6 Aralık 2009 Pazar

Müzelerimizin Hali - ............... Müzesi Müdürüne Mektup (İsim farketmez)

Sayın Müze Müdürü,

Müzenize gelişimin her defasında kendimi sanat merkezine değil hapishaneye giriyormuş gibi hissediyorum.

Bunun nedeni kapıdan girişten itibaren komutan edası ile ortalıkta dolaşan ; verdikleri “komut”larla birazdan ellerimi ve gözlerimi bağlayacakları baskısını kurmaya çalışan ; kendi ellerindeki telefonların sesleri susmadığı halde ziyaretçilerden telefonları sessize almasını isteyen ; ellerindeki telsizlerden birbirlerinin hatırını sorma gibi "önemli" iletişimler ve "mavili herifi uyar" gibi "anlamlı" uyarılar yapan ya da yemek siparişi toplayan ; müzeniz salonlarının serin loşluğunda nerdeyse uyudu uyuyacak gibi ayakta salınan ; size nasıl izlemeniz gerektiği hususunda "akıl"(?) veren ; sanki bir terör eylemi yapacakmışsınız gibi kuşku ile çevrenizde dolanan ama olay olursa zamanında ve layıkıyla müdahale edebileceklerinden kuşku duyduğum güvenlik görevlileriniz.

Herhalde müze yönetimini güvenlik teşkilatına devretmiş olmanızdan dolayı müze ile ilgili “sivil” bir yöneticiyi aradığınızda , ismini sorduğunuzda ya da o an için bir konu hakkında fikrinizi iletmek için ulaşmak istediğinizde o “teşkilata” , konuyu “rapor” etmeniz ,nerdeyse savcılıktan “iyi hal kağıdı” getirmeniz ve bazı konular onların sınırlarını , ufuklarını aşar durumda olsa da onlar uygun görürse (fetva verirse) ulaşabilme şansınız var.

Kitap satış bölümünüzün 20 m2lik alanı kendisine dar gelen ; yaptığı işi kendisine yakıştırmayan ; ana dilini kullanmaktaki kusurlarına rağmen beden dilini mükemmelen kullandığı için muhtemelen ödenmeyen borçların takip ve tahsilatında kullanılması daha münasip olacak görevlinizi , zaten yapamayacağı da belli olan “iş olsun diye” yaptığı “iş”ten kurtarın ki içinde bulunduğu sıkışıklıktan “Zebercet” gibi kurtulma yoluna gitmesin.

Ama illaki kadronuzda tutmak istiyorsanız, kurum bütçesinden demirbaşa kaydedilmek üzere bir balık olta takımı satın alıp personelinizin ara sıra açık havada zaman geçirmesini temin ederek akıl sağlığını koruması için gereken özeni gösterin.

Her tarafta “ücretsizdir” yazmasına rağmen eğer yerinde ve “gözlerini dinlendirmiyorsa” vestiyer görevlinizin, verirseniz size yapılmış en büyük “lutuf” edasında “bahşiş” kabul edeceği ; vermezseniz paltonuzu keseceği duruşunu görmezden gelemiyor insan.

Sanki “babasının” evini işgale gelmişsiniz gibi yüzünüze bakarak biletinizi kesen ; tuvaletleri kirletirsiniz diye tuvalet önünde/içinde tedirgin dolaşan görevlilerinizi de düşündükçe ayaklarım geri geri gidiyor.

Cazibesi sadece isimlerinde olan sergilerinizdeki “alelaceleciliği” ve “göz boyamacı” tavrı müzenizin ismine yakıştırmadığımı da belirtmek isterim.

Saygılarımla.

Melih Anık

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme