19 Ekim 2014 Pazar

Tiyatro-Dor’un III.Richard’ı (Shakespeare) Farklı

Tarih
1483-1485 yılları arasında kral olan III.Richard İngiltere’nin ‘Plantagenet’ Krallarının sonuncusudur. Naipliğini yaptığı  V.Edward’ın yerine geçmiş, yerini  (istemeye istemeye)  Tudorların kurucusu VII.Henry’e bırakmış. VII.Henry (Tudor), III. Richard'ı 22 Ağustos 1485'te Bosworth Field Çarpışması'nda yenerek öldürmüş. Bosworth Field Çarpışması, Güller Savaşı’nın sonu. Güller Savaşı,  İngiliz tarihinde 1455-1485 yılları arasında gerçekleşen iç savaştır. Savaşa bu adın verilmesinin nedeni, savaşa neden olan York Hanedanının armasının beyaz gül, Lancaster Hanedanının armasının üzerinde ise kırmızı gül olmasıdır.(Wikipedi)
Oyun
Shakespeare oyunu 1592-93 tarihlerinde yazmış.  O tarihlerde İngiltere, Tudor sülalesinden Kraliçe I.Elizabeth’in  hükmü altındadır. Shakespeare’in kaynağı,  Tudor propagandası yapan Thomas More’un(1478-1535)  ‘The History of King Richard III’ isimli kitabıdır. Shakespeare çok temkinli bir adamdır.  Christopher Marlowe’un 29 yaşında sır ölümü ile Thomas Kyd’in düşüşünü ve  tüm parmakları kırılmış ölüsünü hiçbir zaman unutmamıştır. Bu nedenle Tudorların yendiği III. Richard’a Tudor hükmü altında bakışında, içinden geçtiği tarihin  önemli olduğu söylenir. Belki de III.Richard’ın anti-kahraman oluşunun nedeni budur. Belki de Shakespeare’in III.Richard’ı hem bedenen hem de ruhen bu kadar çirkin yapmasının nedeni odur. Shakespeare I.Elizabeth'i üzmek istememiştir. Aslında üzmeye cesareti de yoktur.

Oyun IV. Edward ın ölümü (1483) ile başlar, V. Edward’ın kısa krallığını(1483 Nisan- Haziran) geçer; oyun başında Gloucester Dükü sonunda III.Richard ismi ile kral olan kahramanımızın  1485 Ağustos’unda  Bosworth Field Çarpışması sırasında ölümü ve VII.Henry’nin kral olmasıyla biter. III.Richard Shakespeare’in daha önce yazdığı VI.Henry oyununda(1589-1590) Gloucester Dükü olarak arz-ı endam etmiştir.   

Shakespeare’in korkusu belki de onu aşırıya sürüklemiş olabilir. III.Richard’ı  sahneye çıkarırken her olanağı kullanmıştır. Shakespeare III.Richard’ında ‘dil’ çok önemlidir. Zira III.Richard, ortama ve duruma göre amacına ulaşmasını sağlayacak en uygun dili bulur ve kullanır. Kimi zaman ikna için kimi zaman tehdit ve sindirme için. Kolaylıkla yalan söyler. Oyunda pek çok kez geçen yaban domuzu III.Richard’ın sembolüdür. Ehlileştirilemeyen ve şiddeti kontrol edilemeyen bir hayvandır. Döneminin seyircileri için algısı çok kuvvetlidir.  Doğa üstü olaylar, rüyalar oyunda çok önemli bir yer tutar. Savaştan bir gece önce ortaya çıkan hayaletlerin pençesinde  içindeki kötülüğü ve korkusunu  dışa vurur. Rüyalar karakterlerin iç dünyasını korkuları öne çıkarırken III.Richard da tanıtılmış olur. Hatta nedamet getirir gibidir. III.Richard Shakespeare’in en kanlı oyunlarından biridir. Şiddet en önemli ögedir.  III.Richard acımasızdır. Hedefine varmak için gözünü kırpmadan öldürtür.

Yukarıda belirttiğim hususlar dikkate alındığında  III.Richard’ı tarihsel gerçekliği olan  bir oyun gibi seyretmemek gerekir. Zaten bugün dünyada III.Richard’ı aklamaya çalışan bir takım toplum örgütleri de vardır.  Bu ışığın aydınlattığı III.Richard’a bir de Tiyatro-Dor’un penceresinden bakalım. Yönetmenin rejisi size ne yapmak istendiğini ortaya koyacaktır.





Yönetmen Murat Şen’in Rejisinden Anladığım
Murat Şen’in yapmayı hedeflediği şeyleri şöyle anladım: Shakespeare’in ikinci en uzun oyunu olan III.Richard’ı kısaltmak, olay akışına öncelik vererek akışı hızlandırmak. Seyircinin İngiltere’nin tarihi içinde kaybolmasını önlemek, oyunla vermek istediği mesajı  anlamasını  temin etmek. Yalın bir ifade ile  basitleşmeden anlatmak. ‘Shakespeare zor anlaşılır’ algısını kırmak. Mesajı masalsı bir söylem ile vermek. Ayrıntılarda kaybolmadan ama ayrıntılara hassasiyet göstererek  ‘bu çağda Shakespeare oyunu nasıl olmalı’yı örneklemek.  Tarihi gerçeklikten ziyade önündeki engelleri ortadan kaldırarak  her şey mubah anlayışıyla iktidara giden hırslı bir adamın portresini çizmek. Bunu yaparken de III.Richard’a  boyun eğen çevresini vurgulamak. Eninde sonunda da tiranlar da bir gün ölecektir demek. Tiyatro-Dor’un ifadesi ise şu: Oyun,  ‘şaibeli adli ve mali soruşturmaların gündemimizi işgal ettiği bugünlerde dikkat çekici bir bakış açısı sunuyor.

Yönetmenin düşüncelerini sahneye aktarırken yaptıkları da şunlar:
 Oyuna bir ön oyun eklemiş. ‘1001 Gece Masalları’nı çağrıştırıyor. Bir dans eşliğinde sunuluyor bu giriş.( Sanıyorum kaynağı şu replik:"Savaş toplantılarımız cümbüşlere,korkunç adımlarımız yumuşak rakslara döndü" III.Richard)

Masal İbrahim Peygamber’in oğlu İsmail’i kurban edişi hikâyesine bağlanmış. Oyunun sonunda, başta açılan parantez  kapatılarak  insanların nasıl ‘kahraman’lar yarattıklarına dokunuluyor.(‘Canımız başımıza feda olsun’) Bir anlamda kahramanları(ve de tiranları) yaratanın halk olduğu vurgulanıyor. III.Richard’ın tiradındaki ‘Savaş çığlıklarımızın yerini eğlenceli toplantılar aldı’ repliği ile  maskeli baloya geçiş yapılırken oyuna giriliyor. Bu sahne  ‘yalan dünya’yı ortaya koyuyor.  İki sahnenin düşünsel düzeyini beğendim ama  uzun olduğunu düşünüyorum. Oyuncuların ön oyunu, seyircilerin arasından seyretmesi de epik bir öge. ‘Bizler oyuncuyuz’

Genel olarak şunu söylemeliyim. Murat Şen, Shakespeare oyununu akıcı ve anlaşılır  kılmak adına metinde değişiklikler yapmış. Kendi metnini oluşturmuş. Başkalarının eserlerini kullanan Shakespeare bunu anlayışla karşılar sanırım. Murat Şen olayları III.Richard'a anlattırarak süreklilik sağlamış. Shakespeare'i klâsik hâliyle sevenlerin memnun kalmayacağını sanıyorum. Zira tiradların tadı kaçmış. Ancak Shakespeare'i sıkıcı bulan bir yeni neslin var olduğunu da unutmamak gerek. Ben yapsam bu yolu seçerdim ama tiratları bu kadar kısaltır mıydım emin değilim.      

Oyunda iktidar savaşı , satranç oyununa bağlanmış. Bu nedenle dekorda satranç oyununun  kale, şah, fil ve at taşları  kullanılmış. Bu dörtlünün yerleşimi ve renkleri aynı zamanda bir perde oluşturduğu  için resim, fotoğraf ve videolar onun üzerine aksettirilmiş. (En son sahnede öndeki kalabalık arka tarafı kapatıyor.) Birdenbire savaş sahnelerinde yansıtılan satranç tahtasının daha önce bir hazırlığı olmalı diye düşünüyorum. Örneğin sahneye satranç tahtasının  yansıtılması gibi. Şah taşı üzerine kilise vitrayı  yansıtılarak  kurulan kilise bağlantısı  güzel bir düşünce. Satranç taşları üstüne III.Richard’ın öldürdükleri kişilerin resimlerinin yansıtılması da güzel. Böylelikle III.Richard’ın iktidar uğruna taşlarını bir bir feda ederek ‘Pirus zaferi’ne yürüdüğü iması yapılmış.

Kostümler titiz bir seçim yapıldığını gösteriyor. Çağdaş kostümler, karakterleri hemen seyirci algısına yerleştiriyor. Saat, tabanca, cep telefonunun kullanımı da oyunu bugüne getiriyor.

 III.Richard bedensel kusurlu  biri. Kamburlu, bir kolu ve bacağının sakat olduğu söyleniyor. Bulunan iskeletinde omurgasının kıvrık olduğu görülüyor.  Murat Şen bu özelliği öne çıkararak oynuyor. Bedensel deformasyonun  III.Richard’ın karakter deformasyonuna bağlanması , kötülüğün dışa vurumu olarak yansıtılması oyunla ilgili yerleşmiş bir algı. Tiyatro-Dor’un sahnelemesinde III.Richard’ın çevresindeki herkes de bir türlü sakat. Kimi sekiyor, kiminin kamburu var, kiminin boynu eğri, kimi ellerini kullanamıyor. İyi bir fikir.  Zira bu III.Richard, yanındakileri de kendine benzetiyor ya da benzemeye zorluyor. Ancak benim önerim III.Richard dışındaki karakterlerin onun yanında onun gibi olmaları ama yalnız kaldıklarında sakatlıklarından sıyrılmaları. Onun yanında olanların  III.Richard’ın egemenlik alanından çıktıklarında kendileri olduklarının gösterilmesinin bana daha doğru geldiğini söylemek isterim. III.Richard’ın yerine geçen Richmond’un da sekmesi  'iktidar sakatlar' mesajı mıdır bilmiyorum?  Annenin evlâdına ağlayışı sırasında ölen çocuk fotoğraflarının yansıtılmasını çok gerekli bulmadım ama tiyatronun 'hatırlatma' görevini düşünerek karşı da çıkmam.  Zaman akışının iç anonslarla verilmesi,  Richmond’un III.Richard’ın kırmızı ceketi renginde yelek giymesi ayrıntılarda dikkati gösteriyor. Oyunun en meşhur repliğinin (‘Bir ata krallığım’) satranç atına bağlanması da değişik bir yorum.Oyunun duruşuna uygun buldum. Murat Şen, savaşı da kılıçsız vermiş zaten. Tiratlar kılıç yerine kullanılmış.  Tümüne katılmıyor olsam da oyunla ilgili uzun uzun düşünülmüş ve çalışılmış olmasına çok değer veriyorum. Oyunun iki afişinden (afiş tasarımı: Irmak Susup)  birinin Kevin Spacey’in III.Richard’ından esinlenmiş olmasını ise sevdiğimi söyleyemem.

Oyun sırasında tuttuğum notlara baktığımda başlarda bir yerde ‘radyo tiyatrosu’ diye yazmışım. Gerçekten de arada kullanılan müziklerle de desteklenen tüm oyunun bir radyo tiyatrosu mantığında kurgulanması bir tesadüf mü yoksa oyuncuların pek çoğunun seslendirme kökenli olmasından mı  ileri geliyor?   Özellikle ön oyun bittikten sonra  oyunu bir süre gözlerim kapalı  kulağımla  seyrettim. Size de öneririm. Çok keyifli. Türkçe çok güzel bir tonlama ile konuşuluyor. Yaratılan bu nostaljik duygu belki 'seslendirmeye' bir saygı duruşu..

Oyun dergisi yoktu, internet sayfasında da kimin hangi rolü oynadığını bulamadım. Bu uygulamayı sevmiyorum. Daha az tanınanlara haksızlık yapılıyormuş gibi geliyor. Oyunculuğunu beğenmediğim kimse olmadı.

Oyunun dekor ve  kostümü(Sahra Kınay) oyunun reji anlayışı ile uyum içinde, temiz, titiz. Kostümler karakterlerin kolay algılanmasını sağlıyor. Murat Şen’in -başka bir isim verilmediğine göre-  hanesine yazılacak olan dramaturjisi, rejisi ve oyunculuğu ile birlikte oyunun dekor ve kostümünün de ödüllerde kendisinden bahsettirecek bir yer bulacağını düşünüyorum.

Seçilen müzikler güzel ama dağınık geldi bana. Derlemenin sorumlusu da  bilinmiyor. Murat Şen’e yazalım. Türk Marşı ile bitişi ise anladım da anlamadım.

Işık( Erkan Kalkan ) ihtiyacı karşılıyor ama özel değil.

Tiyatro-Dor’un III.Richard’ı Shakespeare oyununun çağdaş sahnelemesine iyi bir örnek çalışma. Örnek görmek isteyenlere, gençlere, Shakespeare’i şimdiye kadar ‘ağır ve anlaşılmaz bulanlara’ ve her şeye rağmen 'klâsik Shakespeare' sevenlere tavsiye ediyorum.

Melih Anık

Künye:
 III. RICHARD

YÖNETMEN: Murat Şen
ÇEVİRMEN: Berna Moran
SAHNE VE KOSTÜM TASARIMI: H.Sahra Kınay
IŞIK TASARIMI: Erkan Kalkan
AFİŞ TASARIMI: Irmak Susup
YÖNETMEN YARDIMCISI: Sebahat Demirhas
OYNAYANLAR: Umut Aksoy, Ekin Tekelioğlu, Murat Şen, Yaşar Kemal Habiboğlu, Murat İlgar, İsmail Yıldız, Suzan Acun, Mustafa Çolakoğlu, Füsun Özgeç, Ziya Çiçek, Erkan Kalkan, Zehra Erkuş

Kaynak

III.Richard – (Çeviren: Özdemir Nutku)  Türkiye İş Bankası yayını)
Kral III.Richard(Türkçesi:Ali H.Neyzi) Mitos-Boyut
VI.Henry (Çeviren: Hamit Çalışkan) İmge Kitabevi
Shakespeare ve Hamlet (Mîna Urgan) Yapı Kredi Yayınları
Peirui Su, "Method Acting and Pacino's Looking for Richard" page 2 of 8
CLCWeb: Comparative Literature and Culture 6.1 (2004): http://docs.lib.purdue.edu/clcweb/vol6/iss1/9
Richard III: Victim or Monster? By Harold Bloom


Görseller:

İskelet fotoğrafı: http://www.abc.net.au/news/2013-02-04/researchers-confirm-skeleton-is-that-of-richard-iii/4500598
III.Richard portresi(16.yy) : http://en.wikipedia.org/wiki/Richard_III_of_England


1 yorum:

  1. Sonradan eklediğim için yorum olarak yazdım:
    Propeller'dan seyrettiğim III.Richard kan akıtan, korku salan sertlikte idi. Vahşetin kokusu sahneden taşıyordu demek mümkün.
    Tiyatro-Dor Shakespeare'in kanlı bir oyunu olmasına rağmen şiddet sahnelerini çok abartmamış.Zaten şiddet içinde yaşayan bir topluma şiddeti anlatmak tuhaf gelmiş olabilir.

    YanıtlayınSil