14 Nisan 2017 Cuma

Beyindeki Kimyanın Oynadığı Oyunlar: Çatıdaki Yarasa (Tiyatro Kimya)

Manik depresif olarak da bilinen bipolar bozukluk hastalığının belirtileri şunlarmış: yersiz neşe yada sinirlilik hâli, aşırı konuşma, konudan konuya atlama, abartılı yüksek veya düşük özsaygı, alışveriş çılgınlığı, yalnızlık, çaresizlik duygusu, intihar düşüncesi.



Bunları Çatıdaki Yarasa oyunu nedeniyle araştırırken öğrendim. Oyunu okuduğumda ve seyrederken yazarın tekstteki Karis Olafsdottir'i (sahnede Hülya) çok iyi çizdiğini anladım.  Oyunun İzlandalı yazarı Vala Thorsdottir'in annesi, babası ve bir kardeşi bu hastalıktan muzdaripmiş. Sanırım kendi ailesi içinde bizzat yaşadığı tecrübeler oyunun gerçekliğini arttırmış. 24 sahneden oluşan oyun da konudan konuya atlayan her ânı farklı bir duyguda olan bipoların ruh hâlinin tiyatral kurgusu gibi.



 Tiyatro Kimya oyunu Semih Çelenk çeviri ve uyarlaması ile sahnelemiş. Uyarlamada öncelikle Türkiye'de tanınan kişilerin tekstteki yabancı kişilerin yerini almasına dikkat edilmiş. Deprem uzmanı Prof.Ahmet Işıkara merhum bu nedenle oyuna dahil oluyor meselâ. Bence bu doğru tercih olmuş. Ama bu ve benzeri değişiklikleri yaparak oyun Türkiye topraklarına sokulurken müzikte de aynı tercihin geçerli olmasını isterdim doğrusu. Müzik(Rahim Ozan Demir) "çok Fransız" kalmış. Bence yerli müziklerden seçim daha doğru olurdu.(Biliyorum telif!)  Bir diğer husus ise sahneler arasında belirgin geçişlerin olmaması. Arka arkaya dinlediğiniz zaman anlamsızlaşabilen tirat zincirinde tekstteki gibi mekân ve zaman ayrımı vurgulansa seyirci için oyun daha iyi takip edilebilir olacak. Bu sahneler arasında karartma yada ani bir ışık değişimi(renk ve yön) ile verilebilir bence. Bu arada da oyuncu her ışık değişiminde farklı bir yerde olabilir. (Duvarda asılı resimler olsa?) Bu aynı zamanda zihinsel atlamanın sahnedeki karşılığı olur. Bence oyuncunun sahnede uzun yürüyüşler yapmasına gerek yok farklı yerlerde olması önemli.(Hareket yönetimi:Alpaslan Karaduman) Oyuncunun bazı hareketlerini beğendim. Sahne ışığı ise çok aydınlık. Oysa bipoların zihni alacakaranlık. Orada yarasa var!

Oyunun en iyi tarafı oyunculuğu. Şeyda Terzioğlu'nun oyunculuğunu beğendim. Bence replik replik çalışılmış bir oyunculuk gösteriyor ancak reji(Aybüke Dereli) anlayışı nedeniyle hak ettiği ölçüde ortaya çıkmıyor.

Oyunun bende uyandırdığı etkinin herkes tarafından paylaşılacağı hususunda kuşkum var. Oyunu önceden okuduğum ve ön hazırlık yaptığım için beyindeki ufacık kimyasal değişikliklerin neden olduğu durumların insanı ne hâle getirdiğini seyretmenin derin duygusu içinde idim. İnsan denen makinanın ayarı nasıl da kimyasal dengelere bağlı. Belki içinde yaşadığımız toplumda bize normal(?) gelen insanlarla yaşadığımızı farketmenin endişeli korkusu sardı içimi. Her ne kadar bipolar hastalığının kalıtımsal olabilme ihtimalinin olabileceği söyleniyorsa da içinde yaşadığımız dünya beynimizdeki  kimyasal dengeyi bozabilir ve biz de bu farkında olmadığımız ama dışarıdan delilik gibi görünen bir hâl içine düşebiliriz. Belki de  düşmüşüzdür çoktan. Belki de pek çok insan kontrol altında tutuluyor ve biz başımıza gelene kader diyoruz.  Belki de pek çok saçma olayın nedeni bu. Toplumların bu insanlar tarafından  yönetildiğini düşünebiliyor musunuz? Oyunda görünmeyen yarasanın toplumun beyni içine yerleşmiş olduğunu ve devamlı çırpındığını hayâl edin bir.


Melih Anık    

Not: Oyun Mitos Boyut'tan çıkmış. Vala Thosdottir'in oyunlarını alın okuyun.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme