye mi? (Mesela gerekçeniz ”Ödüle aday olmak için oyun en az 15 kez oynanmalı” kuralı mıdır? )
Palto oyunu 2 senedir sahnede imiş. Ödül için “görülmesi” biraz zaman almamış mı ?
Müzikal/Komedi dalında verilen ödüllerde, oyun türüne bağlı yapılan kategorizasyonun tiyatromuzun içinde bulunduğu bu aşamada zorlama olduğunu düşünüyoruz. Verilen ödül ile , “belli bir kategoride oyuncu yaratma” , doğru bir yol gibi gelmiyor bize.
“Küçük Salon Oyuncu” kategorisinin de hangi ihtiyaçtan çıktığını hala anlamadığımızı belirtelim.

Ödüllere baktığınızda bu ayrıntı, bu özen insanı şaşırtıyor doğrusu.(Bunaltıyor da..) Ne ince ayrıntıyı izliyormuşuz da farkında değiliz. Bu bilinç, tiyatro dünyamızı kurtarır diyoruz ama sonuca bakarsanız kurtarmıyor.
Tiyatromuzun “ kalabalıkların çıkardığı sese” değil az ama öz değerlendirmelerle

“ yerinde ses getirmeye” ihtiyacı var.
Böylelikle “Ses” kalıcı olur ,güçlü duyulur ve de meslek saygınlığı ,sanatın değeri ancak o zaman gereğince vurgulanabilir . Ödüller de ancak o şekilde yol gösterici olabilir.

Kültür ve Turizm Bakanlığı Yardımı
Sezon başında üzerinde kıyametler kopartılan Kültür ve Turizm Bakanlığı Tiyatro Yardımı’nı hatırlayan var mı?
Tiyatro yardımı alan çocuk oyunu, geleneksel, amatör tiyatrolardan, ödül alan yok…
Aslında ödüller genellikle bu dalları “görmüyor” . (Lions’un istisnaları dışında) Bu dallar “üvey evlat”ları mı tiyatronun? Onların desteğe ihtiyaçları yok mu? Yoksa “Ödül vericilerin” sesini yeteri kadar duyurmayacak oldukları için mi “yok” sayılıyorlar?
Profesyonel Tiyatro dalında yardım alan 51 tiyatrodan 9 oyun (Temp Odysey(26000),Ölüm ve Kız(63000),İnsan Dükkanı(26000),Diriliş(28000) Lions’dan; Rahat Yaşamaya Övgü(30000) , Testosteron(63000) Afife Jale’den ; Acı(26000) ve Çalıkuşu(52000) Muhsin Ertuğrul’dan; 6 Haftada Dans Dersi(63000) Afife Jale ,Muhsin Ertuğrul,Sadri Alışık’ dan) ödüllendirilmeye layık görülmüş.
Bu oyunlara yapılan yardım toplam 1.702.000 TL içinde 403.000 TL
Kültür ve Turizm Bakanlığı’mız ödülleri de takip ediyor mu?
Umudumuz Kültür ve Turizm Bakanlığı’mızın yıl sonu itibariyle tüm toplulukların faaliyetleri ile ilgili bir sezon sonu raporunu kamu ile paylaşmasıdır. Böylece bizler de hangi oyun ne kadar seyirciye ulaşmış,ne kadar turne yapmış vb konularda bilgi sahibi oluruz. Belki bir sonraki aşama, yardımlar ile birlikte gerekçelerin açıklanması olur.
Bazı oyunların da yardım(tahsisat) kaçmasın diye sezon sonuna doğru sahnelendiği de bir gerçek. (Bu oyunlardan bazıları gelecek sezonun ödüllü oyunları olacak.)

Karamsar bir Tablo
Ödüllerin Türk Tiyatrosu’na ilginin çoğaltılmasına nasıl bir katkı yaptığını bilmek olanaklı değil. Ama ortaya çıkan tablo umut vermiyor. Sanata ve sanatçıya destek konusunda da iyimser bir tablo yok önümüzde.
Bakmayın yıllardır verilmekte olduklarına ,ödüller kurumsallaşamıyor.
Elbette ödüllerin tümü için tek bir seçim kriteri beklemiyoruz. Ama Türk Tiyatrosu’ndaki dağınıklığı anlatması açısından da bu kadar yararlı(!) olacağını düşünmemiştik.
Şöyle bir tesbit yanlış olmayacaktır. Ödüller Türk Tiyatrosu’nu kucaklayacak yerde ayrışmaya neden oluyor. Bu ayrışmada da Tiyatro Sanatından önce gurupların(bazen kişilerin) hakimiyetinden bahsetmek mümkün. (Sezon içi eleştiri yazılarını dikkatle okursanız adayları önceden tesbit etmeniz mümkündür.) Bazı ödüller bazılarına tepki diye doğuyor. “Benden olanı korumalıyım” iç güdüsü, “Kurumun başındaki adama kızdım, onun için…” türü nedenler ve “Kendine göre hak dağıtma/cezalandırma” gibi açıkça söylenmeyen ama yapılan , gerekçelerini sonuçlara bakarak çıkarsadığımız ödüller , Türk Tiyatrosu’nun niteliksel değerlendirmesini , seyirciyi yönlendirmede doğruluk , sanatta nesnellik ilkelerinin ortaya konulmasını sağlamıyor. Hatta giderek tiyatro üzerinde bulutların çoğalmasına neden oluyor.
Olsa olsa 2 günlük heyecan.. Biri ödüller açıklandığı gün diğeri verildiği gün.
Bu yıl “sivri” konuşmacı da yok galiba…Ödül verenler de “baltayı taşa vurmadılar” herhalde.. Medyaya malzeme yok, yankı da o kadar!
Geçmişte Tiyatro Ödülleri üzerine bir yazıda görüşlerimizi paylaşmıştık.(Bkz http://www.tiyatrodunyası.com/ / “Afife Jale Tiyatro Ödülleri;Türk Tiyatrosu ve Tiyatrocu” ) Ne yazık ki hala durum farklı değil.

İçimizi Isıtanlara Teşekkür…..
Herşeye rağmen tüm ödül alanları kutlarız.
Sezon değerlendirmemizi yaptığımızda bizim içimizi ısıtanlar : İnek (Yönetmen Mehmet Avdan) , Levent Öktem (Rahat Yaşamaya Övgü) , Aybanu Aykut Gürses (Salvador Dali Göndermeleri İçimi Isıtıyor), Linda Çandır(Rahat Yaşamaya Övgü), Gamze Kuş ( Deri Ceket Sahne Tasarımı), Ezgi Kasapoğlu ( Rahat Yaşamaya Övgü Müzik) , Tiyatro Gerçek’in doğuşu…

Tiyatro sanatı ve yaşam için bize umut verdiler. Biz de onlara samimi alkışlarımızı verdik. Şimdi de açıkça teşekkürlerimizi sunuyoruz. Umarız bu naçiz ödülümüzü kabul ederler.

Melih Anık

5 Mart 2009 Perşembe

Tiyatroda Günlük 5 Mart 2009

Alkışlanan Değil Alkışlayanlar
Üstün Akmen “Tiyatro sanatçısı koşulları ne olursa olsun, aydınlığa doğru senin daima bir adım önünden gider” demiş. (“Tiyatromuzda Mustafabey Ödülleri ve Açtığı Kör kuyu”)
“Senin” dediği genel anlamda “politikacı”, özel anlamda da Mustafa Sarıgül..
Üstün Akmen’in “Mustabey Tiyatro Ödülleri–2009” dediği “Muhsin Ertuğrul Tiyatro Ödülleri” jürisinde kimler varmış:
Tayfun Kâhyaoğlu (Şişli Belediyesi Başkan Yardımcısı), Dilek Tekintaş (İBŞT Temsilcisi/Dramaturg), Turgay Tanülkü (İstanbul Devlet Tiyatrosu Temsilcisi/Oyuncu), Dilek Türker (Tiyatro Ayna’nın Sahibi/Oyuncu), Zafer Ergin (Oyuncu), Hale Kuntay (Çevirmen), Tuncer Cücenoğlu (Oyun Yazarı/Müjdat Gezen Sanat Merkezi Okutmanı), Sadık Kızılağaç (Sahne-Giysi Tasarımcısı), Arda Aydoğan (CRR Eski Sanat Yönetmeni)
Yani başlarında bir “politikacı” ve etrafında toplanmış “sanatçı”, “tiyatrocu”…
Ödül alanlar da tören akşamı çoğunlukla ordaymışlar değil mi ? O akşamın “çoşkusunu” paylaşmışlar. (mı?)
Oduncu baltayı ağacın gövdesine indirdikçe ağaç ağlıyormuş, oduncu teselli etmek istemiş:“Haklısın, canını acıtıyorum ama, ne yapayım, ekmek parası, çoluk çocuk evde...”Ağaç gözyaşlarını silmiş:“Yok, yok üzülme, ben senin yaptığına değil, elindeki baltanın sapı benden, ona ağlıyorum!”
“Mahsun Kırmızıgül Tiyatro Yardım Fonu”
Mahsun Kırmızıgül’ün “Beyaz Melek” filminde Yıldız Kenter, Suna Selen, Cezmi Baskın, Cihat Tamer , Hüseyin Avni Danyal , Ali Sürmeli , Arif Erkin , Cezmi Baskın, Erol Günaydın, Fadik Atasoy, Gazanfer Özcan, Nejat Uygur; “Güneşi Gördüm” filminde Demet Evgar, Emre Kınay, Altan Erkekli, Alper Kul, Zafer Ergin, Deniz Oral, Ali Sürmeli, Cezmi Baskın, Cihat Tamer, Nurseli İdiz gibi tiyatro kökenli oyuncular rol almış.
Bu oyuncuların kimisi “okullu” kimisi “alaylı”. Ama her biri tiyatromuzun önemli isimleri..
Mahsun Kırmızıgül, tiyatromuzun önemli oyuncularını yönetmiş.
Mahsun Kırmızıgül’ün sanatçılara ve de tiyatromuza destek olmasını alkışlayabilirsiniz. Malum tiyatrocularımız dizi ve filmden kazandıklarını tiyatro yapmaya harcıyor . (Ya da geçmişte yaptıkları tiyatro için birikmiş borçlarını temizlemeye!)
Mahzun Kırmızıgül, sanatçılara, Kültür Bakanlığı tiyatro yardım paketinden daha fazla ödeme yapıyor bile olabilir.
Pek tabi ki tiyatro dünyamızın “dev” isimlerinin katkısı ile Mahzun Kırmızıgül filmlerinin bu kadar ilgi çekmesi doğaldir. Mahsun Kırmızıgül’ün iki yönetmenlik denemesinde bu oyuncular öneri,görüş ve oyunculukları ile yardım etmiş, işini kolaylaştırmış olabilirler.
Tiyatro çalışmalarında her konuda seçici olan tiyatrocularımızın sinemada daha “toleranslı” davranabilmelerini salt ekonomi ile açıklayabilir miyiz ? Bu yanıtı pek de kolay olmayan bir sorudur. Ama konunun, filmlerde rol alan tiyatrocularımız tarafından anlatılması, yanıtı bulmamızı kolaylaştıracak ve tiyatromuza bir yol gösterecektir.
Kahraman Acehan
Maskeliler oyunu öncesi Haldun Taner Sahnesi’ndeki kafede Kahraman Acehan’a rastladım. İstanbul Belediye Konservatuarı Tiyatro Bölümü'nden 1964 yılında mezun olan sanatçı, ses tonu, kendine özel tonlaması ve de tiyatroya olan tutkusunun yansıdığı oyunculuğu ile çok kişinin belleğindedir.
Hasta görünüyordu. Yanına gittim. “Geçmiş olsun” dedim. Yüzünde hoş bir gülümseme belirdi. Hala gözleri pırıl pırıl, sevecen.. Bir yıl önce kalp ameliyatı geçirmiş(Amerika’da değil,Çamlıca’da) ve halen iyileşme sürecini yaşıyormuş. Onu,bir seyircisi olarak çok yıllar öncesinden hatırlıyorum. Oynadığı bazı oyunlar gözlerimin önünden geçti : Düğün ya da Davul, İki Efendinin Uşağı, Monserrat, Bahar Noktası… Kulaklarımda onun yaptığı seslendirmeler…Ona da söyledim: “Biz (seyirciler) onu seviyoruz. Ve yeniden sahneye dönmesini bekliyoruz.”
Tiyatromuz, bu değerli sanatçımızın hatırını ve ihtiyacını soruyordur herhalde.
Melih Anık

21 Ocak 2009 Çarşamba

Afife Jale Tiyatro Ödülleri;Türk Tiyatrosu ve Tiyatrocu

Afife Jale Tiyatro Ödülleri kapsamında Dostlar Tiyatrosu'na "Mansiyon" ödülü değil de "Onur" ödülü verilseydi tiyatro, bu kadar öne çıkar mıydı acaba?
Ya da geçen yıllarda olduğu gibi, çok deneyimli bir aktör, ödül töreninde , günün "Mana ve önemine uygun" bir vurgulamayla , kendi gösterisi gibi dakikalarca sahneyi işgal etmeseydi tiyatro konuşulur muydu ?
Aslına bakarsanız gündemi yaratan ne tiyatrodur ne de sanat ! Gündem, başlığa çıkarılmaya değer bulunan haberdir . Haber bir iki gün içinde söner gider , oraya buraya kaçışan kelimeler "Perdenin kıvrımlarına" bile sinmez.
Sanki medya ve tiyatro dünyası arasında bir oyun oynanıyor gibidir : Medya neyi pazarlayacağını bilir; tiyatro dünyası da duruma tamamiyle "vakıf" olduğu için, seçimini günün "Mana ve önemine uygun" yapar.
"Ses getirme" amacı ,tiyatronun kendisinden daha çok öne çıkmaya başlamışsa ; bazı tiyatrocular , yine bazı tiyatrocuların vefalarını göstermelerinin bir aracı olarak ödüllendiriliyorsa "Tencere de kapağını bulmuş" demektir.
Şimdi bu düşüncelere kızanlar ; " Zaten bu bile zor yapılıyor, zamanla her şey yoluna girer; sponsoru ürkütmenin alemi var mı" diyenler olacaktır. Ama zaten bir süredir bazı tiyatrolar , oynanan oyunun farkına varıp oyundan çıktıklarını ilan etmişlerdir. Dolayısıyla bu yazı "Malumun ilanı"dır olsa olsa .
Kaldı ki sorun salt Afife Jale Tiyatro Ödülleri de değildir. Tiyatronun ve ödüllerinin sorunudur. Zira benzer durumlar diğer ödüllerde de aynen yaşanmaktadır.
Yılın belli bir döneminde ,ardı ardına gelen ödül dağıtım törenlerinin çevresinde yaratılan heyecana bakarak, insan, Türk Tiyatrosu'nun politikası belirlenmiş , çözümleri bulunmuş, Anadolu'nun her köşesinde her gece yüzlerce tiyatro perdesini açıyor sanır. Her yıl Tiyatrolar Günü'nde verilen mesajların vaadettiği "Tiyatro Ülkesi" nerededir dersiniz?
Her ödül töreninden sonra üç aşağı beş yukarı ayni şeyler söylenmiyor mu?
"Bugün yaşananlara bakılınca tüm yaşananların bir gecelik görkemli törenin sınırları içinde kaldığı ; bazılarının bu fırsatı kendi söyleyeceklerinin ve de kendilerinin reklamı olarak kullandıkları; bazılarının geceye katılmada isteksiz davrandıkları; kategorilerde açıklanan isimlerin seçildikleri kategorileri beğenmedikleri ve çekildikleri ; bazılarının ise onların isimleri geçsin diye bazı kategorilerde aday olmaya zorlandıkları görülmekte, genel anlatımla ödüllerin senesine göre bazı kişileri parlatmak, sektörü –pek işe yaramasa da-güdümlendirme gibi bir görevi yüklendiği izlenimi yaratılmaktadır."
Tiyatromuz perdeyi kaldırmak zorundadır. Görev Tiyatrocu'nundur.
Gitgide kültürsüzleşen bir ortamda işi de hayli zordur : Beslendiği kültür içinde "var" olacak, kendisi olarak kalıp ötekini ikna edecek; sanatçı duygusallığı ile öne atılıp aydın olmanın gerekliliğini yerine getirecek…
Ancak toz duman arasında, Tiyatrocu, değirmenin rüzgarı değil unu olma durumuna düşürülmektedir.
Ülkenin ekonomik koşulları, işini yapmasına engel olur. Ama unutulmasın ki "Tüm öğeler eylemsiz ve etkisizken ekonomik koşulların tek neden olarak alınması doğruyu bulmamızın önündeki en büyük engeldir."
Tiyatro artık "İki kalas bir heves" değildir. Finansman, plan , strateji gerektiren, idari (management) yapılanmaya ihtiyaç duyulan bir sektördür. Sanatın yönetimi ile işletmenin yönetimi birbirine bağlı ama farklı uzmanlık alanlarıdır. Tiyatroların bu bilinçle kurulması, işletilmesi gerekmektedir.
Ülkede tiyatro alanında ilgi vardır. Yeter ki bu ilgi değerlendirilebilsin. Ama önce kurumsallaşma gerekir. Kurumsallaşma için ise bir araya gelmek gerekmektedir.
Yazar,eğitmen,yönetmen,oyuncu,eleştirmen,seyirci,oyuncu ajansları,teknik eleman, tiyatro sahibi ,medya çalışanı vb kim varsa önce kendi içlerinde ve daha sonra bir üst kurum olarak Tiyatro Meslek Birliği içinde toplanmaları; "post kavgası" değil " amaca uygun çalışmalar yapmaları gerekmektedir. Bu birliklerin bir kısmı vardır , bir kısmı oluşturulmalıdır. Var olanlar da iyileştirilmelidir.
O zaman Tiyatrocu'nun, rol almak, ödül almak için birileri ile "İyi geçinmeyi öğrenmesine " gerek kalmayacaktır. Tiyatro, himayeye muhtaç durumundan kurtulacaktır.
"Sponsor" da "kerhen" yaptığı yardımın, kendi prestijini parlattığını görmeye başladığında, taraflar arasında eşit bir işbirliğinden ve umutlu bir gelecekten söz etmek mümkün olacaktır.
Tüm bu yapılanma oluşuncaya kadar elbette tiyatro ödülleri olmalıdır, ödüller hedeflenen yapılanmaya hizmet edecek şekilde oluşturulmalıdır.
Ne deniyor : "Ödül, alanı onurlandırır; o dünyayı izleyenlerin dikkatini çeker , merak uyandırır ; ait olduğu sektörün daha iyi anlaşılmasına ve ilgi çekmesine yardımcı olur ; üst düzeyde bir tartışma ortamı yaratır; iyi örnekleri alkışlayarak mesleğin düzeyinin artmasını sağlar."
Türk Tiyatro ödüllerinin bu amaçlara hizmet ettiğini söylemek mümkün değildir.
Tiyatro ödülleri de kurumsallaşmaya muhtaçtır. Ödül , bir taraftan sektörün kurumsallaşmasına yardım ederken bir taraftan da kendini kurumsal bir yapıya kavuşturulmalıdır. Sektör kurumsallaştıkça ödüllerde de değişen koşullara koşut yeni düzenlemelerin yapılması doğaldır..
Bugünkü ortamda, yapılan eleştirileri de dikkate alarak, verilen ödüllerin nesnelliği üzerindeki kuşkuların kaldırılması amacıyla bazı hususların dikkate alınması doğru olur kanısındayız. Bu kapsamda:
Ödül seçimine dahil edilen tüm oyunlar açıklanmalıdır.
Dar bir seçici kurul tarafından aday belirlenmesi bu tür ödüllerde pratik bir yaklaşımdır. Bu nedenle oylama kuruluna sunulması gereken aday listesini hazırlayan seçici kurul gerekli olmaktadır. Ancak dışardan yapılacak yazılı önerileri de dikkate alacak bir düzen oluşturulmalıdır.
Bazı ödül yönetmeliklerinde adaylık, tek taraflı bir tercih değildir., adayın onayına bağlıdır.Bu kurumsal bazda (yani tiyatro bazında) önceden yapılacak bir anlaşma (teklif-kabul ; müracaat-kabul vb) ile yürürlüğe konulabilir..Ama her durumda seçen ve seçilen arasında kurallar belirgin olmalı , her iki tarafın saygın konumları korunmalıdır.
Seçici ve oylama kurulunun üye sayısı , aday sayısına göre belirlenmelidir. (Nesnel değerlendirme istatiksel bir sayı gerektirir.) Böylelikle ödüller bazı kişi ve gurupların tesir alanının dışına alınabilir.
Seçici ve oylama kurullarında meslek guruplarının temsiline özen gösterilmelidir. Seçici kurul üyeleri, oylama kurulunda olmamalıdır.
Seçici ve oylama kurul tüm üyelerinin, aday listelerdeki oyunların tümünü görmüş olmaları sağlanmalıdır.
Her dalda seçilecek adaylar farklı oyunlardan olmalıdır.
Nicelik değil nitelik öne alınmalıdır. Bu nedenle ödül kategorileri azaltılmalıdır. Bugün için özel ödül dalları hariç, ödüllerin ana kategorilerde (Oyun / Yönetmen / Kadın oyuncu / Erkek Oyuncu / Dekor / Işık / Müzik / Kostüm) verilmesi uygun olacaktır. Özel ödüllerde, keyfilikten , "Gönül alma" amaçlı seçimlerden kaçınılmalıdır.
Sezon planlaması (dolayısı ile oyun sayısı) önceden bilinmeyen bir ülkede aday belirlemek; önerilen yöntemde kurul sayılarının değişkenliği dolayısı ile üye seçimi ,elbette zorluklar içerir. Ama ödülün inandırıcılığı, bu zorlukların üstesinden gelindikçe çoğalacaktır.
Artık Tiyatrocu , "Yıktırtmayacağız" diye yeri göğü inletip yıkılan tiyatrolar altında ağlayacağına, birleşip , "Yaratacağız" demeli ; başkalarının senaryosunun nesnesi olacağına , kendi oyunun kahramanı olmalıdır.
Zaten o bizim "Kahraman"ımız ve işi de "Yaratmak" değil midir !
Melih Anık