9 Nisan 2016 Cumartesi

Karma Drama'da Zeytin Çekirdeği

Tiyatro muhteşem bir sanattır eğer iyi yapılırsa.

Biliyorum herkes biliyor bunu. Ya da bilen biliyor o da yeter. Bilenler sayesinde ayakta tiyatro.

Tiyatro toplumun bir yarasını kanatarak açmaz. Üzerindeki pansuman pamuğunu şefkatle kaldırır. Yaraya sevgiyle dokunur. Hani tentürdiyot yakmasın diye yaraya sürerken üflersiniz ya öyle yumuşak bir soluktur tiyatro. Merhemi yanığın üstüne avucunuzla yumuşacık yayarsanız ya tiyatro avucun sıcacık yumuşaklığıdır. Tiyatro sevgiyle yapılır elbet ama akıldır o sevgiyi yöneten.

Zeytin Çekirdeği'ni yazmaya başlarken planlamadığım halde yukarıdaki satırlar döküldü klavyemden.  
Son iki gösterisinden birini seyrettim. Haber verdiler de uyandım. Geciktim yâni. Ama gene de yazmak istedim zira bir şey bırakmak istedim bu oyundan.

Ülkemin pek çok sorunu var. Tedavi etmemiz gereken pek çok yaramız var. Tiyatromuz meselelerimize  hele son dönemde metaforlarla dokunuyor. Lafı dolaştırıyor. Dili karıştırıyor. Zeytin Çekirdeği büyük laflar söylemeden bir olay anlatıyor bize. Bir durumu gösteriyor. Bu, olası ya da mutlak pek çok durumdan biri. Olay akla gelince, düşünülmesi gereken çehrelerden biri.

Hani bir zamanlar Kürt çocuklar asker ailelerince evlat edinilmiş ya Zeytin Çekirdeği o olaylardan birinin olası hikâyesini üç kuşak kadın arasında geçen bir oyunda anlatıyor. Oyunda görmediğimiz ama üç kadının kaderi üstünde derin iz bırakmış albay, bir Kürt'e aşık olan kızını evlatlıktan reddetmiş. Ama yıllar sonra kader, ona bilmediği bir gerçeği öğretiyor. Kendi eşi ile ilgili gerçek  onun bildiği gibi değilmiş. Üç kadın bir hastane odasında bir doğumu beklerken buluşuyor.

Zeytin Çekirdeği, bize 'olaylara bir de buradan bakın' diyor. 'Bir toplumsal gerçeğin izlerini, ölülerin mezarlarında değil  yaşayan hayatlarda takip ederseniz belki meselenin çözümü için farklı bir bakış açısı bulabiliriz' diyor. 'Yıllar sonra bile yeşerme olasılığı olan zeytin çekirdeğini unutmayın' diyor. 'Bilmediğiniz gerçeklerin varlığı çözüm için bir kolaylaştırıcı olabilir' diyor.  

'Çekirdek toprağa düşer, unutulur, bir yolunu bulur çıkar.
Anılar da öyledir.
Unutmak istersin, unuttuğunu sanırsın, bakarsın kökleri köklerine karışmış.
Kökler ağacı toprağa bağlar; oysa dal kırılır gider, yaprak düşer, meyve yenir, kimse kökü  hatırlamaz.
Bebekler karanlık bir tünelden gelirler, bir dünyadan başka bir dünyaya geçerler.
Beni yeşil elbiseli bir melek getirmiş.
Şimdi ben o karanlık tünelden gelmiş çocuk değilim artık.
Gitmeyi değil kalmayı, kimsem o olmayı istiyorum.
Şimdi ben yarınlara umut bağlayan biri olmak istiyorum.'

Oyunun teksti ile sahneleme arasında ufak farklar var. Bu oyunun etkisini bozacak nitelikte değil. Meşhur kişi 'Sabiha'nın kim olduğunun sahnelenmede vurgulanmamış olması iyi. Mektubun Sabiha'ya gönderilmiş olması doğru ancak ben, fotoğrafın Sakine tarafından -teksten anlaşıldığı gibi- albayın üzerinde bulunması seçeneğini tercih ederdim. Sakine ve albay arasında yüzleşmenin olmamasının da izaha muhtaç olduğunu düşünüyorum. (Bu kadroya bir nottur. Ancak oyunu seyreden seyircilere kendimi anlatabileceğimi umuyorum.)

 Reji açısından düzgün  bir çalışma. Işık ve efekt iyi.  Hastane odasının daha iyi olması mümkün değil miydi, Sıla'nın kostümü de alışılmış cinsten(hastane ameliyat elbisesi) olsa diye düşündüm.

Oyunun tanıtım cümlelerini kim yazmış bilmiyorum ama bu oyundan çıkan algıya ters olduğu kanısındayım. Ya da ben oyuna o ifadelerde anlatıldığı gibi bakmıyorum demeliyim. Nurcan Kara'nın metni ve rejisi de o ifade ile aynı çizgide değil gibi geldi bana. Ben beğendim.

Gülsüm Soydan'ın ayrıntılara özen gösteren oyunculuğu oyuna derinlik katmış. İç ve dış dünya ayrımı, hayâl ve gerçek arasında git-geller çok başarılı. Zaten oyun da bu omurga üzerine kurulmuş.  Nalan Gıdak Doğan'ın canlandırdığı Sabiha'ya inandım. Hem anne hem çocuk olmak kolay başarılabilecek bir canlandırma değil.  Zeynep Uçucu'nun zaman zaman fazla mimik kullandığını ve oynadığını belli ettiğini düşünüyorum.  Ailenin üstüne düşülen en küçük bireyi olmanın şımarıklığını çok iyi yansıtıyor.

Bana söylenene göre Zeytin Çekirdeği bitti. Devam etmesi seyirciye bağlı. Ben seyirciye,  ilgi gösterin diyorum.

Melih Anık  




Yazan Yöneten : Nurcan Kara

Oynayanlar
Sakine: Gülsüm Soydan
Sabiha:  Nalan Gıdak Doğan
Sıla: Zeynep Uçucu

Kostüm tasarım: Karma Drama. (Katkılarıyla Ayşe Gıdak)
Ses ışık: Togay Kılıçoğlu
Dekor: Karma Drama
Fotoğraf: Recep İlker Döşer
Koodinasyon: Damla Özen


http://www.karmadrama.com/OYUNLAR/2014-2015/zeytin_cekirdegi_2015.html

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme