AKM’nin uzunca bir süredir kapalı olması gösteri sanatımızın belini bükmüştür. Bunun sadece İstanbul’u değil Türkiye’yi ilgilendiren bir konu olmasının farkında olunmaması Türkiye’yi ilgilendiren bir konu olmasının önemini daha da arttırmaktadır. Elbette dünya şehri olma iddiasındaki bir şehrin zaten fakir olan sanat alanında AKM’nin kapalı tutulması nedeniyle yediği darbe çok büyüktür ama Türkiye’nin AKM’siz kalmakla yediği darbenin sonuçları ilerideki yıllarda daha çok ortaya çıkacaktır. Sorunun, eskime gerekçesiyle çok daha modern olanın yapılacağı iddia edilerek AKM’nin yıkılıp yanındaki otoparkı da içine alan alanda yeniden inşa edilmesi ile ilgili görüş ayrılıklarından kaynaklandığı da her halde sır değildir. Karşı görüşlerin “toplumun iyiliği, yararı” söz konusu olduğunda bile uzlaşma yollarını bulamamaları, saptayamamaları, sorunun kendisinden daha da vahimdir.“Toplumun iyiliği ve yararı” üzerinde ortak bir temelin oluşturulamamış olması ve sanatın “toplumun iyiliği ve yararı” için gerekli olanlar listesinin en sonunda akla gelmesi hazindir. Esas olarak nesnel düşüncenin, bilimsel gerçeğin ve sanatın hayatımızın temeli olarak benimsenmemesi durumunda bu tür sorunlarla her zaman karşı karşıya kalacağız demektir ki bu sanat binası inşa etmek ya da yıktırmaktan çok daha önemlidir. AKM, bugün bir sanat binası olmaktan daha ziyade anlam içeren bir meseledir. Açılması ya da açılmamasının içerdiği anlamlar salonun kullanımından, yararından daha çok öne çıkmaktadır. Öte yandan ülkemizde “yıktırmamaya” yönelik olan kampanyalar, “yapmaya” yönelik olanlardan daha çoktur ve daha çok ses getirmektedir.