6 Ocak 2014 Pazartesi

Kötü Karakter İyi Rol : Aktör Kean

Aktör Kean çok katmanlı bir metne sahip bir oyun.  Ben şöyle gördüm:

Yazar(Raymund FitzSimons) kendini anlatan Aktör Kean’i anlatmış. Yani Aktör Kean aslında anlatırken anlatılmış.

Piyes içinde birden fazla Kean var: Yurttaş Kean, Aktör Kean, Shakespeare karakterlerinin “hizmetinde olan” Kean.

Bunların da iki safhası var: Yükseliş dönemi ve düşüş dönemi.

Kean’i oynayan aktör piyes içinde Shakespeare karakterlerini  nasıl canlandırsın? Yükseliş dönemine göre mi düşüş dönemine göre mi? Oyuncu kendi eğitiminden gelen kafasındaki Shakespeare karakterlerini mi oynasın yoksa Aktör Kean’e yakıştırdığı gibi mi?  Yoksa seyircinin bildiği gibi mi?

Metindeki Aktör Kean kendini Shakespeare tiratlarıyla mı ortaya koyuyor? Yazarın bize göstermek istediği bu mu? Öyleyse karakterlerin Aktör Kean’e uyan replikleri seçilmiş mi demeliyim? Aktör Kean’in kötü şöhreti esas alınmış ona uyan replikler de seçilmiş(sanki). Oyunda bunu nasıl anlamamız gerekir?  Bu,  Kean’in önlenemez tutkusunun doğal bir sonucu mu yoksa kendini özdeşleştirmiş olmanın bir sonucu mu? Yazarın hayâlinin yansıması mı? Bir başka anlatımla Mr.Kean,  Aktör Kean’i mi oynuyor? Oyuncu ne zaman Mr.Kean ne zaman Aktör Kean? Yönetmen ne düşünmüş?

Elbette yukarıda benim sorduğum  sorulardan çok daha fazlasını yönetmen(Tolga Yeter) ve oyuncu(Eraslan Sağlam) sormuştur. Zira 2 yönetmen ve 2 hoca ve 2 oyuncu var karşımızda .  Ben  sorduğum sorularımın cevaplarını ararım. Ben buna “gözlemek” demem. Zira “gözleyerek” sadece olanları görürsünüz. Oysa daha ileri gidip nedenleri niçinleri üzerinde durmak, düşünmek gerekir. Aksi halde “kaydeden” bir “tape”den başka  ne işe yarar yazarlık(eleştirmenlik)?Ayrıca ben,  bir metin ve de sahnelemeden bir tartışma penceresi açılsın isterim.(Bizde olmaz ya..)

Eraslan Sağlam’ın Aktör Kean yorumundan sorularımın cevaplarını alamadım. Kimi zaman birini kimi zaman diğerini gördüm ama gördüğüm “karışık”tı. Birinci ve ikinci  perdelerin  açılışlarındaki “gösterilen” Aktör Kean’ler perdelerin farklı olacağını hissettirdi bana ama sahnede farkları göremedim. Birinci perde yükseliş ikinci perde düşüş desem  oyun boyunca tutkuyla savrulan aynı Kean’di karşımdaki.  (Ben yükseliş sırasındaki Hamlet icrası ile düşüş sırasındaki Hamlet icralarının farklı olmasını isterdim.) Eraslan Sağlam’ın Aktör Kean’i, haklılığını seyirciye onaylatmak isteyen biri gibi(sanki o Aktör Kean olmuş.). Her gece yapıyor mu ama seyirci ile göz göze diz dize, seyirciyi iterek çekerek  enerjisini geçirmek(boşaltmak) istiyor gibiydi. O anlarda oyuncu, oyunu ile kafasındaki Aktör Kean’i göstermeye çalıştı(mı?) Oyuncu Aktör Kean’in saldırganlığını göstermek istiyor(mu desem?) Ama “Kimse yanıma yaklaşmayacak” diyen Kean için bu “yakınlaşma” çok fazla. O zaman bu, Aktör Kean değil taklidi. Öyleyse sahnede de öyle olsun. Bence sorun bu noktada. Eraslan Sağlam, Aktör Kean mi olmak istiyor Aktör Kean’i anlatmak mı istiyor? Anlatmak, göstermek istiyorsa iki perde arasında neden sahnede oyunu devam ettiriyor, kendini Aktör Kean, biz seyircileri Aktör Kean’in seyircileri yaparak? Aktör Kean vakasını anlamamız değil, onun peşinde sürüklenmemiz amaçlanmış sanki. Oyunculuğun çekici gücü öne çıkarılmış. O zaman duygu aklın önünü kapatıyor. Oyun boyunca sürekli devam eden yüksek ve öfkeli ses bir durağanlık veriyor oyuna. Seyirci(yani ben) bir süreden sonra ışık görmüş tavşan gibi şoka girmiş hissediyor, ta ki oyuncu gelip fiziksel olarak sarsana kadar.

Aktör Kean kemendi kendi boynuna geçirecek biri değil gibi gösterildi. Kemendi boynuna geçirmesi  yönetmenin kullandığı bir metafor; o, fırtınalı hayat tercihiyle Aktör Kean’in kendi sonunu kendinin hazırladığını ima ediyor ama bu anlatım, oyunun sahnelenme çizgisinden bir “dış bakış” olarak yansıyor mu? Hayır.  Sahnelemelerde bu tür seçimleri çok görüyorum. Yönetmen kendini nereye koyacağını şaşırıyor sanki.

Sahnelenmeden yansıyan Aktör Kean’in “adı çıkmış dokuza inmez sekize” gibi bir durum var. FAZLA kötü. Ama Aktör Kean de insan değil mi? Kötü hep kötü müdür?  Sahnelenen Aktör Kean’e biraz şefkat gösterin lütfen.. Kaçırmadıysam Aktör Kean’in replikleri içinde “insan” var zaten.  Onları biraz öne çıkarmak hem oyunu yumuşatacak hem de  dramatik gerilimi daha çok ortaya çıkaracak. Aktör Kean devamlı dışarıya höykürüyor.  Dursun içine baksın biraz, lütfen..Dünyayla “egeşen” insanlar bile iyiliği bilir, tiyatro da… (Örnek III.Richard)

Oyunda kullanılan -altında, arkasında metafor aradığım- nesnelerin “boş” seçimler olduğunu gördüm. Yatak, cibinlik, örtü, perde, kutular,  gramofon, seçilen renkler, nesnelerin farklı yerlerde kullanılışı(yatak örtüsü, masa örtüsü, harmaniye, peştamal) arkasında düşünülmüş tercihler göremedim.Bir an için kutu kutu içinden çıkan gramofonla Aktör Kean’in sesi anlatılmak isteniyor diye düşündüm. Ama o kutu yığını araba oldu, kenara itildi. Yataktan çıktığı andan ayağından çıkarıp fırlattığı âna kadar taşıdığı biraz önce attan inmiş ya da biraz sonra ata binecekmiş hissi veren  bacak koruyucularının oyuna ne kattığı üzerinde hiçbir şey söyleyemiyorum. Birinci perde ile ikinci perde arasında gömlek renginin beyazdan siyaha dönmesi bize ikinci perdenin “karanlık” olduğunu anlattı ama o kadar. Zira biz birinci perdede gerilmiş ve bir karanlık içine düşmüştük zaten. Gömleğin beyaz olması yine bir yönetmen yorumu ama Aktör Kean’in umurunda değil, zira o hep “siyah”. Sahneleme renkler arasında yapılan bu büyük farkı göstermiyor. Aktör Kean’in siyah donunu çıkarıp içinden beyaz donun görünmesi beyazın çıplaklık olduğunu gösteriyor. (Yataktan da çıplak çıksa?) İyi de gömlek renklerine neden o kadar özenildi ? Aslında Aktör Kean çırılçıplak olmalıydı o sahnede,  çırılçıplakmış gibi yapıldı. Bizde olmaz mı? Bence de olmasın, zira tek olan metafor kırılması donla ilgili ve de renginde değil ki..

Bir başka sorun da oyunu farklı mekânlarda oynamaktan kaynaklanıyor sanırım. Aktör Kean, Hayâl Perdesi sahnesini bol bulmuş gibiydi. İtalyan sahne için kurulmuş mizansen Hayâl Perdesi’nin imkânlı salonunda şaşırıyor, oyuncuyu da şaşırtıyor(herhalde). Genellikle sahnenin uzun boyutuna  göre yatayda hazırlanmış mizansen sahneye dik bir mekâna doğru yayılırken mizansen zorlamaları göze batıyor. Sahneye dik geliş ve geri dönüşler, hareketli parçaların, aksesuarların öne doğru taşınması, sahnenin yeniden kurulması fazladan yapılan işlermiş gibi duruyor. Oyuncunun geri gidiş gibi görünen sahnenin solundaki perde arkasına gidişleri anlamsız görünüyor.  Bence Hayâl Perdesi’nde taşınan nesneleri oyun başlamadan önce sahnede kullanıldıkları yere getirmek çözüm olabilir; sahne trafiği bu yararsız gidiş gelişlerden kurtulur.

Oyunda Shakespeare’in oyunlarından  sahneler var. Bu oyunların icra edildikleri sahne yerleri belirsiz, gelişi güzel.  Sanki oyuncu nerede isterse orada onları icra edermiş gibi bir hâl var. Yeri belli(cibinliğin içi) gibi görünen Othello ve Desdamona’nın neden orada olduğunu anlamak,  Aktör Kean’in son sahnesinin cibinlik içinde olmasına bakınca “anlaşılmaz” oluyor. 

Oyunun bitmiş gibi olup da yeniden başladığı bir kaç an(biri, Timon’un sahneden çıkışı)  var. Bu anların kaldırılması gerekiyor. O anlarda kırılmalar yaşanıyor. Öte yandan oyuncu eğilmese oyunun bittiği anlaşılmayacak. Birinci perde sonunda da aynı tereddüt yaşatıldı.

Işık(İsmail Oğuz), müzik(direktör: Alican Kargın) ve ses “oyuncu” olmalı tek kişilik oyunlarda, şiir arkası fonu değil. Bu kostüm(Canan Göknil) bu sahnelenişe uygun. Her oyunun olduğu gibi bu oyunun da dekoru(Sibel Takla) var.

Aktör Kean, oyunculuğunu beğendiğim Eraslan Sağlam’ın yeni kurduğu tiyatrosunun(Tatavla)  ilk oyunu olarak kendince doğru bir seçim. Tek kişilik bir oyun, hafif, taşınabilir dekor, aynı dili konuşan yönetmen  ve oyuncu birlikteliği, sevilen oyuncu olmanın ve de sahnesi olan yönetmen avantajları.  Her şey uygun gibi.  Ben daha iyi bir sahneleme bekliyordum doğrusu.  Keşke öyle olsaydı.

Kafamdaki  şu sorunun cevabını bulamadım : “Bu oyunun içinde yaşadığımız Türkiye’de ve zamanımızın kavramsallığında yeri ne?”

Melih Anık

Not: Dikkat ederseniz ben Aktör Kean’in hayatından bahsetmedim. Gala’ya katılan davetlilerin övücü yazılarında, Aktör Kean üzerine çıkan  gazete haberlerinde, oyunun broşüründe fazla fazla var. Şu ana kadar tiyatro ile ilgili olanlar Aktör Kean’i tanımışlardır çoktan. Benim oyunu seçmemde o yazılar benim referansım olamazdı zaten. Oyunu gördüğüm için şikâyet etmiyorum. Kendim seçtim kendim seyrettim. Ben yazılmayanı yazmak istiyorum.

İsterseniz o yazılar aşağıda. Seç seç al..

http://www.tiyatronline.com/yazarlar/17/haber/4722/yasam-kaya-bir-ingiliz-aktorun-sahnelerde-yeniden-canlanmasi-
http://numanserteli.blogspot.com/2013/10/aktor-kean-olmak-ya-da-zirvede.html
http://asliberry.blogspot.com/2013/12/dun-aksam-yamanla-yoga-merkezinin-yeni.html

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme