27 Ağustos 2018 Pazartesi

Arzu Tramvayı (BKM ve ID İletişim) Sadece Zerrin Tekindor için Seyredilir!


Oyun Neyi Anlatır?
Tennessee Williams(1911-1983), eski gösterişini ve gücünü kaybetmekte olan kesim(Blanche) ile endüstriyel göçle gelmiş ve yükselmekte olan sınıf(Stanley) arasındaki çatışmayı anlatır. Bireysel anlamda çatışma, fantezi dünyası  ile gerçek hayat arasındadır.  Blanche, 'Desire'(İhtiras) isimli tramvaydan 'Cemeteries'(mezarlıklar) isimli tramvaya geçer 'Elysian Fields'e gelir. 'Elysian Fields', Yunan mitolojisinde ölüler diyarıdır. Tennessee Williams, sınırsız arzular insanı yanlış yolları seçmeye zorlar ve istenmeyen sonlara sürükler demektedir. Öte yandan, kadın haklarının sınırlı oluşu, kadınların erkeklere bağımlılığı ve ancak onların gölgesinde 'var olabilmeleri' anlatılır oyunda. Kadınların kaderi, başkalarının ellerindedir.  Bu güvensiz ortamda Blanche'ın 'ben yabancıların nezaketine inanıyorum' sözü gerçek bir inanmayı değil, bir arzuyu göstermektedir.


Oyunun Konusu
Aileden yadigâr evi kaybetikten sonra Blanche, kız kardeşinin(Stella) yanına gelir. Stella, göçmen Polonyalı Stanley ile evlidir. Blanche, 'elit' olduğu öğretilerek yetiştirilmiştir. Stanley, göçmendir ve işçi olmakla gurur duyan bir aileden gelmektedir. Bu birbirine zıt iki karakter savaş öncesi kargaşa içindeki bir zamanda,  kozmopolit bir şehirde karşılaşır. Yetiştikleri toprağın ürünü olan bu iki insan birbirlerinin değerlerine hem uzak hem muhaliftir. Stanley, kartların masanın üstüne açıkça konmasından yanadır.(Oyunda Stanley ve arkadaşları iskambil oyunu oynar.) Boş laflara, sosyal oyunlara, yalanlara karnı toktur.  Kökünü geçim sıkıntısından alan, inceliklerden uzak, kaba saba ortamda, Blanche'ın beyaz yalanlarla süslediği hayatının sırları döküldükçe çevrenin tavrı değişir ve toplum, 'tutunmaya çalışan' Blanche'ı 'tükürür'. Blanche  değiştiremeyeceğini anladığı  dünyayı kendi fantezileri ile algılayınca rahatlar. Bu, sulandırılmış bir mutluluk hali sunar ona. Zalim bir adam ile  kırılgan bir kadın  arasındaki savaşı gerçek kazanmıştır.

Reji
Yönetmen, klasik bir sahneleme yapmak istemiş ve teksti 'oku'mayı seçmiş. Bu nedenle elime teksti alarak bakıyorum oyuna.
Sahne tasarımı reji anlayışını ortaya koyduğu için öncelikle onun üzerine konuşmak gerek. Tekstte iç ve dış dünya ayrımı vardır ve önemlidir. Karakterler dışarıdan içeriye sorun taşır. Evin içinden görünen bir dış dünya vardır.  Ev aynı zamanda sığınılacak korunaklı bir yerdir. Ama sokak kirli olunca evin içi de kirli olur. Gazete abonelik ücretini almaya gelen çocuk, Blanche ile Mitch'in ayrılma sahnesinde silüet halinde görünen ve şarkı söyleyerek cenaze çiçekleri satan  Meksikalı kadın, Stanley'in Blanche'a tecavüz ettiği sahnede aydınlanan arka duvarda görülen sokaktaki olaylar hep bu iç-dış dünya bağlantısını gösteren örneklerdir. Meksikalı kadın ve dış sokak görüntüleri birer 'foreshadowing'tir. Yönetmen bunların önemli olmadığına hükmetmiş ki dekor, bunları anlatmak için kurulmamış. Tekstte sokağın önündeki ev var, oyunda ev sokak ile bağını kesmiş. Biz sokağın arkasından evi görüyoruz ki bu tekstin istediği bir görünüş değil. Bize göre sahnenin sol tarafında kısacık sahnesini bekleyen iki plastik sandalyenin oyunun istediği dış dünya olmadığı kesin.  İki plastik sandalyeyi hem dekor konseptine uymaması  hem de reji açısından doğru bulmadım. Blanche ile Mitch'in kısacık sahnesini bekleyen zavallı sandalyeler onlar.  Evin ikinci katına çıkan merdivenlere bu kadar yer ayrılmış olmasını  -bir mesaj için kullanılmadığına göre- gereksiz buldum.  (Bunu yazının sonunda açıklayacağım.)   Üst kata çıkış merdivenlerine yer açılacak diye  evin içindeki yatak odası ve Blanche'ın yatağının bir köşeye sıkıştırıldığını, yerleşimin geriye atıldığını,bu nedenle bazı sahnelerde geride geçen konuşmalarda ses sorunu yaşandığını, solda oturan seyircinin görüntü alanının ortada olan masa nedeniyle engellendiğini söyleyebilirim. Eve giriş/çıkış kapısının arkada oluşu ister istemez sahnede önden arkaya doğru bir  hareket oluşturuyor ve bu mizanseni boğuyor. Sanki önce dekor tasarlanmış mizansen ona göre yapılmış gibi bir hava var. Sahnede yazarın oya gibi işlediği tekstin inceliğini(müzik, dış sesler vb) ve istediği rejiyi bulamadım.


Tekst, 1947'de yazılmış, ilk kez 1948'de sahnelenmiş. Williams, 1951'de çekilen film senaryosunu yazarken bazı değişiklikler yapmış. En önemlisi, Stella'nın tavrı ile ilgili. Tekstte ve oyunda Stanley Stella'yı ikna ediyor yeniden bir araya geliyorlar. Filmde ise Stella Stanley'i terkedeceğini söylüyor ve merdivenlerden yukarı çıkarak komşusunun evine sığınıyor. (Yukarı çıkan merdivenin işlevi bu olmalı.) Yukarıda da anlattığım gibi, oyunun içinde zaten var olan hususları yeniden 'oku'yamayacaksanız, böyle bir oyundan kadın haklarına dair bir şeyler çıkmayacaksa, bu oyunun sahnelenmesinin ne anlamı var?


Oyun sonunda büyük bir oyuncuyu seyretmenin gururu ve tadı ile çıktım salondan. Zerrin Tekindor, dizi, fimlerde de oynuyor ama sahnede akademik eğitimli büyük bir tiyatrocu. Oyunun diğer üç ana rolünü paylaşan oyuncular tiyatronun akademik eğitimli oyuncuları ama sahnede dizi oyuncusu gibi duruyorlar. Arzu Tramvayı sadece Zerrin Tekindor'u seyretmek için seyredilir.

Melih Anık





Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme