8 Kasım 2019 Cuma

Taies Farzan'dan Oyunculuk Resitali: Bir Kadın Hikayesi(Tiyatro Mydonoz)


Bir Kadın Hikayesi Tiyatro Mydonoz yapımı bir oyun. Tiyatro Mydonoz’un kendi cümleleriyle tanıtımı şöyle:
2010 Yılında Kurulan Tiyatro Mydonoz; 9 yıldır perdelerini açmaktadır. Bu süre içinde; Müsadenizle Deliriyorum, Boşananlar Kulübü,  Zoraki Kocala,  Hırsız,  Dem-i Devran Aşki Cennetin Çocukları “KERBELA”, Geleceğe Dönüş, Kayıp Masallar, Sihirli Kutunun Sırrı, Doğumdan Sonra Ölümden Önce Bir Kadın Hikayesi, Yokluğum, While in Hell (Cehennemdeyken), The Break Up Project (Ayrılık Projesi) Oyunları, Çeşitli İnsan Kaynakları Uyum ve İletişim Workshop çalışmaları, Mikro Mimik, Beden Dili Workshop ve seminerleri ile (2007/2009 arası Türk Telekom’da olmak üzere) var olmaya çalıştı.Turne tiyatrosu olan Tiyatro Mydonoz yurtiçi ve yurtdışı turneleriyle oldukça önemli kitlelere ulaştı…2019/2020 sezonunda Tiyatro Mydonoz 6 Oyunla sezonda seyircileri ile buluşacak.



Oyunun tek oyuncusu Taies Farzan’ı anlatmak için ayrı bir yazı yazmak gerekiyor. Bu yazı kapsamında özetleyeyim:
İran’da doğan Farzan ailesiyle 14 yaşında önce Türkiye’ye ardından Almanya’ya göç etmiş. İstanbul’da dans okulunda okumuş dans ve ses eğitimi almış. Farsça, Türkçe, Almanca, İngilizce ve Kürtçe konuşuyor. Pek çok sinema filminde oynamış, ödüller almış. Televizyon programları yapmış, dizilerde ve tiyatro oyunlarında oynamış. Farzan çok iyi bir oyuncu. Kısa süreler içinde mimikleri ile  yazdan kışa geçebiliyor. Mimiklerinde ilkbahar da var yaz da. Sesi ve tonlanması ile duyguları doğru aktarıyor. Bu özellikler  seyircinin sahneden kopmadan onu takip etmesini, anlattığı hikayenin peşine takılmasını sağlıyor. Tek kişilik bir oyunda bunu başarmak her oyuncunun becerebileceği bir iş değil.

Oyun bir üçüncü sayfa hikayesi; bir sapığın tecavüzüne uğrayan evli bir kadının cinnet anında onu öldürmesiyle değişen hayatını anlatıyor. Bana  gönderdikleri tekst, reji metni gibi. Tekstin başlangıcında oyun kahramanı Sara tanıtılıyor ve çeşitli durumlar içinde onun ruh hâline ait açıklamalar yazılmış. Bu rol ile ilgili masa başı çalışmasının ayrıntılı yapıldığını gösteriyor. Sahnede bu ruh hallerini görüyorsunuz. Yazar olayın tüm yanlarına dokunan dikkate alan bir tekst yazmış.   Oyunun başarısı tekstten ve rejiden (Çağıl Bozbeyoğlu) önce oyuncudan geliyor. Açıkça söylemem gerekirse tekst Farzan’ın oyunculuğu sayesinde bu denli etkili oluyor. Bu oyunu seyretmenizi öneriyorum. Zira Farzan’ın oyunculuğu ödüllük. Oyunda anlatılan çarpıcı bir kadın hikayesi. Bu nedenle (İstanbul dışında da) çok oynanmasını ve çok seyirciye ulaşmasını isterim, dilerim.

Melih Anık



Bundan sonrasını okumanız size kalmış. Oyunla ilgili ‘ifşa’(‘spoiler’) var.

Oyunun başlangıcında sahne ikiye bölünmüş.Bir yarı SaraA’ya diğer yarı SaraB’ye ayrılmış. Sara’nın iki dönemi gösteriliyor, A ‘kader kurbanı’ B hayata umutla bakan Sara. Sahneler Sara A ile B arasında değişimli canlandırılıyor. SaraA hapisteki, SaraB dışarıdaki kadın. SaraB doğum hazırlıkları içinde. Umutla doğacak çocuğunu bekliyor. Sahne geçişleri karartmalarla ve Sara’nın giyip çıkardığı bir üstlük ile yapılıyor. SaraB, SaraA olmadan önceki hâli anlatıyor.SaraA’nın yaşadığı felaketle SaraB ortadan kayboluyor. SaraB SaraA’nın hayallerinde mi yaşıyor? Ben öyle olsun isterim. Zaten tekstten de çıkan bu. O zaman SaraB sahneleri öyle kurgulanmalı. Oysa SaraB sahneleri çok aydınlık ve düz. Dekorda hapishane demirlerini ve de aksesuvarları fazla buldum. Bu oyunu boş sahnede doğru bir ışıklandırma, müzik ve dans ile seyretmeyi tercih ederdim. Oyuncunun yeteneğini ve sahnede ulaştığı düzeyi dikkate aldığımda dekor, kostüm, dans, ışık ve müzik yavan kaldı.
Sahnenin bir tarafında cezaevini hatırlatan kumaştan yapılmış barlar var. Diğer taraftaki barlar ise SaraB oyundan çıkana kadar yukarıda toparlanmış. Onun tarafındaki hapishane demirleri o oyundan çıkınca iniyor.(İnmesi ayrı bir zorluk.Sahne arkasından biri düğümleri zorlukla çözüyor. Bu çabalamayı görmek de tuhaf.) Sahne SaraA’ya kalıyor böylece.  O andan itibaren tüm sahne cezaevi oluyor. SaraB kostümü niyeti anlatıyor ama renkli parçalardan oluşan kostüm oyunu basitleştiriyor. Ayrıca Sara’nın onları kendisinin söküp atması doğru değil. Zira bu onun kendi tercihi değil. Bunun düzenden kaynaklandığına vurgu yapılmalı. Aslında SaraA ve B arasındaki geçişler oyuncunun yer değiştirmesi ile değil bulunduğu yerde dönmesi ve ışıkla desteklenmiş bir mizansenle olsa idi iyi olurdu bence. Geçişler oyunun akışını zorluyor. İdam kemendinin inişi sırasında da oyunda kesinti oluyor. Bence ona da gerek yok. Karanlık ve fondan gelen ve de gitgide kaybolan sesler bizi ayni labirentin içine sokardı. Hatta oyun sonu karanlığın biraz uzun tutulması seyirci için bir düşünme ve hayal süresi verirdi.   
Öte yandan bebeğin doğumu ile kadınların yaşadığı trajedilerin  döngüsüne dokunulsa, bebeğin bu döngünün içine düşmesi olalığı ile kırılma umudu ve umutsuzluğu arasında sonuç seyircinin sorgulamasına bırakılsa oyun epik bir yapıya kavuşurdu. Mevcut metin fazla dramatik. Oysa seyirci açısından Sara’nın kaderine takılıp sürüklenme yerine seyirciye zihnen kendi düşüncesini tetikleme olanağı verilse iyi olurdu. Rejinin içine sinmiş dramatik yapı bu olanağı ortadan kaldırıyor.  
Oyunda adalet önemli bir rolde. Bu nedenle seyirci zihnindeki adalet duygusu ve anlayışını tetikleyecek bir simge(fiziksel, ışık, renk vb ile) olarak metafora ihtiyaç var. Labirent de iyi bir metafor. Kullanılacak metaforlar  'labirent içinde' kalan kadınların sorunlarına genel bir bakış sağlardı hem de oyunun atmosferini yaratırdı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme