26 Şubat 2009 Perşembe

Tiyatroda Günlük - 26 Şubat 2009

Muhsin Ertuğrul Ödülleri
Tiyatro Dünyası’nın ileti gurubunda bir ödül haberi verildi : Muhsin Ertuğrul Tiyatro Ödülleri’nin sonucu açıklanmış. Bu listeye Tuncer Cücenoğlu’dan tepki geldi.

“Ödüller eksik ve yanlış..
Örneğin en başarılı yazar ödülü'nü Mustafam Kemalim oyunuyla Tuncer Cucenoglu aldı..
O kadar çok yanlış var ki hangisi yazayım?
Üzücü ...” diyordu.

Tuncer Cücenoğlu 24 Şubat’da listeyi gönderdi.

Tuncer Cücenoğlu’nun yaptığı üç düzeltme vardı. İlk listede “En Başarılı Kadın Oyuncu” olarak gösterilen Tilbe Saran’ın ismi “En başarılı Kadın Oyuncu(dram)” şeklinde düzeltilmiş ; ilk listede unutulan “En Başarılı Yazar” ödülüne layık görülmüş Tuncer Cücenoğlu’nun adı eklenmişti. “En Başarılı Yeni Tiyatro” ise ” Tiyatro Ada “ değil “Tiyatro Adam” dı .Tuncer Cücenoğlu ödül alanların isimleri ile birlikte ait oldukları oyunların isimlerini de vermişti.

Cumhuriyet gazetesinde çıkan 25 Şubat 2009 tarihli habere göre “Yaşam Boyu Başarı Ödülü” verilen Mücap Ofluoğlu; “Tiyatroya Emek Ödülü”ne layık görülen Necla Uygur ve Yılmaz Öğüt; “Tiyatroya Destek Ödülü” verilen Küçükçekmece Belediye Başkanı Aziz Yeniay, Bahçeşehir Belediye Başkanı Kemal Aydın, Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül ve Kadıköy Belediye Başkanı Selami Öztürk, Tuncer Cücenoğlu’nun listesinde yoktu.

Şişli Belediyesince düzenlenen Muhsin Ertuğrul Tiyatro Ödülleri ile ilgili belediyenin internet sitesinde yapılan açıklamada ise Mücap Ofluoğlu ve “Tiyatroya Destek Ödülleri” verildiği belirtilen Belediye Başkanlarından bahsedilmiyordu.

Cumhuriyet gazetesinde ayrıca seçici kurul üyelerinin isimleri verilmişti :
“Şişli Belediye Başkan vekili Tayfun Kahyaoğlu,Orhan Alkaya,Osman Wöber,Dilek Türker,Halit Güntay ve Tuncer Cücenoğlu”

Bu ödülle ilgili olarak diğer husus, sadece “En Başarılı Özel Tiyatro” dalında birincilik, ikincilik ve üçüncülük ödüllerinin verilmiş olmasıydı. Bu, bana, liselerarası tiyatro yarışmalarında yapılan derecelendirmeyi hatırlattı.

Tiyatroda Bilet Fiyatları
Tiyatromuzun itici güçlerinden biri üniversite gençliğidir. Ev dışında sosyal yaşantısı olan bu zümre tiyatronun en yakın takipçilerindendir.
Bir başka zümre de ilgili edebiyat öğretmenlerinin yönlendirmesi ile (ödev veya başka nedenle) tiyatroya giden liseli öğrencilerdir.
Tiyatro salonunda seyirci profilinde çoğunluk kadınlardadır.Kadınlar toplumumuzun en aktif ve öğrenmeye meraklı kesimini oluşturmaktadır.
Tiyatromuzda ilgiyi ve ekonomik durumu dikkate alan bilet fiyatı saptanmasında yarar yok mudur?
Bu nedenle bilet fiyatlarının öğrencilere çok özel olarak saptanması (mesela 5TL); “Son dakika bilet” (oyun başlamadan mesela 10 dakika önce satışa sunulan bilet) gibi bir seçeneğin sunulması salonların dolmasına yardım edecektir diye düşünüyorum.
İnternetten ya da doğrudan ortak satış gibi uygulamalar gibi seçenekler de gündeme getirilebilir. Bu husus ile ilgili olarak tüm gösteriler için hizmet veren bilet satım ve dağıtım şirketlerinin katkısı da alınabilir. Öğrenci için bilet satım şirketlerine ödenecek olan hizmet masrafı (1 TL bile olsa) çok geliyor olabilir.
Hem oyuncu hem de seyirci için 2-3 sıraya oynanan oyun yerine dolu salonu hissetmek çok önemli değil midir?
(Bu kapsamda seans ve oyun seçiminin de katkısı da unutulmamalıdır.)

Özel Tiyatrolara Destek
Gazanfer Özcan’ın ölümüyle ayni konu gene gündeme geldi:
”Özel tiyatrolara daha çok destek verilmeli”
Aslına bakılacak olursa konu salt özel tiyatroların değil Türk Tiyatrosu’nun sorunudur.
Dinlediğim,okuduğum haber,yorum ve konuşmalarda somut bir çözüm önerisi yoktu.
Nasıl bir destek bekleniyor?
Bazılarının “Yıllardır söylüyoruz,usandık” dediklerini duyar gibiyim.(Bilet fiyatları üzerinde vergi çok ; salon yok ya da kiralar pahalı ; seyirci gelmiyor ; tv dizileri ; yardımlar yetersiz ve de haksız dağıtılıyor ; sponsor yok ; sanat politikası yok vb.)
Peki bunları kim düzeltecek ? Tiyatromuzun bir “yol haritası” var mı ? Tiyatrocularımız kendi içlerinde yeterince organize olmuş mu ? Kendilerini yeterince eleştiriyorlar mı ? Tiyatromuzun düşünce havuzu, birikimi kadar dolu mu ? Var olan düş gücünü ateşleyebilecek kor nerelerde ?
İşin özü, tiyatrocunun “Tiyatroya destek verilmeli” sözünde düğümlenip kalmıyor mu?
Zira bu sözün altında “Ben muhtacım ve bir şey yapamıyorum” yok mu ?
Tiyatro diğer sanat dalları gibi toplumun gelişmesini sağlayan bir kaynak. İsterseniz buna tedavi yolu da diyebilirsiniz. Bir doktor , acı diye verdiği ilacı yutmayan hastaya “Ne olursan ol” diyebilir mi ? Bu anlamda sanatçı olmanın toplumsal bir görev olduğunu hatırlıyor muyuz ?
Tiyatrocu kendi sorunlarını çözmek için cenaze törenlerini mi beklemelidir ?
Tiyatromuz “Kurtarılmaya muhtaç” görünümünden kurtulmalıdır. Toplumları sanat kurtarır. Sanatı da sanatçının kendisi…

Melih Anık

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme