23 Mart 2017 Perşembe

Sanat Hitler'den Daha Güçlüdür : "Bir Picasso" (Tiyatro Dor)

Daha önce  "Bir Picasso Lütfen" ve "Bana Bir Picasso Gerek" isimleriyle oynanan Jeffrey Hatcher'in "A Picasso" isimli  oyunu şimdi Tiyatro Dor tarafından Eda Söylerkaya'nın tercümesi ile "Bir Picasso" ismiyle sahnelendi. Oyunun yazarı Amerikalı ve 1957 doğumlu. "A Picasso" 2005 tarihli bir oyun.



Oyun tarihsel bir gerçeğin üstüne kurgulanmış. Hitler 1933 yılında idareyi eline aldıktan sonra parti içinde bir yıl "dejenere sanat" tartışılmış. Esas olarak Almanlardan nefret ettiği düşünülen sanatçıların yarattığı modern sanat eserleri Nazilerce  "dejenere" sayılmış. Hitler bu eserlerin kendi hükümdarlık alanı içine  sokulmaması için toplanmasını ve hatta ortadan kaldırılmasını emretmiş. Binlerce eser toplanmış, Yıllar süren bu süreçte eser sahipleri sanatçılar zor zamanlar, tâkibatlar geçirmiş, baskı altında kalmış. Bazıları ülkelerinden kaçmış, bazıları sürgün edilmiş bazıları da intihar etmiş. Eserlerinin yok edilmesi de tarihin kara yüzünü oluşturmuş. Bu eserlerin aşağılanmasına yönelik bir kaç sergi açılmış. Bazı eserler yakılmış. Bir kısım eserler müzayedelerde satılmış. Bu arada Nazi ileri gelenleri toplananlar içinden  bazı tabloları kendilerine ayırmayı da ihmal etmemişler. İşte "A Picasso", o sürece bir bakış atıyor ve bazı tabloların  Picasso'ya aidiyetini saptamak için bir resim uzmanı ile Picasso arasında geçtiği kurgulanan gerilimli iki saatin hikâyesini anlatıyor. Picasso'nun sorgulanması giderek sorgucunun sorgulanması ve itirafları hâlini alır. Sorgucu ve sorgulananın ortak tarafı sanat, onları hem birleştirir hem ayırır.  Jeffrey Hatcher, sağlam bir tekst yazmış. İki kişi arasında gidip gelen denge seyirciyi de içine alıyor. Sanatçının kendi sanatı ile olan ilişkisi, baskı karşısında sanatçının gücü, Picasso'nun şahsında  ortaya konuluyor ve seyirciye düşünme fırsatı veriyor. Sanattan ne ister bu iktidarlar? Ne alıp veremedikleri var? Neden tektipleştirmek isterler sanatı? Tarihten de mi ders almazlar? İşte bak ey tiran sen gittin sanatçı ve sanatı yaşıyor.    

Murat Şen kendini bize "El Bohem-Fikret Mualla" ile hatırlattı önce. Onu biz yaptığı seslendirmelerle çok yakından tanıyormuşuz meğerse. Sonra bir III.Richard yaptı. Esas mesleği tiyatroya döndüğüne memnun olduk. Bir özel tiyatronun imkânları içinde doğru dürüst işler yapılabileceğini gösterdi. "Bir Picasso" bu dönüşün üçüncü oyunu. Bu da gerek oyun seçimi gerekse tiyatro olarak belli bir çizgiyi ve düzeyi sürdüren bir oyun. Çok iyi oynanıyor öncelikle. Suzan Acun ve Murat Şen iyi oyuncular. Seslerinin ahengi ve kelime ve de cümlelere tonlamaları ile kattıkları zenginlik ile ustalıklı bir oyunculuk sunuyorlar. Yönetmen Murat Şen oyunun yorumu demek olan renk ve sesi çok doğru bulmuş.  Sahne ve kostüm tasarımı(H.Sahra Kınay) sade ama olması gerektiği gibi. Işık tasarımı(Hakan Özipek) ortamın baskısını yansıtmış. Bir Picasso bu sezonun seyredilmesi gereken oyunlarından biri. Bence bu yıl  bu ayarda pek az oyun var. Seyrettikten sonra zamanınızın boşa geçmemiş olduğunu anlayacaksınız.     


Melih Anık

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme