9 Haziran 2013 Pazar

Eylemin İçinde Tiyatro : Gezerken

Bugünlerde tiyatro yazmak gelmiyor içimden. Ama gene de dört yazarın ortak çalışması ‘Gezerken’i seyretmek için Gezi Parkı’na gittim. Duvar yazıları, sloganlar, grafik tasarımlar, fotoğraflar, videolar vb yanında tiyatronun yaşadığımız döneme sıcağı sıcağına bakması hem ilginç hem de olumlu bir katkı. Öte yandan tiyatral bir deneme olarak da anlamlı, yol gösterici, ufuk açıcı. Eminim ki bu gösteriyi hazırlayanlar, seyreden tiyatrocular da seyirci tepkilerine bakarak gelecek için ülkemizde çok da alışılmadık bu türü daha da geliştirecekler. Dikkatimi çeken şey, yazarların eylemin ruhu ve gerçeğine dair yakaladıkları ayrıntılar, konuyu işleyiş biçimleri ile sahnedeki oyuncunun seyirciyi dinleyerek, gözleyerek sergilediği oyunculuk biçimindeki “özel” durum. Onlara bakarak Gezi Parkı’nda esen rüzgârı anlamak, Gezi Parkı’nın nabzını tutmak mümkün. ‘Gezerken’, tiyatronun eylem içinde bir anlamda bir “Vak'a-Nüvis” gibi olayı, eylemi kaydetmesinin önemini ortaya koyuyor. Abartmadan ve de “ajite” etmeden böyle bir gösteri o sıcak atmosferde gerekeni ve görevini yapmıştır. Meydanı dolduranların gösterdiği büyük ilgi ve de tepkiler gösterinin başarısının kanıtı.

Cem Uslu’nun  “Tesadüf ya da Değil” isimli oyununu  Serkan Altıntaş; Mirza Metin’in “Kağıtçının Köpeği Kıtmir” isimli oyununu Sermet Yeşil;  Özen Yula’nın “Boşluğu Doldurmak” isimli oyununu Reha Özcan; Yiğit Sertdemir’in “Toma’nın Uyanışı” isimli oyununu Şebnem Sönmez canlandırdı. Mehmet Abdullah, Salih’in köpeği Kıtmir, (geçmişten gelse de bugün de benzerlerinin var olduğuna inandığım) Aysel’in sevgilisi ve Toma eylemlerden aklımızda kalan “can”lardı.

‘Gezerken’ bir “kolaj”. Her bir oyunda tekrar edilen hususlara(‘Çarşı’ gibi) bakınca önceden bir çerçevenin çizildiğini söylemek güç. Benim anladığım her yazar kendi penceresinden olaya bakmış ve ortaya dört tek kişilik anlatı tiyatrosu çıkmış. Yazarlığını bilmediğim Cem Uslu dışındaki yazarlar olayı ele alış biçimleriyle ve söylemleriyle beni şaşırtmadı. En kolay tanıdığım Yiğit Sertdemir ve Özen Yula oldu. Sertdemir’i ironik dili ve oyununu şaşırtan bir öge üstüne kurması; Özen Yula’nın felsefi derinliğe ve de uzun vadeye verdiği önem; Mirza Metin’in mücadeleciliği ve heyecanı, metinlerine bakarak onları hemen tanımama neden oldu. Cem Uslu da olayların genel bir özetini doğru bir metinle verdi.

Seyirci açısından, oyuncular içinde en öne çıkan Sermet Yeşil oldu. Ama elbette Şebnem Sönmez, yorumu yanında  eylemlerin en tanınan sembol “aktör”lerinden biri olması nedeniyle de seyircinin en çok ilgisini çeken isimdi. Cem Uslu’nun metninin de gereği olarak Serkan Altıntaş’ın “doğal”lığı meydanı dolduranlarda forum konuşmacısı izlenimi bıraktı önce. Zaman içinde “oynadığı” anlaşıldı. Reha Özcan, Özen Yula’nın metnini iyi “oku”muştu ama yorumu o sahne için biraz fazla “sanatsal” kaldı.



Ben bu  gösterinin sahnelenmesinden umutluyum. Devam ederlerse, ki etmelerini diliyorum, bu "Gezi ruhu"nun “diri” tutulmasında/hatırlanılmasında büyük rolü olacak. Ayrıca da kendinden sonra gelenlere tiyatro açısından yolu gösterecek. Önerim dört karakterin(belki de çıkacak yeni karakterlerle) aynı anda sahnede olması ve metinlerin iç içe geçmesi, metnin “bir”lenmesi; tekrarların budanması, sürenin ayarlanmasıdır.  Özen Yula’nın metni, olayların tarihsel derinliğine çok katkı verecektir ve olaylara tarih içinde bakılması oyuna bir perspektif katacaktır. Elbette eylemin ateşi soğudukça yazarların daha da nesnel olacağını düşünüyorum ama Gezi Park’ta seyrettiğim o gösterinin oyuna dönüşürken ilk hâlinden çok da uzaklaşmasını istemem doğrusu. Dün eksik olan mizansen idi. Eminim ki o da bulunacaktır.  

Duyuru yazısından öğrendiğime göre “yeni yazılacak metinlerle yaşadığımız dönemi tam da içinden anlatmaya devam edecek” olan Gezerken’in bu ilk hâli biraz heyecanlı ve ölçülü heyecanlandırmayı hedef almış. Eylemler bittikten sonra da devam etmesini umut ettiğim ve dilediğim bu gösterinin “tam içindeliği”nin, katkı verenlerin sonuna kadar eylemin havasını soluma niyetlerinden kaynaklandığını düşünüyorum. Biliyorum ki bugün Gezi içinden hayatı kaydeden pek çok tiyatrocu ve sanatçı var.

İçimden tiyatro yazmak gelmeyen şu günlerde Gezerken’i yazmak istemişsem, Gezerken bana da iyi gelmiş demektir. Düşünen, kotaran ve katkı verenleri kutluyorum.


Melih Anık



1 yorum: