15 Kasım 2018 Perşembe

İstanbul Devlet Tiyatrosu'nda İstasyon


Yazar
Oyun yazarı, senarist, şair, oyuncu ve yapımcı Olexandr Viter(1972) modern Ukrayna tiyatrosunun önde gelen isimlerinden biri. En bilinen oyunu İstasyon Rusça, Lehçe, Ermenice, Estonyaca, İngilizceye tercüme edilmiş. Ukrayna, Rusya, Arnavutluk, Beyaz Rusya, Yunanistan ve Estonya'da sahnelenmiş. Chicago'da okuma tiyatrosu olarak seyirci ile buluşmuş. Oyun 'The Grand Duchy of Drama' adlı oluşumda 4 ülke tarafından uluslararası proje olarak seçilmiş. Polonyada 'Night of Culture' isimli festivalde sahnelenmiş.(Dergiden) 'Ukrayna tiyatrosu kendi ülkesini yendiden keşfediyor; Gogol ve Bulgakov'un eserlerinde ortaya çıkan ortak eğilimler genç yazarlarda da görülüyor.'(Kitaptaki Dr.Senem Cevher'in  önsözünden) Türkçeye tiyatromuza pek çok oyun kazandırmış olan  Senem Cevher tarafından  tercüme edilmiş.



Konu
Oyun fantastik bir yerde geçer. Yazar bu yere 'istasyon' demiş. İstasyon olması yolculukları akla getiriyor. Ama bu istasyon bir ruh durumu(sanki). Seyirci buna baksın, öyle mi? Fazla ayrıntıya girmeden, keşfi seyirciye bırakarak bu yolculuğun zihinsel olduğunu ve 'istemek' ile ilintili olduğunu söylemekle yetineyim. Yazar oyunda net olarak açıklayacak zaten. Yazar 'Bu hayatta neyin peşindeyiz? Belki de neyin peşinde olduğumuzu anlamıyoruz.' demiş. Yönetmen Ali Atilla Şendil 'Sizin için keşif şimdi başlıyor' diyerek oyun bittiğinde seyircinin zihninde kalan izlerin hayattaki etkisine dikkat çekiyor. Ben size sahnedeki üç kadına dikkatle bakın derim siz hangisiniz? Kalan mı, giden mi yoksa arada kalan(araftaki) mı?


Reji
 Yazarın, yakaladığı temaya çok iyi girdiğini ama sürdürmekte ve bitirmekte zorlandığını söylemeliyim. Yönetmen metinden kaynaklanan eksikliği net ve açık olmayı ve de seyirciye ulaşmayı tercih ederek ortadan kaldırmayı hedeflemiş. Sahne aralarında devamlılığı öne çıkarmış. Bu şekilde hızlı bir oyun olmuş.  Yönetmen oyunu anlaşılır kılmak için çalışmış. Ciddi bir metin çalışması yapılmış. Oyundan kesilen parçalar bunun kanıtı.


Sahnede üç kadın göreceksiniz. Giden, arada kalan(araftaki) ve dönen. Yönetmen bu üç kadına durumlarına uygun kostümler(Şirin Dağtekin Yenen) giydirmiş. Biri hayâl gibi bir kostüm giyiyor, diğeri beyaz süslü bir kostüm ve üçüncüsü gündelik kostüm içinde.  Tabii ki oyuncuların yorumlarından da onların aralarındaki farkı anlayabiliyorsunuz.  Üç kadın oyuncunun(Gamze Yapar Şendil, Berrin Akhasanoğlu, Zeynep Alper) dengeli ve ne dediklerini bilen oyunculukları oyunun seyirciye ulaşmasında önemli bir rol oynuyor.


Yaratılan ortamı bulanıklaştıran dekor tasarımından(Şirin Dağtekin Yenen) kaynaklanan bir kaç hususu belirtmek istiyorum. Oyun zihinsel bir ortamda geçiyor. Sahne arkasında mağara ağzı gibi duran çıkış ve seyircinin arasından gelip ona bağlanan yol bence rejinin temeli ile uyumlu değil. İstasyondan ilerilere gidiş  ifadesi var. Oysa yönetmenin iki oyuncuyu istasyona seyirci arasından getirmesini ve bir oyuncuyu geldiği yerden yâni seyirci içine doğru çıkarmasını ki bence çok doğru, düşününce sahne arkasına çıkışın fazla olduğu anlaşılacaktır sanırım. Benzer şekilde Tanya'nın sahne dışına çıkışları için sabit bir yön kullanmasını da doğru bulmadım.  Bu mekânın her tarafından çıkılır ve girilir. Nasıl ki  demlikten her türlü içki akıyor mekân da aynı düşünceye uygun kullanmalıydı.

Oyunun ışık düzeninin(Nejat Karaorman)  rejide katkısının az olduğunu düşündüm. Örneğin demlik ve fincanların ve de gazetenin aydınlatılmasına özen daha iyi olabilirdi. (Karanlıkta odaklanma ve yavaştan aydınlanma gibi)    

Ben üzerinde kafa patlatılmış oyunları seviyorum. İstasyon öyle bir oyun. Kadın duyarlılığından beslenen ve onu temel almış bu oyunda öncelikle kadınların kendilerinden bir şeyler bulacaklarına inanıyorum. Ama erkekler de kalan, arada kalan ve giden olurlar hep. O nedenle erkek kadın fark etmez oyunun seyircisi olun.

Melih Anık

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme