23 Haziran 2014 Pazartesi

Sezon Sonunda Tatlı Niyetine: Propeller’ın Shakespeare’leri (19. İstanbul Tiyatro Festivali)

Çeşitli festivallerle tiyatro, ülkemin büyük şehirlerinde dört mevsim devam ediyor ama artık sezon sonuna geldik. Eminim ki şu sıralarda Ekim’de başlayacak yeni sezonun hazırlıkları başlamıştır bile. Tiyatro yazılarının da sezonu var.  Ben geçen sezon seyrettiğim halde içimden yazmak gelmeyen oyunları bir kenara koyarak bu sezonu Propeller’dan bahsederek bitirmek istiyorum. Her ne kadar ana yemek pek de iyi olmadı ama  Propeller’ın Shakespeare’lerinden bahsederek sezonu tatlı bitireyim istedim.

Propeller iki oyunla geldi 19.İstanbul Tiyatro Festivali’ne. Bence Festival’i akılda kalıcı yapan iki oyun sundu: Bir Yaz Gecesi Rüyası ve Yanlışlıklar Komedyası. Bilet fiyatlarının çok pahalı olduğunu bir kez daha vurgulayarak, oyunları görmemi sağlayan İKSV yönetimine teşekkür etmeden geçmemem gerekiyor.

Festivallerde gelip geçen oyunlar hakkında yazılan yazıların(eleştirilerin) farklı olması gerektiğini düşünüyorum. Belki de uzun süre bir daha karşılaşmayacağımız bir topluluğun meslek görgüsü, terbiyesi, ahlâkı üzerine geride bıraktıklarından dersler çıkarmaya daha çok önem veriyorum. Bu nedenle oyunlar hakkında özel şeyler söylemek yerine genelden çıkarılacak dersler üzerinde durmanın daha iyi olacağına inanıyorum.


 Yanlışlıklar Komedyası'ndan(Fotoğraf : Melih Anık)


 Propeller tümü erkeklerden oluşan, Shakespeare oyunları oynayan  İngiliz topluluk. Kadın rollerini de erkekler oynuyor. Seyirci ilk anda şaşırıyor garipsiyor ama oyuncuların ciddiyeti karşısında kısa bir süre içinde sahnede ‘rolleri’ görmeye başlıyor. Bunu çok önemsiyorum. Tiyatroda sözü edilen onlarca tür içinde bu tiyatronun özünü özetliyor. Oyuncular, kadın taklidi yapmıyor, ‘kadın’ oluyorlar. Topluluğun yönetmeni ‘Oyuncu kendisi olmayan birini oynar’ demiş. Erkek oyuncu da kadın olarak kendisi olmayan birini oynuyor. Aynı anlayışı Oscar Wilde’ın oyununda seyrettiğim Brian Bedford’da görmüştüm, En İyi ERKEK Oyuncu dalında Tony Ödülleri’ne aday olmuş, Lady Bracknell rolünü oynuyordu. Siz onu ‘rol’ olarak  kabul ediyorsunuz. Bizde kadın rollerine çıkan oyuncularda genellikle alaycı bir ifade var ve bu seyirci tarafından hemen algılanıyor. Propeller sanırım bu hususta tiyatrocularımıza ve seyircimize bir şey öğretmiş olmalıdır.



Bir Yaz Gecesi Rüyası'ndan(Fotoğraf : Melih Anık)

Propeller’ın oyuncuları fizik olarak ‘fit’. Hepsi müzikle ilgili (çoğu enstrüman çalıyor, şarkı söylüyor, ritm duygusu var).  Hepsi dans edebiliyor. Bu sahnelenen oyunda ekip ruhunu öne çıkarıyor.  Anlaşılır bir İngilizce konuşuyorlar.   Seyirci ile ilişkileri çok samimi, seyircinin kalbini kazanabiliyor. Sahneden sataşarak oyuna dahil ettikleri seyirciye oyun arasında yaklaşıp özür diliyorlar.  Biri bir seyircinin ismini öğreniyor,  diğeri punduna getirip o seyirciye ismiyle hitap ederek serenat yapıyor; sahne ile salonu çok samimi duygularla birbirine bağlıyor.  Klâsik sayılabilecek oyunculuklarla oyunu sunuyor ama mükemmel doğaçlama yapabiliyorlar. İstanbul gösterilerinde oyun başında seyirci arasında dolaşıp, öğrendikleri Türkçe sözcüklerle seyirci ile ilişki kurdular; hatta oyun içinde de Türkçe sözcükler kullandılar; oyun arasında seyirci arasına katılıp fuayede mükemmel müzik yaptılar.  Boston’da seyrettiğim oyunda (III.Richard) oyun arasında tüm salon ve balkona dağılarak oyunu sürdürmüşler ve seyirciyi ‘tehdit’li(?) bir dille ikna etmeye çalışmışlar ikinci perdede, oyun  arasında yanlarında oturdukları seyircileri oyuna bir türlü katmışlardı.  

Propeller metni oynuyor. ‘Canım öyle istedi’ deyip herhangi bir tiradı alıp oyun başına/sonuna koymuyor. Ancak mizansene eklemeler yaparak ufak dokunuşlarla oyunun daha iyi anlaşılmasını, bugüne daha iyi getirilmesini sağlıyorlar. Bugünün algısını kullanarak oyunu güncelleştirme hedefindeler. Bu dokunuşun şekli bir şarkı, pandoranın kutusu, mucizeci rahibin Pazar ayini olabiliyor.  Metinde olan bir karakteri ve durumu büyüterek yapıyorlar bunu.

Propeller oyunlarında dekor, oyunun ruhuna, özüne uygun malzemelerden oluşuyor. Bir Yaz Gecesi Rüyası’nda kullanılan tüller ve üzerlerine yansıtılan imgeler; ortadaki hayâl kutusu, yüzlerin beyaza boyanmış olması, kostüm renklerindeki uyum ve seçilen renklerin yumuşaklığı, replikleri güçlendiren canlı efektler  vb. hep o ‘rüya’ kelimesinin vurgulanması için seçilmiş. Oyundaki amatörlerce,  tiyatro sahnesinde yaratılan çok eğlenceli bir komedi vardı ki izahı çok zor. Yanlışlıklar Komedyası’nın Meksika atmosferinde kurgulanması, karmaşık karakterlerinin tanıtımı, replik ve jestlere ‘giydirilen’ ses ve efektlerin oyuna kattığı anlatım biçimi hayranlık uyandırıcı. Şu açık ve kesin ki Propeller, ‘anlatmayı’ ama ‘sade ve yalın anlatımı’ tercih etmiş. Yönetmenin söyleminde ve de oyuncuların var oluşlarında üstten bakan bir duruş yok. Anlıyorsunuz ki Shakespeare yönetmek, oynamak ile yöneten ve oynayan ‘kasılmıyor’. ‘Cambaz’lığa kalkışmayan alçak gönüllü ama 'büyük' bir sahneleme ile karşı karşıyasınız. Bu yazara olan saygının da bir ifadesi. Ben kendinin ne kadar zeki olduğunu ortaya koymaya çalışan yönetmenlerden  ne Shakespeare oyunları gördüm, yaptıkları sirk gösterisinden öteye geçemedi. Propeller bu açıdan hayran olunacak bir şey yapıyor. İnşallah ders alınmıştır. Shakespeare’i Propeller’dan seyreden seyirci, artık ‘cambaz’ tiyatroculara aldanmayacaktır eminim. Bu kadarı az mıdır?

Gene gel Propeller..

Melih Anık       

Propeller için bu adrese bakabilirsiniz:

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme