25 Temmuz 2012 Çarşamba

Shakespeare - Antonius ve Kleopatra’da “Kadın”


Antonius ve Kleopatra’nın içinde “wife” ve “wom-a/e-n” geçen repliklerinden yola çıkarak bir yazı yazma fikri  Fetna Ayt Sabbah’ın “İslam’ın Bilinçaltında Kadın” isimli kitabını okuduktan sonra aklıma geldi; hem dünün hem de bugünün dünyasında “kadın” algısına oyun üzerinden bakmama neden oldu. Bana ilginç gelen husus Shakespeare dönemi dünyasındaki bakış açısıyla İslam dünyasının kadına bakışı arasındaki benzerliklerdir.  

Antonius ve Kleopatra’da ismi geçen üç kadının (Kleopatra, Fulvia ve Octavia) “oturtulduğu”  yer, o günün erkekler dünyasına da ayna tutuyor.  Kleopatra, elinde güç olan bir kadındır; Antonius’un ilk karısı Fulvia gücü eline geçirmek için çabalar; ikinci karısı  Octavia ise gücün “tutkalı”dır. Ama hepsi “erkekler” tarafından “kullanılır”.  Başka bir taraftan baktığınızda ise kadına “bulaştıkça” erkeklerin dengesinin  bozulduğunu görürsünüz.  Antonius’un Kleopatra’ya tutkusu onun sonu olur.  Fulvia erkekler dünyasını karıştırır, Antonius ve Caesar arasında “tutkal” olması düşünülen Octavia ile iyi başlayan iş bozulur. Kadınlara kendi kaderlerini belirleme hakkı verilmemiştir. Tüm olaylarda erkeklerin egemenliği çok açıktır; kadına biçilen rol, verilen değer ancak ve ancak erkek dünyasının yolunda gitmesine yöneliktir. Kadına verilen değerin ve kadın algısının yansıması diğer yan karakterlerden de anlaşılır. Enobarbus’un sivri dili ile söyledikleri çok “ağır”dır. Kharmian ve Iras’ın replikleri de kadın kadına savaş çıkarır cinstendir. Halkı temsil eden bu iki kadın kendileri için biçilen elbiseyi giymeye hazırdır. Onlara bakarak seyircinin genelinde -egemen güçlerin de yönlendirmesiyle desteklenen-  kaderine razı olmuşluk hissedilir.  Sahnedeki  esprilerin özellikle erkek seyircileri  “okşamak” için yapıldığı da açıktır. Repliklerden yaptığım derleme aşağıda:

ENOBARBUS
 “Büyük sebep varsa bırakalım ölsünler;- Ama yok yere ölmelerine yazık olur.- Pek önemli bir iş varsa o başka,- Kadınları hiçe sayabiliriz o zaman… Ölümde aşka benzer bir büyü var-Bir kadını kendine çeken-…- Ölmeye can atıyorlar nerdeyse” (Antonius’a)
 “İyi ya! Tanrılara şükredip kurbanlar kesin!-Bir adamın karısını alan tanrılar- Dünyamızın terzileri gibi davranırlar;-Eskiyen elbisenin yerine yenisini yapıp-Yüreğine su serpmeye hazırdırlar.- Dünyada Fulvia’dan başka kadın olmasaydı- O zaman yanmıştınız,- Haklı olurdunuz dertlenmekte.-Oysa sizin derdinizin avuntusu kendinizde;-Eski aba, yerine yap yeni bir urba.-Doğrusu böylesi bir acıya dökülecek gözyaşı- Soğandan yanan gözlerin yaşına benzer” (Antonius’a)
 “Keşke hepimizin karısı onun gibi olsa.. Erkekler kadınlarla birlikte savaşa gitse”
Enobarbus: “Caesar’ın kız kardeşinin adı Octavia’dır”/  Menas:“ Doğru, Caius Marcellus’un karısıydı”/ Enobarbus:“ Ama şimdi Marcus Antonius’un karısı”
 “ Bir atı kısraklarla bir arada işe koştuk mu- O attan hayır gelmez. Her kısrağın sırtında-Hem bir asker olur o zaman hem de bir at”
Piyes içinde Enobarbus’un  zaman zaman yazar rolüne “soyunduğunu” unutmamak gerekir.
ANTONIUS
 “ Fulvia beni Mısır’dan ayırmak için savaşlar çıkardı burada”
 “ Dünyanın üçte birini-incecik bir yularla çekip çevirebilirsin-Ama böyle bir kadını zor yola getirirsin” (‘Dünyanın üçte biri’  Antonius, “ben bile Fulvia ile baş edemedim” demeye getiriyor.)
 “Çok dik kafalı bir kadındı - Hırçınlığı yüzünden kopan kavga gürültü,-Politika kurnazlıkları işe karışınca-Bir hayli terletmiştir seni, kabul- Buna üzülmesine üzülürüm ama bil ki- Önüne geçemezdim bunun”
“Ölen  Caesar’ın tabağında – Soğumuş bir artık olarak bulmuştum seni- Onun mu yalnız, Pompeius’un da artığıydın- Doymak nedir bilmezsin sen!” (Kleopatra’ya)
 “Baban sağsa  pişman olsun kız doğmadığına senin” (Thidias’a)
CAESAR
“Karın ve kardeşin bana savaş açtılar- Seninle ilgiliydi bana düşmanlıkları” (Antonius’a)
“Adımıza olur da isteklerine; başka şeyler de uydur.- Dilediğin sözü ver kendisine. Kadınlar-  En mutlu günlerinde bile dayanıksızdırlar;-  Kara gündeyse el değmemiş Vesta rahibeleri bile-yeminlerini bozuverirler.” (Elçi’ye)
 “Ne erkekçe bir kadınlık”
“ Kardeşim sen de göster umduğum gibi bir eş olduğunu- Umduğumdan da öteye geçeceksin biliyorum” (Octavia’ya)
 “Böyle mi gelir Caesar’ın kardeşi?- Antonius’un karısı ordular ardından gelmeliydi-…- Oysa sen pazara inen bir köylü kızı gibi- Geliyorsun Roma’ya “(Octavia’ya)
“ Yüce tanrılar bize ve seni sevenlere – Senin hakkını aramak ödevini verdiler-Hiç üzülme yerin başımız üstündedir her zaman” (Octavia’ya)
KLEOPATRA
 “Baktın ki keyfi yok, benim gülüp oynadığımı söyle- Neşeliyse hanımım birden hastalandı de”
 “Efendimiz yeniden Antonius oldu madem- Kleopatra olacağım ben de” (Antonius’a)
 “Livia’nın, Octavia’nın desteklerini kazanmak için- Kendilerine sunmayı kurduğum- Daha değerli birkaç hediye saklamışım bir yana”
 “ Evet hiç şüphen olmasın, Iras, yılışık askerler- Sarılacak bize orospulara sarılır gibi- Uyuz sokak şarkıcıları bozuk mısralar- Düzecekler bizim için…”
 “O kahpe feleğe-ben öylesine lanetler yağdırayım ki-Öfkeden kudurup kırsın dönmez olası çarkını” (“Housewife” “felek” olarak çevrilmiş)
KHARMIAN
 “Kraliçem onu hem çok seviyorsunuz-hem de sizi sevmesine karşı koyuyorsunuz” (Kleopatra’ya)
Her dediğini yapın, hiç karşı gelmeyin ona” (Kleopatra’ya)
 “ Sabrını da tüketmeyin ama, tutun kendinizi- Hep korku içinde yaşattığımız insan- Nefret eder sonunda bizden” (Kleopatra’ya)
AGRIPPA
 “Octavia ile evlenin Antonius.-  Bu evlenme kökünden siler süpürür- Bugün büyük görünen küçük kıskançlıkları-….-  Octavia’nın ikinizi birden sevmesi- Sizi birbirinize sevdirecektir.”
KÖYLÜ(SOYTARI)
 “Ama kadınları bilirsiniz, bütün söylediklerine inandınız mı, yarıdan çok aldandınız demektir.”(Kleopatra’ya)
 “Bir kadını şeytanın bile yemeyeceğini bilmez miyim ben. Gerçi kadın tanrıların ağzına layık bir yiyecektir, ama şeytan beslememişse kadını. Doğrusunu isterseniz o domuz şeytanlar,tanrıların bile başını derde sokarlar karılarıyla. Neden derseniz, yarattıkları her on kadından beşini yoldan çıkarıyor şeytan.” (Kleopatra’ya)
(Köylü, özgün metinde ‘ Clown’dur, yani soytarı. O günün algısıyla Soytarı  doğruyu söyleyen karakterdir. Shakespeare’in ‘Soytarı’yı kullanması da halkın algısına inandırıcı gelmek için olmalı.)
OCTAVIA
 “ Sizin savaşa hazırlandığınızı öğrenince- Ben de yalvarıp izin istedim gelmek için”
IRAS
 “Güzel bir erkeğin bir kahpeye düşmesi kadar - Bir hödüğün boynuzsuz kalması da-Yürekler acısı bir şeydir.”
“ Ben görmeyeceğim bunu, çünkü tırnaklarım- Daha keskindir elbet gözlerimden”

Sanıyorum ki ifadeler kendini açıklıyor. Onları açıklamak için ekler yapmak okuyucuya saygısızlık olur.

Fetna Ayt Sabbah’ın kitabındaki saptamalar da yukarıdaki  yaklaşıma paralel.
 Bir imam gurubuna göre kadın, “Şeytanın insan şeklinde görüntüsüdür”  
“Uzrî(platonik aşkı ele alan) şairlerin sevdiği bütün diğer kadınlar başkalarıyla evlenir, güçlü ve zengin erkeklerle iyi evlilikler yaparlar. Şairler ise kendilerini çöllere vurur, mutsuzluğu yaşar”
“Arapların kadınlara hoş sözler söyleme ve tutkulu âşık rolü oynama gelenekleri vardır. Arap olmayanlarda (Acemlerde) öncelik kadındadır. İlk arzu duyan ve ilk konuşan kadındır.”
 “İslam dünyasında kadınların eğitiminin amacı oğulların daha iyi eğitilmesini sağlamaktır.”
“Nafaka olgusu, kadının diplomasını alıp iş aramasıyla dağılır. Zira kadının geçimini sağlamak erkeğin görevidir.” Bu nedenle kadının eli ekmek tutmamalıdır ki kocasına bağımlı olsun, nafakaya muhtaç olsun.
İnanışa göre “erkekler kadınlar üzerinde sorumlu yöneticilerdir.”
“Kadının görevi ailenin üretimini sağlamak ve erkek müminlerin cinsel doyumunu sağlamakla sınırlıdır.”
“Bir kadın kendi kendine evlenemez mutlaka bir ‘veli’si olmalıdır.“
“Cinsel gücün gençleştirici etkisi” üzerine yığınlarca kitap vardır. Bu tür kitapların büyük bir çoğunluğu kral ve emirlerin buyruğu ile yazılmıştır.
“Biyolojik olarak erkek kadından doğar oysa kutsal söylemde kadın erkek bedeninden yaratılmıştır. Kadınlar hayatın figuranı gibidir. Onlardan bahsedilir ama onlarla konuşulmaz.“

Doğrusunu isterseniz Shakespeare  İngiltere’sinde  kadın üzerine  görüşlerin  İslami söylem  ile aynı “frekansta” olması beni şaşırttı. Bugünün (iş) dünyasına bakınca Batı dünyasında “kadın”a bakışın çok da değiştiği söylenemez. Ülkemizde de “kadın”a bakış açısının ve “kadın”a yaşattıklarımızın ne olduğu herkesin malûmu. Antonius ve Kleopatra, bu ortak yanlara dikkat çekilmesi  ve eleştirilmesi (yergi) için iyi bir fırsattır. Piyesi bu bakış açısıyla irdelemek, incelemek ve çağdaş düşüncelerin ışığında  sahnelemek ne güzel olur.  Bu, piyesteki bazı repliklerin ve durumların eleştirel vurgularla öne çıkarılması ile mümkündür. Ama her şeyden önce konunun üzerinde kafa yormak,  niyet etmek, istemek ve o bilinçte olmak gerekir. ("Bazılarının" aklına  “Kadınlar Matinesi” yapmaktan başka bir şey gelmiyor!)

Shakespeare oyunlarını sahnelerken hep söylenen “bugüne getirmek”, “bugünün algısına sunmak ve seslenmek”tir; hepsinde, içeriğin bugünün algısına “tercüme edilmesi” vardır. Antonius ve Kleopatra’da görünen ise piyese “muhalif” bir gözle bakmak gerektiğidir.  Bunu yapabilmek, ancak ve ancak esere belli bir mesafeden ve de eleştirel akıl ve gözle bakmakla mümkündür.

Böyle bir bakış açısının örneği  Binbir Gece Masalları’nda vardır.  “Binbir Gece Masallarında ‘bilgi’ erkeklerin tekelinden çıkar ve kadınların kontrolüne geçer. Bu masalların kadınları kalın peçelerine, harem duvarlarına, kurnaz harem ağalarına karşı uysal ve durağan değildirler.” Ayrıca “Halk masalları ataerkil yasalarda görülen ve kadınları aşağılayan tüm yaklaşımları ortadan kaldırır.”

“Globe’a oyun götürmek”,  onların yıllardır yaptığını onlar gibi yapmak; aynı sakızı çiğnemek  olmamalıdır. Kendi coğrafyanızdan dünyaya “yeni” bir bakış açısı sunabiliyorsanız “Globe’a çıktım” demenizin bir anlamı olur ancak. Bunun için Kleopatra’ya, Fulvia’ya, Octavia’ya Shakespeare’in giydirdiği gömlekleri yırtmanız gerekir. Tiyatro, “ayna”yı doğru dürüst tutma sanatıdır!

Melih Anık

İlgi:

“İslam’ın Bilinçaltında Kadın”  Fetna Ayt Sabbah- Çeviren: Ayşegül Sönmezay- Ayrıntı Yayınları
Antonius ve Kleopatra- Çeviren. Sabahattin Eyuboğlu- Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme