30 Aralık 2014 Salı

Bir Tercüme Üzerine Düşünceler(Sırça Hayvan Koleksiyonu)

Tennessee Williams’ın Sırça Hayvan Koleksiyonu isimli oyununda tercüme ile ilgili şu husus dikkatimi çekti.

İfadenin orijinali şu:
Laura: ‘I said I had pleurosis- you thought  I said  Blue Roses.
Aytuğ İz’at bu cümleyi şöyle tercüme etmiş:
Ben de satlıcan(zatülcenp) demiştim… sen ise benim patlıcan dediğimi sanmıştın’
İBBŞT, Aytuğ İz’at’ın tercümesini kullandığını belirtmiş olduğu halde aklımda kaldığı kadarıyla  şöyle bir değişikliğe gitmiş:
Ben gül hastalığı demiştim.. Sen Mavi gül dediğimi sanmıştın’

Araştırdım.
Pleurisy ( Pleurosis), Laura’nın bir bacağının diğerinden kısa kalmasına neden olan ciğer hastalığına verilen bir isim. Tıbbi olarak böyle bir ilişki var mıdır bilmiyorum ama yazar(TW) bu bağlantıyı kurmuş.
Gül hastalığı  gerginliğe bağlı olarak ortaya çıktığı söylenen döküntülü bir deri  hastalığı.

Jim’in cevabı tercümenin nasıl olması gerektiğini açıklayacaktır.  Laura’nın repliğine Jim şöyle cevap verir:  
Jim :’ I hope you didn’t mind’
Aytuğ İz’at tercümesi şöyle:
‘Umarım seni gücendirmemişimdir’

İşin içine ‘gücendirmek’ girince ‘Mavi gül’ yerine ‘patlıcan’ daha doğru geliyor bana. 'Mavi gül' olumlu bir etki yaratıyor. Ayrıca 'satlıcan' Laura'nın engeli düşünüldüğünde daha doğru. 'Gül hastalığı' İngilizce 'Blue roses'dan yola çıkılarak yapılan yersiz bir yakıştırma, uyduruk.

Jim okulda çok popüler, herkesin beğendiği biriymiş.  Jim’in   ‘patlıcan’ demesi  gençliğinde  Laura’yı ciddiye almadığını  göstermesi açısından önemli. (Tabii ki tıp terimlerini bilmemesi de var ama bunun çok önemli olmadığını düşünüyorum) Yıllar sonra Laura ile Jim’in karşılaşmalarında Jim’in davranışlarını yorumlamak için bu bilgi önemli. Jim aynı Jim, Laura’ya ‘sende aşağılık duygusu var’ diyecek kadar küstah. Geçen yıllar Jim’in hayâllerinin gerçekleşmesine izin vermemiştir(Tom ile konuşmasında itiraf eder) ama  Laura ona geçmişteki Jim’i hatırlatır. Bu nedenle yeniden ‘yapmacık’ bir Jim ortaya çıkar. Jim ile Laura arasındaki sahne seyircide kuşku yaratmalıdır. Jim’in evden kaçarcasına çıkmasına ve sokak kapısının dışında pişmanlık görünen jest ve mimikler yapmasına gerek yoktur. Bu ‘fazla’ bir yorumdur. 'Ben yaptım oldu' demekle olmaz.

İyi tiyatro,  gelenekten beslenir. Gelenek ise düşünen insanların şuurlu ve özgün denemeler yapması ile mümkündür.  Türk Tiyatrosu maalesef  emekliyor.  Çözüm, ‘doluluk oranı’na kafayı takmada değil, yetersizlikleri kanıtlanmış olanların hırslarını dizginleyerek doğru yolu gösterenlere kulak vermelerinde. Küçümseyerek, aşağılayarak bir yere varılamayacağını idrak etmek gerek.

Melih Anık

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme