17 Aralık 2014 Çarşamba

Erhan Bey(İBBŞT)’in Cibali Karakolu (2014) ve ‘Yazılı Tulûat’

Cibali Karakolu, İBBŞT’nın ya da Erhan Bey’in ‘büyük’(!) projelerinden biri. Erhan Bey’in afişler asarak başarı diye övündüğü şey, ‘doluluk oranı’. Bu nedenle Cibali Karakolu bu hedefi gerçekleştirmeye yardım edeceği düşünülen bir oyun. Erhan Bey’in  İBBŞT’da  oyunu rahatlıkla teslim edebileceğini düşündüğü Zihni Göktay var. Göktay’ın 28 yıllık Lüks Hayat ile kuruma sağladığı getiri de en büyük güvencesi. Bir ‘proje’ için veriler müsait. Bu yazı evdeki hesapların çarşıya uyması konusunu işleyecek.

Bazı oyunlar sadece ‘oyun’ değildir. Cibali Karakolu sadece bir oyun değil değerli bir mirastır. Seyircinin oyuna gösterdiği teveccühte iki Büyük Usta'nın imzası  var: 1955’de oyunu sahneye çıkaran ve yaklaşık 16 yıl tozu dumana katan  Muammer Karaca ile 1980 ve 1990 yıllarda külleri yeniden tutuşturan Nejat Uygur. Seyirci bugün hâlâ salonları dolduracaksa her şeyden önce bu iki Büyük Usta’nın yaktığı ateş nedeniyle dolduracak. (Benim seyrettiğim seansta salonun yaş ortalaması epey yüksekti.) Erhan Bey’in bilmediği bu.

İnsan değerli mirasa gereken özeni saygıyı gösterir. Oyunun dergiciğinde Nejat Uygur’a bir fotoğraflık yer ayırmamak bir unutkanlık değilse vefasızlıktır. Erhan Bey’in gösteremediği bu vefa.

 Cibali Karakolu’nun Muammer Karaca versiyonlarını ve Nejat Uygur versiyonunu bilmeden bu yeni sahneleme değerlendirilemez. Zira bu karşılaştırma Türk Tiyatrosu’ndaki değişimin de bir aynası olacaktır. Erhan Bey’in farkında olamadığı  bu.

Muammer Karaca Cibali Karakolu’nu ilk kez 1955’de sahnelemiş. 1966 yılında Hulki Saner’in senaryosu ile ve yönetmenliğinde, oyun filme çekilmiş. Baş  rolünde Muammer Karaca oynadığı için filmde Muammer Karaca’nın etkisi olduğu rahatlıkla söylenebilir. 80’li 90’lı yıllardaki Nejat Uygur sahnelemesi  Cibali Karakolu’na farklı bir yorum getirmiş. Cibali Karakolu’nun film ve Nejat Uygur versiyonları internette var.


(Nejat Uygur-Cibali Karakolu- 1960 -Fotoğraf kaynak : Süheyl Uygur)

Muammer Karaca’nın sahnede neler yaptığını bilmiyoruz. İBBŞT, ‘Muammer Karaca ve Refik Kordağ uyarlaması’nı sahnelediğini belirtiyor. Herkes biliyor ki Cibali Karakolu iki Büyük Usta’nın tulûat yeteneği ile seyircinin hâtıralarında yer almıştır. Cibali Karakolu  aslında bir ‘Tulûat tiyatrosu’ örneğidir. Erhan Bey buna yeterince dikkat etmiyor.

Oyun dergiciğinde Zihni Göktay, ‘Muammer Karaca geleneğinin günümüzdeki en önemli ve tek temsilcisi’ olarak tanıtılmış. ‘En önemli’ ile ‘tek’ nasıl yan yana geliyor bilmiyorum ama ben de Zihni Göktay’ın  Türk Tiyatrosu’nun en önemli oyuncularından biri olduğunu  kabul ediyorum. Ancak bu noktada ‘Tulûat tiyatrosu geleneği’nden bahsetmenin daha doğru olduğu kanısındayım. Zihni Göktay, ‘Burada Laf Çok’ programında şunları söyledi: ‘İBBŞT devletin sübvanse ettiği bir tiyatro olduğu için zülf-ü yâre dokunmadan, fincancı katırlarını ürkütmeden oynuyorum’  Bu davranışın, Muammer Karaca ya da Nejat Uygur geleneği sayılıp sayılamayacağını takdire bırakıyorum. Her iki Büyük Usta da zamanlarının iktidarlarının sempatisini kazanmıştı. Onların  iktidarlara yaranma, ağızlarını bağlama ihtiyacı duymamalarının nedeni,  halkın düşüncelerini zülf-ü yare dokunarak, fincancı katırlarını ürkütmekten çekinmeyerek söyleyebilecek bir dokunulmazlığı halktan almış olmalarıydı. Arkasında halk olan bu iki Büyük Usta’ya siyasiler de saygı gösterdi. Şimdi öyle dokunulmaz Ustalar kalmadı. Erhan Bey bunu takdir edemiyor.

Bunu ‘görebilmek’ için Zihni Göktay’ın yaptığı esprilere bakmak gerekiyor. Zihni Göktay metinde yazılı esprilerin dışında şu dokundurmaları yaptı:

‘Bu tarz benim’ programı, ‘manavda çalışan üniversite mezunu’, ‘emirle hareket eden vali’, ’fast food evlilikler’, ’300 kişilik salonu olmayan rezidanslar’, ’Danıştay’a gidip 1 ay oynanacak oyunun 10 ay oynanması’, ‘Atatürk de kısa boyluydu ama vatanı kurtardı’,’herkesin polisi kendi vicdanıdır’,’İBBŞT’da kadro yok’,’yetmez, 4-5 çocuk’  ‘dört saat süren Lüks Hayat’,’sosyal demokrat-muhalefet-avukat’. Ayrıca ‘ Nâzım Hikmet’in ismini  sayarken Necip Fazıl’ı saydı’. ‘Zülf-ü yâre dokunmamak’ için çok  tedbirli görünüyordu.  Tüm espriler  önceden ‘yazılmış’ gibiydi. ‘Yazılı tulûat’ herhalde bir gelenek sayılmaz. Ama asıl soru şu: Mâdem bu kadar çekiniyorsun neden Cibali Karakolu’nu sahneliyorsun?  Erhan Bey’in cevabını veremeyeceği soru bu.

Muammer Karaca’nın oynadığı Cibali Karakolu’nun deşifresi elimizde yok. Ancak  Hulki Saner tarafından çekilen film, Muammer Karaca’nın duruşunu yansıtıyor diye düşünüyorum. (http://www.sinematurk.com/film/2620-cibali-karakolu/)  O film Cafer Saba’nın şu konuşması ile bitiyor:

Cafer Saba(Muammer Karaca): (Telefonda) “Hatçe…Raca..Bana bak… Bu akşam nisfillenin(nısf-ul-leyle) on ikisinde senin evi basıyorum. Bağırma öyle emir aldım. Şimdi beni dinle.. Senin karyolanın başındaki benim ‘çirba’(?) resmi var ya onu oradan kaldır. Altını karala. Sermaye kızlara izin ver. Sen seccade ser, namaza dur biz seni gelince o vaziyette bulalım anladın mı?(Ahizeyi yerine koyar. Polis ve bekçiye) Hadi Hatçe’yi basmaya gidiyoruz.Vazife her şeyden mukaddestir” (http://www.zapkolik.com/video/cibali-karakolu-8-kisim-cuneyt-arkinsevda-ferdag1966-307662)

Nejat Uygur’un sahne videosunun deşifre edilmesi ile Aşır Göker tarafından ortaya çıkarılan  tekstte ise baş komiser şöyle konuşuyor:

Cafer Kıskıvrak(Nejat Uygur):Adam soruyo ağlıyo musun diyo? Ağlıyom ayıp mı abiy? Ama o bilmiyo ben neye ağlıyom Ben neşemden ağlıyom. Gururumdan ağlıyom. Oğlum işte helal olsun mezun oldu babasının yerine çalıştığı karakola tayin oldu bundan daha güzel bişey mi olur abi, işte emniyet kadrosu bu abiy en az ortaokul mezunu lise mezunu kolej mezunu endüstri mezunu üniversite mezunu okumuş adam okuyan adam kültürlü adam bu kanunu okur abiy kanuna göre hareket eder ya benim gibi cahil olursa? Kafadan arap saçına döner. Ağlıyom ya ayıp mı lan? Ben ayrılıyom zaten, ben ayrılıyom.. Şu karakolun çatlak duvarlarına bakıyom şuramda bişey yanıyo abi bu meslek öyle meslek ki bilmeyen bilmez abi bayram pazar bilemezsin hasta olsan yatamazsın çocuğun doğsa göremezsin anan ölse gömemezsin bu böyle meslek abi ecelinle bile ölemezsin.” (http://www.youtube.com/watch?v=i03b6d45334)

İBBŞT, Muammer Karaca’ya ait olduğu söylenen metne göre  Cafer Sabbah’a şunu söyletiyor:

Cafer Sabbah(Zihni Göktay): ‘Ohh ne güzel mutlu son değil mi? Olmaz efendim. Yedik içtik eğlendik olamaz. Mesajımızı vermemiz lazım. Muhterem seyiciler. Burası Cibali karkolu. Zengini, fakiri, roamı, Hırlısı, hırsızı, arsızı. Bakkalı, Kasabı, manavı. Kürdü, Türkü, Lazi. Ermenisi, Yahudusi, Rumu. Hep birlikte mutlu mesut yaşarız Cibalide. Ama Biz isteriz sadece Cibali de değil Tüm Misak-ı Milli hudutları içinde hep birlikte huzur içinde yaşayalım. İsteriz de İsteriz…

Dikkate sunmak istediğim diğer  hususlar ise şunlar:  Filmde(1966) ‘Cafer Saba’, Nejat Uygur versiyonunda(1990?)  Cafer Kıskıvrak, İBBŞT ‘da(2014) ‘Cafer Sabbah’ isimleri kullanılmış. Muammer Karaca Güney Doğu(Arap-Kürt karışımı?) lehçesini, Nejat Uygur Anadolu(Kayseri?) lehçesini,  Zihni Göktay İstanbul Türkçesini kullanıyor. Oyunların son sahnelerine ve de kullanılan dialekte bakarak zamanın nasıl değiştiğini ve yorum farklarını görmek mümkün. Metinde Muammer Karaca’nın versiyonu  vodvil, sahnede ne yaptığını bilmiyoruz. Nejat Uygur, Orta Oyunu(seyirlik) geleneğini canlı tutuyor. (Hâlâ seyrettikçe çok güldüğümü söylemeliyim) Filmde ve Nejat Uygur versiyonunda Cafer, Cibali Karakolu’nda baştan itibaren  1. Sınıf Emniyet Âmiri, İBBŞT versiyonunda ise oyunun sonunda Cibali Karakolu’na tayini çıkıyor.

Bu hususlar  çerçevesinde İBBŞT tarafından Cibali Karakolu’nun sahnelenmesinin, aslında ‘doluluğu arttırmak’ amacı için seyirciyi ‘kullanmak’ anlamına geldiği  çok açık. Bu davranışın ise bir mirasın harcanması olduğunu, hem Muammer Karaca, Nejat Uygur ve Cibali Karakolu’na hem de Zihni Göktay’a saygısızlık olduğunu düşünüyorum. Zira İBBŞT tarihsel mirası har vurup harman savururken Zihni Göktay’ı da korumuyor. Ben onun yerinde olsam bu oyunla anılarda kalmak istemezdim.    

Öte yandan Muammer Karaca’nın arkasına sığınan İBBŞT yönetiminin ve Erhan Bey’in , İBB tarafından yıkılması planlanan Muammer Karaca Tiyatrosu için nasıl bir duruş gösterdiğini, göstereceğini de merak ediyorum.

Melih Anık


Ek Bilgi:

Yazıyı yayımladıktan sonra öğrendiğim bir bilgiyi paylaşmam gerekiyor. Nejat Uygur 1968-69 yıllarından itibaren Cibali Karakolu'nu oynamaya başlamış.  

Not:

1.Oyunun tekstini vermeyen Erhan Bey'e söylemek isterim ki 'çareler tükenmez' ve hâlâ dostlar var.

2.Oyunda rol alan oyunculardan  Naci Taşdöğen, Derya Kurtuluş, Eylül Soğukçay ve Betül Kızılok Bavli’yi beğendim.

Oyunun müziklerini(Ali Otyam) beğenmedim. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme