Boğaziçi Üniversitesi Oyuncuları’nda Şeyh Bedrettin Destanı isimli derleme oyunu hazırladığım ve yönettiğim zaman 24 yaşında idim.
Oyunun görselliğini sağlayan ögeler : sofitadan düşen renkli saten bezler, arkadaki düz platforma bağlanan iki yandaki eğimli platformlar, tam sahne ortasında yukardan sarkan yağlı bir kement, seyirci arkasına yerleştirilmiş timpani idi.
Sahnenin duygusal yapısına göre saten bezlerin renkleri değişiyor ve işi biten saten bez, sahne sonunda dalgalanarak sahne üzerine düşüyordu.
Oyun sonunda Şeyh Bedrettin eğik platformdan düz platformun ve sahnenin tam ortasındaki sofitadan inen yağlı kemendin önüne geri adımlar atarak kendi ayakları ile geliyordu. Geri adımlarla zaman ile ilgili bir çağrışım yapmak istemiştim. Devran dönecek ve her şey yeniden yazılacaktı.Bir anlamda tarihin tekerrürüne yapılan bir gönderme idi. Bedrettin’i ancak Bedrettin öldürebilirdi.
Börklüce ve Torlak , köylerden insan toplamaya çıktıklarında , timpaninin gittikçe artan vuruşları ile seyirci arkasından bağırarak sahneye çıkıyorlardı.