29 Mart 2016 Salı

Bir Michael Frayn Klasiği: Oyunun Oyunu(İBBŞT)

'Oyunun Oyunu', İngiliz yazar Michael Frayn'ın (1933) en çok bilinen oyunu. Yazarın yaşam öyküsünü okuduğunuzda görüyorsunuz ki  bu oyundan çok çok ötesi var. (https://en.wikipedia.org/wiki/Michael_Frayn) Oyunlar, romanlar yazmış ödüller almış bir yazar. Türkiye'de Çehov çevirileri, Kopenhag, Sesler Ziller Bizler, Burada isimli oyunları oynanmış, Casuslar isimli romanı yayımlanmış. Metin Zakoğlu 'Aşk Başına Gelince' isimli oyununu  Frayn'ın 'Hayır Demek Evet Demektir' isimli oyunundan uyarlamış.

Frayn oyunun önce prototipini yazmış.('Exists') Sonra onu genişletmiş Oyunun Oyunu(Noises Off)ortaya çıkmış.(1982) (https://en.wikipedia.org/wiki/Noises_Off)

'Oyunun Oyunu' üç perde. Bir arayla iki perde oynanıyor. İlk perdede seyirci ile buluşmaya altı saat kala Çırılçıplak isimli oyunun son provasını seyrediyoruz. Oyuncuların her biri kendi havasında. Yönetmen 'toparlama'ya çalışıyor. Yönetmenin aynı anda idare ettiği iki sevgilisi var sahnede. Diğer bir erkek oyuncu ile kadın oyuncu da sevgili. Bir oyuncu içki tutkunu. Birini kan tutuyor.

Oyuncuların bu kişisel sorunları yanında provası yapılan Çırılçıplak oyunu da çok kapılı, çok giriş çıkışları olan bir fars. Oyunda satışa çıkarılan eve çapkın emlâkçı bir kaç saat felekten zaman çalmak için sevgilisi ile geliyor. Evin yurt dışında oldukları sanılan sahipleri karı koca da vergi memurlarından kaçarak eve saklanmak üzere geliyorlar. Hepsi evin boş olduğunu sanırlarken evdeki hizmetçinin ve kendilerinden başkalarının olduğunu fark ediyor ve ev içinde kaçma kovalamaca başlıyor.Eve bir de hırsız giriyor. Tam bir curcuna yaşanıyor.

İkinci perdede provası yapılan oyunun sahne arkasından oyunun ilk gecesine bakıyoruz. Sevgililer arasında yanlış anlaşmalara neden olan olaylar, içki tutkunu oyuncunun içmesin diye kollanması, yanlış kişilere giden çiçekler, yanlış girişler, çıkışlar, kan tutma, kavga dövüş, terslikler ve bunların seyirciye duyurulmaması amacıyla yapılan saçma sapan düzeltmeler oyunu zıvanasından çıkarıyor.

Oyunun Oyunu kurgusu açısından çok akıllıca kotarılmış teksti olan bir oyun. Bunu sahnede hayata geçirmek, büyük bir enerji, doğru  zamanlama istiyor. Hem yönetmenin hem de oyuncuların işleri zor.



İBBŞT'da oyunu Ali Gökmen Altuğ yönetmiş. Olmamış ya da daha iyisi şu olabilirdi diyeceğim bir şey olmadı. Tekstine, bu tür oyunların kuralına uygun bir reji gördüm. Sahne tasarımında kapılar oyunun kilit noktası. Sanırım açılmadık kapı kalmıyor. İki katlı mekânı düzenlemenin bundan başka alternatifi de yok. Oyunun matematiği sahne tasarımının matematiğine çok bağlı. Kostümler ihtiyacı karşılıyor. Prova ışığı gerçeğine benziyor ama 'oyun içinde oyun'da loş kalmış gibi.(Özellikle sahne önü) Provanın oyun hâline uyan bir ışık olsaydı dedim. Oyunculuklar için de bu görüşü kullanmak isterim. Onların sahnede prova diye 'oynadığı' aslında oyunun bir parçası yâni 'prova da oyuna dahil'. Bunu Vicky-Brooke rolünde örneklemem mümkün. Ben ikisi arasında çok da fark görmedim. Oyundaki aptal sarışının aptal sarışın rolü oynamasını tercih etmezdim, her iki rol arasında bir geçiş görmek isterdim. Tüm oyuncular hızlı akışa kapıldıklarında ister istemez sürükleniyorlarmış gibi hissettim. Bu ayrım yâni oyuncu, oyunun içindeki provadaki oyuncu ve oyunun içindeki oyundaki oyuncu arasındaki ayrım çok da belirginleşemiyor. Bunun bir istisnası Destan Batmaz. Özellikle ilk perdedeki canlandırması düşünceme çok yakın idi. Bu, seyircinin keyfini kaçırmayan bir ayrıntı. 'Oyunun Oyunu', oyunu ilk defa seyreden bir seyirci için eğlencesi çok olan bir oyun. Seyrettiğim gece seyircinin bitmeyen kahkahası tanığımdır.

Bu oyunu daha önceden farklı tarihlerde iki ayrı topluluktan seyretmiş biri olarak ben 'Oyunun Oyunu' defterimi kapattığımı söylemek isterim.  Dün akşam anladım ki bazı oyunlar için bir kez seyir yeterli. Hadi bilemediniz iki kez. Oyunun Oyunu, matematiği olan bir oyun. Sahneleme yorumu da bu nedenle ister istemez sınırlı bir çerçevede kalmak zorunda. Matematik işin içine girince yorum farkı ortadan kalkıyor. Oysa tiyatro, yorum farkı ile güzel. Aynı oyunu defalarca seyretmenin keyfi yorum farkından geliyor. Matematikli oyunları yazarken oyunun sınırlarını düşünmeden yapacağınız eleştiri ile en son seyrettiğinize haksızlık etme ihtimaliniz de büyük.                

Oyunun Oyunu, ülkemizde pek çok kez sahnelenmiş, modası geçmeyen, geçmeyecek bir oyun. Her nesilden seyirci bir kere seyretmeli. Sahnenin önü ve arkasını izlemek tiyatronun ruhunu hissetmek açısından seyirci için ayrıca güzel bir tecrübe olur.


Melih Anık 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme