28 Ekim 2014 Salı

Tiyatro AŞHK'ın Türkiye Çıkartması : Tatminkar Ödül

Tiyatro AŞHK 2012 yılında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin başkenti Lefkoşa’da kurulmuş. Topluluğun ilk oyunu “Hüseyin Köroğlu ile IŞIĞA YÜRÜTEN ADAM” olmuş. Topluluğun ikinci oyunu Tatminkar Ödül 30 Eylül 2014 tarihinde Kıbrıs Tiyatro Festivali’nde seyirci ile buluşmuş.  İstanbul ‘da 21 Ekim 2014 tarihinde ilk kez oynandı. Oyunun yazarı Carole Fréchette, Ece Okay tercüme etmiş, Hüseyin Köroğlu yönetmiş, Şenay Saçbüker ve Hüseyin Köroğlu oynuyor. Oyunun konusu :  ‘Zengin bir kadın, kendisini etkileyecek, hislendirecek, cezb edecek bir erkek aramaktadır. Kazanana tatminkar ödül vaat etmektedir.’ Bir adam gelir..

Carole Fréchette(1949) Montreal doğumlu Kanadalı bir yazar. Politik ve feminist tiyatroyla ilgilenmiş. Feminist bir tiyatro grubuna katılmış. 1980 yılında gruptan ayrıldıktan sonra tek başına çalışmaya başlamış, yazdığı oyunlar beğenilmiş, çeşitli  ödüller almış.  2002 yılına ait olan Tatminkar Ödül ismiyle oynanan  oyunun özgün adı ‘Jean et Béatrice ‘ . (wiki) Oyunu  Ece Okay 2007 yılında ‘Ödül’ ismiyle tercüme etmiş ve oyunu  Tiyatro Liman’da yönetmiş. Oyun yakında kitap olarak çıkacak.

Yazarın feminist yanını ‘bir erkeği sevince’ diye başlayan cümlelerde bulmak mümkün. Yazar modern dünyanın kadınlara verdiği görevin klişelerinden haz etmediğini dolaylı olarak vurguluyor. Kadın toplumdan uzaklaştırılmış, yalnızlaştırılmış. Hayata çok uzaktan  bakıyor. Kendini  (rüyalarına) kapatmış. Bir enkaz içinde hapsedilmiş demek de mümkün. Yazar, ‘erkek toplum’un, kadına nasıl davrandığını biliyor. Kadının ezilmesinin nasıl bıçaklı ellere neden olduğunun  farkında. Bıçaklı el doğuran kadın bir kısır döngünün ifadesi. Toplumsal yapı sorumlu, bu kısır döngüden. 

Toplumlarda kadınlar onlar için kurulan cümlelerle onlara tayin edilen rolü oynamaya zorlanıyor. Kadınlar toplumdan uzakta (‘bir gökdelenin 33.katında’ topluma uzaktan bakarak) yarattıkları yalnızlık içinde susamışlıklarını çeşitli oyunlarla gidermeye mahkûm oluyorlar. Oyunun erkek kahramanları ise bir mücadele modeli olarak hayatlarını ödüller üzerine kuruyorlar. Her iki taraf için de sonuç mutsuzluk oluyor.  Oyun bana İngmar Bergman’ın ‘Scenes from a Marriage’(1973) isimli tv serisini anımsattı.  Son bölümde erkeğin kendi hayatını yaşama isteği ve kadının içine düştüğü panik anlatılıyordu. Erkeğin ‘kaçma’ kadının ‘koruma’ istekleri hep var(olacak) anlaşılan.

Tatminkar Ödül’ün ilginç bir metni var. Metaforları düşünmenizi, sonlara doğru kadının adamın ateşine baktığı sahneden sonrasını dikkatle seyretmenizi öneririm.  O sahne oyunun başı  mıdır? Oyun içinde oyun mu oynanıyor? Oyunun sonu başına bağlanıyor olabilir mi? Bu bir rüya mı? Her ne ise ama yazarın oluşturduğu   metnin dengesi çok sağlam ve iyi hesaplanmış. Oyuna katılan bir sepet elma ile yazarın ufkunu anlamak mümkün.  Yönetmen  de bu metni, bazı  cevapları seyirciye bırakarak ince bir yorumla sahnelemiş.

Yönetmen ve dramaturg iş birliği ile bazı değişiklikler yapılmış. Kapı anahtarının elektronik olması, kapının uzaktan kumanda ile açılması , bıçak yerine tabanca kullanılması  ufak  değişikliklerden sayılır. (Terk edilmiş bir gökdelende klasik anahtar,  anahtarın atılması bence daha uygun ama) Yukarıda bahsettiğim son sahnenin yorumunda  farklı okumalara açık metnin bu hâliyle yorumlanması  ise bence metnin üzerinde iyi düşünüldüğünün  bir göstergesi. Aynı şekilde sahnedeki -ikisi büyük olmak üzere- su şişeleri, yarısı yenmiş elma(ELMA!) koçanları  da metnin yorumunun tasarımda tamamlayıcısı. Oyun sonunda büyüyen gölgeleri beğendim. Koreografi, efekt tasarımı ve ışık tasarımı bir ekip çalışmasının ortak anlayışı içinde.

Sahneleme ile ilgili zihnimde soru işaretleri yaratan bazı hususlara dokunmadan geçmek istemiyorum. Sahne önünde gerili olan tel oyun boyunca keşke olmasa dediğim bir şeydi. Gerekli ama sahneyi bölüyordu. Béatrice’in ön oyunu bana uzun geldi. İtalyan aryaların ‘acı’sının seyirciye geçtiği hususunda kuşkularım var. Bu daha ziyade huzurlu bir atmosfer tesiri yapıyor. Kadının, çalınan kapı zili ile birlikte son hazırlıklarını  yapmasını  tercih ederim.      

Uzun bir süredir başarılı oyunculukları ile beni keyiften dört köşe yapan bir ikili seyretmemiştim. Şenay Saçbüker ile Hüseyin Köroğlu’nun oyunculukları bana bu keyfi yaşattı. Metin, kadının tepkilerine daha çok bağlı.  Bu nedenle kadın oyuncunun yorumu, oyunun başarısında daha etkili diye düşünüyorum. Şenay Saçbüker karakteri yorumlarken renkli, ince  oyunculuğu ile sanki birazcık önde gibi duruyor. Ben her iki oyuncunun da hakça bir değerlendirme ile oyunculuk ödüllerine aday olmaları gerektiğini düşünüyorum. 

Tatminkar Ödül, iyi sahnelenmiş , başarıyla oynanan bir oyun.Oyundan çıktığımda ‘tiyatro gibi tiyatro’ dedim kendime.

Tiyatro AŞHK, afiş tasarımı, kurumsal iletişimi ve sahnesine kadar titiz bir çalışmanın, tiyatroya saygı ve sevginin güzel bir örneği. Yolu açık, kalıcı, alkışı  ve bereketi bol olsun. 

Melih Anık

Not: Keşke bütün 'çıkartma'lar hep böyle sanatla dolu olsa..


Künye:
Yazan: CAROLE FRECHETTE
Çeviren: ECE OKAY
Yöneten: HÜSEYİN KÖROĞLU
Dramaturgi: DİLEK TEKİNTAŞ
Sahne Tasarımı: HÜSEYİN KÖROĞLU
Koreografi: ÖZGE MİDİLLİ
Efekt Tasarım : ERSİN AŞAR
Işık Tasarım: CENGİZ ÖZDEMİR
Afiş: DİDEM İNCESAĞIR
Oyuncular: ŞENAY SAÇBÜKER, HÜSEYİN KÖROĞLU
Yönetmen Yardımcısı: ARDA ALPKIRAY
Asistan: ALARA KÖROĞLU

Fotoğraflar: ÖZGÜR COBUTOĞLU

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme