19 Ekim 2010 Salı

İBB Şehir Tiyatroları - Arzunun(Onda Dokuzu) Dokuz Parçası / Dokuz Kadın

Heather Raffo, annesi Amerika’lı babası Irak’lı bir yazar ve oyuncu.  Irak’ın işgal edilmesi ile birlikte doğup büyüdüğü Amerika’da , Irak’lı tarafına sahip çıkmak zorunda kalmış olmalı ki  dışarıdan baktığı ülke(si) hakkında ismini daha önce yazılmış bir başka kitaptan aldığı tek kişilik oyunu yazmış ve 2003 yılında oynamış.

Kendisi ile yapılan bir söyleşide (http://video.google.com/videoplay?docid=-947501034711167216#) oyunu tek kişilik  olarak tasarlamasının esas nedenini eğer farklı kişiler tarafından oynanmış olsa seyircinin oyunu bir belgesel gibi algılayacağını ve taraf tutmaya başlayacağını düşündüğünü söylemiş. Amacı  bir rolde toplamış olduğu karakterlerin bütünü üzerinden ana mesajı vermekmiş.Ama yazının içinde de anlatacağım gibi “arzunun dokuz parçası”ndan dokuz kadın, dokuz arzu fikri ikna edici bir algı vermemektedir.

14 Ekim 2010 Perşembe

Tehlikeli İlişkiler - İstanbul BB Şehir Tiyatroları

İstanbul BB Şehir Tiyatroları’nda Tehlikeli İlişkiler (Choderlos de Laclos) sahneye çıktı.
İçinde yaşadığımız dünyadaki tehlikeli ilişkiler’i akıllara getiren bu eser, konu ile ilgisi zayıf olan seyirciyi hiç beklemediği yerden vurabilir  . Dünyanın en ücra köşesinde yaşayan kendi halinde biri bile herhalde bu tür ilişkilerin tehlikesini aklına getirmiyor artık. Her gün tvde karşısına çıkan , aklını, malını, sağlığını her türlü badireden sıyırmak ama sıyırtmamak için Ali’nin külahını Veli’ye giydirme peşinde, envai çeşit tehlikeli ilişkiden ilişki seçen dünyalının 18.yüzyılın dünyasında fırtınalar koparan modelde bir tehlikeli ilişkiye karnı tok.(”Biz nelerini gördük, bu da bir şey mi?”)

9 Ekim 2010 Cumartesi

Gaziantep BB Şehir Tiyatrosu ve Keşanlı Ali Destanı

Gittiğim yerlerde tiyatro ararım . Gaziantep’de  “tiyatro”yu buldum ve Gaziantep Büyükşehir Belediyesi(GBB) Şehir Tiyatrosu tarafından sahnelenen Keşanlı Ali Destanı’nı (Haldun Taner) seyrettim.

Oyun sonunda sertifikalarını alan gençlerin heyecanını gördüm , Genel Sanat Yönetmeni(GSY) Özgür Yüksel ile oyunun yönetmeni Abdullah Alparslan ile tiyatro üzerine söyleştik . Gaziantep’de tiyatronun nabzını hissettim , görüp dinlediklerim ile  araştırıp öğrendiklerimden tiyatro adına ümitlendim , paylaşmak istedim ,bu yazı ortaya çıktı.

4 Ekim 2010 Pazartesi

5. Yılında DOT ve Malafa

Dot , ilk kez  Ekim 2005 de seyirci ile buluştu , 2010 da 5. yılını tamamladı.

Başlangıcından bu yana Dot , örnek alınan, imrenilen, kıskanılan, yerilen  bir tiyatro oldu. Oyunlarından,  sadece tiyatro sütunlarında değil siyasi yazarların sütunlarında da bahsedildi. Özel ilgileri olmasa da elit bir kesim, oyunları ile ilgilendi. Dot’un estirdiği rüzgâr , tiyatromuzda yakından hissedildi. Başka girişimlere örnek oldu. Yaptığı tiyatro Dot adı ile özleşti. Genel bir değerlendirme ile , Dot’un , 5 yılda özel bir yere oturtulan tiyatro haline geldiğini söylemek yanlış olmaz.

Dot Takımı’nın kurucu ortakları , Murat Daltaban, Süha Bilal , Özlem Daltaban...
Dot’un Sanat Yönetmeni  Murat Daltaban ; prodüksiyon, yönetim ve tanıtım’ı Özlem Daltaban tarafından yapılmakta . Süha Bilal tiyatro seven bir iş adamı. Her biri kendi işlerinde başarılı olan bu üçlünün , tiyatroda doğru bir işletme modelini oluşturduğunu düşünüyorum.

24 Eylül 2010 Cuma

Evet ! “Kutsal”a Dokundu !

Hakkari ,Edirne, Diyarbakır veya  Van’dan ya da ülkemin İstanbul’a ve de  Oyun Atölyesi’ne uzak bir yerinden, çocuklarını annesine teslim edip , günlerce öncesinden biletini alıp  sırf  “ 7” yi seyretmek  için program yapan ve bu heyecanı içinde duyarak yola çıkan  bir tiyatro severin ,tiyatronun kapısında,  babası öldüğü için kendisine “ikram” edilen oyuncunun k..ı İle kalakalması nasıl bir durumdur?

Bir aile arası anlaşmazlığı çözmek için müştereken sevilen  oyuncuyu seyrederek öfkeyi yumuşatmak isteyen bir aile, tiyatro kapısında oyuncunun aklına ilk gelen “ikram”ı ile karşılaşsa;

Uzun sürmüş bir nekahatten çıkan biri  kapısına geldiği tiyatroda hiç beklemediği  “ikram”ı görse;

Zor geçmiş bir ameliyattan çıkan doktora  “ikram”ı paketleyip tiyatro kapısında verseler ;

Çok sevdiği bir varlığı kaybeden biri inzivadan çıktığı gün,  avunmak isteyip kapısına geldiği tiyatroda teselli beklerken o malũm “ikram”ı alsa ;

Verilen bir ödevi yapma ya da “büyümüş” olma heyecanı ile ilk kez gittiği tiyatro kapısında anlamadığı bir “ikram”ı bulsa bir genç kız ;

Evliliklerin,nişanların,buluşmaların yıl dönümleri ile doğum günlerinde tiyatroyu seçenler kapıda "o" "ikram" ile karşılansalar;

Ya da çok keyifli bir anın cilalanması için oyuncunun oyununda buluşmayı programlamış bir arkadaş grubu ,kapıda hiç de tercih etmeyecekleri bir “ikram” ile ağırlansalar ne olurdu acaba?


21 Eylül 2010 Salı

Tiyatrocunun Açmazı ve Maymunlaşma

Bir belgeselde izlemiştim. Ormana terk edilmiş çocuklar , bulunduklarında gözleri , kulakları yenmiş bir durumda , maymun gibi bedensel hareketler yapıyor,maymun gibi sesler çıkarıyordu. Ormana terk edilen çocukları bulan maymunlar ilk anın merakıyla  çocukları keşfederken (?)  talihsiz kazalar meydana geliyor daha sonra içgüdüsel bir şekilde  çocuklara sahip çıkıyor, onları büyütüyorlardı . Öğretmeni maymun olan insan, bir daha asla iflah olmuyor azıcık bir şey öğrense bile hayatının geri kalanını maymun olarak geçiriyordu.  

17 Eylül 2010 Cuma

Prag’da bir Tiyatro , AKM ve Emek Sineması

Prag’da eski şehrin meydanına  5 dakika uzakta  bir tiyatro var : “Estates Theatre” . Şehir haritasında  “Stavovské Divadlo” diye geçiyor.

O salonda Don Giovanni’yi seyrettiğimin ertesi günü tiyatroyu tanıtan bir tura katıldım. Binayı çatıdan bodruma gezdim. Üst kattaki Mozart salonunun penceresinden sokağa göz attım.  Gösteri salonuna  alıcı gözle bir daha baktım. Sahne altını inceledim , sofitaya göz gezdirdim.  Sokağın altından geçen tünelle  tiyatronun bağlandığı ve kullandığı eski bir konağı gezdim. Tesadüfen o sırada işçiler sahnede Don Giovanni  dekorunu söküp dışarıda bekleyen TIR’a taşıyorlardı. O gece bir başka salonda oynanacaktı Don Giovanni . Ertesi gün gene bu salona kurulacaktı dekor. Onların çektikleri ızdıraba tanık oldum.Meslek alışkanlığı ile zaten içeri girmeden önce binayı dışarıdan da incelemiştim.

Bina turunu tamamladıktan sonra beni gezdiren rehbere düşüncelerimi anlattım.