14 Nisan 2015 Salı

Marko Paşa Süheyl&Behzat Uygur Tiyatrosu’nda

Ben bu oyunu nasıl anlatacağım? Oyun sonunda içime akan o duyguyu nasıl tanımlayacağım?

Aslına bakarsanız ben komedi-seçerim. Zor beğenirim. Seyrederken sahneyle inatlaşırım. Gülmemeye ayarlarım kendimi. Benim çok güldüğüm film ‘Silent Movie’dir meselâ, sessizdir. Bu, yaşla gelen bir şey değil. Gençliğimden beri böyle. Geçen yıllar içinde  esprileri de ezberledim sanırım. Şimdi seyrettiğim komedilerde  başka şeylere bakıyorum. Geçmişte gülmediğim oyunlar, filmler şimdi benim için anı oldu. Baktım ‘acı bir tebessüm’ konmuş dudağıma. Zamanında gülmediklerime hüzünleniyorum sanırım. İtiraf ediyorum Nejat Uygur’u şimdi daha çok seviyorum. Galiba onu daha iyi anlıyor ve takdir ediyorum. Halkını çok iyi tanıyormuş. Gücünü halktan almış, halka kendini benimsetmiş.





Biliyorsunuz tiyatromuzun kurtulması için yıllardır yazılan reçetelerden biri  geleneğe dönmektir. ‘Köy seyirlik oyunlarının ritüel kaynaklarına inerek eski kültürler ile inanç sistemleri ile ilişkisini irdelemek’dir.  ‘Karagöz’den Orta Oyunu’ndan yararlanmaktır. Bence unutulan şey o kaynakların suları ile yıkanmış insanlarımız eksilmektedir. Yâni Haldun Taner’in dediği gibi ‘Koyma  akıl ancak kapıya kadar sürer. Oyma akıl ise bütün hayata siner.’ Nejat Uygur ‘oyma akıl’ sahiplerindendir. Hayatına sindirdikleri ile tiyatrosunu, sanatını yapmıştır. Onun yaptığını yapmak bu nedenle zordur.




Marko Paşa   uyarlama bir metin. Şimdi aslını kaç kişi bilir, hatırlar? Önemi de yok.  Marko Paşa ‘bizim’ olmuştur. Nejat Uygur, oyuna yerli aşı yapmış. Oyun, doğaçlama ile serpilmiş, çiçek açmış, meyva vermiş. Öyle bir meyva ki yaşı da yeniyor kurusu da, yaz da yenir kış da. Oyunun içinde orta oyunu, gölge oyunu kokusu var. Ama bir de Nejat Uygur kokusu var.  Nejat Uygur’un oyunlarındaki fark onun her  oyununa kattığı farklı  kokulardan geliyor. Ama temelde insanca olan şeyin, insanı sevmenin gülümseten sevincini hissediyorsunuz oyunlarında. Süheyl&Behzat Uygur Tiyatrosu oyuna yaşadıkları evden gelen geleneğin üstüne ‘modernlik’ ile cila çekmiş.  Hem eski hem yeni bir oyun çıkmış ortaya. Ucuzla(t)madan  güldüren, sempatik, samimi bir oyun bu. Bu naif samimiyet, insanın içini ısıtıyor. 

Tiyatronun uleması  komedilere pek yüz vermiyor yada kendine göre komik bir anlayışı(!) var.  Jürilere  basit geliyor bu oyunlar  herhalde. Çok ciddi bizim tiyatro ulemamız. Mesaj istiyor, alternatif istiyor. Gerçi bu alternatif merakı da yavaş yavaş kayboluyor ama ‘ulema’ seçtiği oyunlarla ülke siyaseti karşısında duruş gösterme, mesaj iletme  amacında. (Teyze, dayı, amca, hala, ahbap,arkadaş ilişkilerini saymıyorum.)   Marko Paşa Türk Tiyatrosu'nun klâsiklerinden. Tiyatro halk ile  buluşuyorsa, halk tiyatroya yakınlaşıyorsa bu tür oyunlar sayesindedir.  ‘Güldür Güldür’ün, ‘Çok Güzel Hareketler’in  tiyatro olmadığının anlaşılmasının yolu bu tür oyunlardan geçiyor. Bu tür oyunlar tiyatroyu yaygınlaştırıyor.  Ama bizde amacı  tiyatro olan ödül yok ki bu tür oyunları görsün.


Bakın neler var bu oyunda:

Nejla Uygur’un  Behzat ve Süheyl Uygur ile birlikte sahnede olmasının değeri ve önemi var. Süheyl Uygur’un oyunculuğunda hissettiğim tevazu ile ‘içten’ yansıyan ‘Nejat Baba’ geni var.Tüm ekibe sinmiş, Behzat Uygur’un oyunculuğunda dışa vuran ‘eski tiyatro terbiyesi’ ile Behzat Uygur’un topluluğun dışa açılan yüzü olarak gösterdiği samimiyet, muhtemelen içimdeki o duygunun kökünü oluşturuyor. TV ekranlarından gelen popülerliklerini  ‘satmıyorlar’ sahnede.

Toprağa sağlam tutunmuş kökün üstüne yönetmenin(Uğur Babürhan) büyüttüğü bir fidan var. Bu geleneksel tiyatronun tiplemeleri  ile besleniyor. Abartılı ama laubali olmayan tavırlar, durumlar, yüksek sesli ama çığlık çığlık olmayan konuşmalar hem tempoyu yükseltiyor hem de içinizi coşkulandıran bir müzikle(Serpil Günseli- Aranjör Uğur Cümbüşel) içinizdeki  tempo vuruşlarını kışkırtıyor. Oyunun en başındaki müzikli karşılama ile oyunun en sonunda oyunun müzikli özeti,  seyirciyi sarıp sarmalıyor, kapıya kadar mutlu uğurluyor.. Müziğin kanto tınısına katılan özellikle ağır bestelerdeki İngiliz müzikallerinin  tınısı, sahne duygusunun oluşmasında önemli bir etki yapıyor.  Üç  girişli sahne düzenine(Uğur Babürhan) sahnenin iki yanlarından seyirci arasına inen merdivenlerin katılması ile seyirci sahne  ile sarmaş dolaş oluyor. Dansların(Ömer Yılmaz)  hem tasarımında  hem de icrasındaki başarı, kostüm tasarımının usta(Sadık Kızılağaç)  elinden çıkmış olması ve özeni, ışığın(Gürcan Arsu) sahne düzenine yardımı, oyunun genelindeki oyunculuk düzeyindeki birliktelik, oyunu keyifle seyretmenize neden oluyor.  Marko Paşa'da ekibin coşkusunun seyirciye geçişini alkışlar, kahkahalardan anlıyorsunuz. Marko Paşa, türünün  güzel bir örneği.

Oyunun yönetmeni  olarak çok başarılı bulduğum Uğur Babürhan aynı zamanda, evin  otoriter babası  Marko Paşa’yı oynuyor. Paşa’nın gerek ses tonu, gerekse bedeni ile sahneye ağırlığını koyuyor.  Şahnaz Çakıralp, iki uç duyguyu oynamayı , olumsuzdan olumluya geçip her iki rolü de seyirciye  sevdirmeyi başarıyor.  Ömer Yılmaz’ın koreografisini çok beğendim. Bizi klişeden kurtardı. Ekibin, dans performansı da iyi. Ömer Yılmaz, canlandırdığı  Seyfettin ile sıcacık, sempatik bir karakter yaratmış. Oyundaki karakterlerden biri Mürüvvet’i canlandıran Leyla Yüngül'ün oyunu akılda kalacaktır diye düşünüyorum. Sahneye yadırgatan  girişinden sonra kendini  benimsetmeye başlıyor, onu öyle kabul ediyorsunuz ki bu bir oyuncu için çok önemli. Abartıyı seyirciyi sinir etmeden kullanmak bir beceridir bence. Kısa rolünde Burcu Afşin’in iyi oyuncu olduğunu düşünüyorum. Afşin’in duruşu bana umut verdi. Önder Keskin’in Doktor’u ise çok sempatik.  Oyunun başlarında, seyircinin tam ısınmaya başladığı anda  başarılı bir oyun açılışına katkı veriyor.             

 Uygur’ların Marko Paşa'sı Nejat Uygur'a bir saygı duruşu gibi. Mirası, onun önemini ve değerini bilen ellerde.

 Marko Paşa,oyunculuğu, müziği, dansları, kostümü ile  anlatılması zor sıcacık bir duygu uyandırdı içimde. İyi ki seyrettim.

Melih Anık


Not: Söylemesem olmaz. Marko Paşa şu anda İBBŞT'da sahnelenen Cibali Karakolu'ndan çok çok daha iyi bir oyun. İBBŞT yönetimi Nejat Uygur ve Nejla Uygur'u unuttu ya ne diyeyim..

1 yorum:

  1. Merhaba,

    (Umarım yanılmıyorumdur!...) Şimdiye dek yazdığınız yazılar içerisinde en yoğun duygu yumağı taşıyan dev dalgalar imgesi veren görkemli bir yazı...

    Bulunmaz

    YanıtlayınSil