7 Aralık 2015 Pazartesi

Sezonun İyi Oyunlarından Biri: Airswimming-Havada Yüzmek(Jest Tiyatro)

Charlotte Jones 1968 doğumlu İngiliz yazar. 'Airswimming-Havada Yüzmek' isimli ilk oyunu 1997 tarihinde sahnelenmiş. Jones 29 yaşındaymış. Yazarların ilk oyunlarını kaç yaşında yazdıkları ile ilgileniyorum son zamanlarda. Bunun nedeni bizim 'genç' yazarlarımızla karşılaştırmak. Maalesef bizim 'genç'lerimiz yurt dışındaki yaşıtlarının yanında sınıfta kalır. 'Airswimming' kısa bir gazete haberinden çıkmış. İnsan ve toplum vicdanını sızlatan bir olayın ele alınışı, işlenişi, oyun hâlinde kurgulanışı ve sadece kendi toplumuna değil dünyanın da ilgisini kazanabilecek bir oyun olarak yazılışının bizim gençlerimiz için örnek olmasını isterim. Öte yandan ülkemizi yönetenlerin de eğer görmeyi ve düşünmeyi  biliyorlarsa  tiyatrodan öğrenecek çok şeyleri olduğunu da gösteriyor bu oyun. Bizde neler eksik ki örneğin bir Jones, Greig çıkmıyor? (Ben kime diyorum!)





Charlotte Jones'un dikkatini çeken gazete haberinde 1920'li yıllarda topluma zararlı oldukları gerekçeleriyle sabıkalı akıl hastaları hastanesine kapatılan Miss Kitson ve Miss Baker'in 1970'lerde hastaneden tahliye edildikleri yazılı imiş. Kadınların suçu(günahı) gayri meşru çocuklar doğurmuş olmalarıymış. Aileleri bu kadınları kendi elleriyle hastaneye teslim etmiş ve unutmuş. İki kadın 20'li yaşlarda girdikleri hapisten yaklaşık 50 yıl sonra çıkarılmışlar. Yazar bu iki kadından Dora ve Persophone karakterlerini yaratmış.  Dora, erkek gibi giyinmeyi tercih eden pipo içen bir kadın olduğu için, Persephone ise gayrimeşru çocuk doğurduğu için ailesi(ve de toplum) tarafından dışlanarak hastaneye bırakılan kadınlar olmuş. İçinde yaşadıkları toplumsal ahlâkî koşulların kurbanı olan bu iki kadının paylaştıkları kader ve yıllar onlara, önce birbirleri ile sonra da kendi içleri ile olan ilişkilerini gözden geçirmelerine; yarı gerçek yarı hayâl bir dünyanın içinde yüzmeye çabalayarak hayatta kalmalarının yolunu öğretmiş. Oyun ile ilgili araştırırken bu iki kadının durumunun Godot'yu bekleyen Vladimir ve Estragon'u andırdığını okudum.  Gerçekten de bu oyun işte o noktada İngiltere'de geçen bir olay olmaktan çıkıyor tüm kadınları ve erkekleri ilgilendiren bir başka boyuta geçiyor. Toplumun tutturduğu anlamsız ahlâkî kuralların boyunduruğunda  50 yıl akıl sağlığınızın tehlike altında olduğu bir yerde dışarıyı hayâl ederek yaşamaya direnmek artık iki kadının sıradan bir hikâyesi değil bir insanlık direnişi hâline geliyor.  Olayın bir başka yönü de farklı sosyal statülerden gelen birbirinden çok farklı iki kadının aynı sıkışmışlıkta hayâllerini birleştirmeleri. (Ortak bir hayâlde birleşmeleri) Jones bu hikâyeyi kurgularken bir başka şey daha yapıyor, tarihte topluma başkaldırmış kadınları da hikâyenin içine dahil ederek Airswimming ile  kadınların isyan ve direniş  tarihini yazarak onlarla geçmişi hatırlatırken gelecek için bugün mücadele etme gücü veriyor.      



Oyun  Tiyatro Jest yapımı. Seçil Honeywill tercüme etmiş. Yönetmeni Murat Sarı. Dekor tasarımı Murat Gülmez'e, kostüm tasarımı Beril Sönmez'e, ışık tasarımı Özkan Sezer'e,koreografi Tanju Yıldırım'a ait. Oyunun iki oyuncusu Neriman Uğur ve Zeynep Gülmez. Kısaca söylemek gerekirse ekip çok iyi bir oyun çıkarmış.

Öncelikle oyuncu seçiminin çok doğru olduğunu düşünüyorum. Zira bu oyunun başarısı iki oyuncuya bağlı. Oyuncuların temel niteliklerinin  iyi olmalarının yanında oynadıkları rollere uygunlukları da çok önemli. Neriman Uğur ve Zeynep Gülmez her iki açıdan da çok doğru seçim. Uğur'un içi yumuşak ama dışı kabuklu Dora'sı ile Gülmez'in içi hayâlperest dışı kırılgan Persophone'u  bence tam da metnin aradığı karakterler. Oyuncuların birbirine uyan kimyası da oyunun seyirciye geçmesinde en önemli etken. Her iki oyuncuyu da çok beğendim.

Bir oyunda son kararların yönetmende olması gerektiğini düşündüğümden Murat Sarı'yı oyunun her ayrıntısından sorumlu sayıyorum.  Doğal olarak bunun içine oyuncuların çok iyi olan performansları, oyunun  anlatımına çok şey katan dekor  ve kostüm tasarımlarının başarısı da giriyor. Doğal olarak,  gördüğüm bazı hususları da Murat Sarı'nın hesabına yazıyorum. Merdivenden girişle başlayan sahnelerde merdivene arkadan bir çıkış verilmesinden yanayım.  Böylelikle sahneye bindirilen görüntülerin önünden geçilmemiş olur.  Murat Sarı sahneyi ön ve arka diye ikiye bölmüş bence de doğru yapmış. Ön sahnelere cızırdayan eski tip bir flaş patlaması ile geçmesi de çok güzel bir fikir. Önden arkaya geçişte de bir yöntem olsaymış keşke. Kenardaki masa yerine ön ve arka arasında ve de dekor sınırları dışına çıkmadan yerleştirilmiş arkalıksız bir sırayı tercih ederdim.  Gerçek ve hayâl sahneler arasındaki geçişlerin birbirinin devamı olması, bu kapsamda hiç  müziksiz arka sahnelerden ön sahneye müzikle geçilmesi de fena olmaz diye düşünüyorum. Arka sahnelerdeki konuşmalar sırasında müziğin(müzik kimin tasarımı?) fon yapmamasını, dış ses kullanılmamasını daha çok severdim.  Ön oyunu sevmedim. Sahne geçişlerinde kullanılan görüntü bindirmeleri ile oyunun başlaması fena olmaz mıydı diye düşünüyorum. Ön sahnelerde ışığın yüzlerde çok gölge yaptığını gördüm. Çözümü iki oyuncunun aynı hizada durmaması olabilir mi bilmem. Adı havada yüzmek olan bir oyunda yüzmenin illa ki suda yüzme hareketleri ile verilmesi yerine bir kuşun havada yüzmesi(süzülmesi) ve hareketlerin abartılması  bana daha doğru geldi. Fotoğraflarda görülen küvetin kullanılması da genel tabloyu tamamlayan bir ayrıntı olurdu.

Yukarıdaki hususlar oyunu daha da iyi yapabilecek ufak ayrıntılar, hiç bir şekilde oyunun  başarısını gölgelemiyor. Havada Yüzmek'in bu sezonun hem seçim hem de sahneleniş açılarından en iyi oyunlarından biri olduğunu düşünüyorum. Ben çok keyif alarak seyrettim.  Neriman Uğur ve Zeynep Gülmez'in oyunculuğu için oyunu  bir kere daha seyrederim.

Melih Anık       

Kaynaklarım:
http://www.playbill.com/news/article/charlotte-jones-airswimming-the-story-of-injustice-toward-women-gets-its-u.-201450
http://www.theguardian.com/culture/2001/jul/18/artsfeatures.arts

https://vimeo.com/58779304  video

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme